Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

sorma! (sormayın!, sorma gitsin!)

çokluk, aşırılık ve kötü bir durum anlatan bir söz: Öyle bir sıcak ki sorma gitsin! Sorma başımıza gelenleri! O işi sorma, sarpa sardı!

103

sormak ayıp olmasın

sorulması teklifsizlik sayılan bir şeyi sormadan önce özür dilemek için kullanılan bir söz.

106

sorti yapmak

1) uçak bir noktadan kalkıp başka bir noktaya inmek; 2) uçak bir noktaya çeşitli nedenlerle inişe geçip yeniden yükselmek.

101

sorumlu tutmak

sorumlu saymak, mesul olarak görmek: 'Belki bu matbaanın işi ama dergiler elimize ulaşmazsa sizi sorumlu tutarız.' -A. Ümit.

99

sorumluluk almak

sorumluluk yüklenmek.

92

sorumluluk düşmek

sorumlu sayılmak, sorumlu olarak görülmek.

109

sorun çıkarmak

üzüntü verecek veya içinden güç çıkılır bir durum yaratmak: 'İskemlesinde sıkıntıyla kıpırdanarak iç geçirdiğini duydum, sorun çıkarmaya başladığımı düşünüyordu.' -A. Ümit.

99

soruşturma açmak

soruşturma yapmak.

91

soya çekmek

soyunun özelliklerini taşımak.

101

soyunup dökünmek

sokak giysilerini çıkarıp ev içinde kullandığı rahat kılığını giymek.

108

soyup soğana çevirmek

1) hiçbir şey bırakmamacasına soymak: 'Şimdi bu herifi soyduk soğana çevirdik, değil mi?' -A. Midhat. 2) hırsız bir yeri veya bir kişiyi adamakıllı soymak.

89

söküp atmak

gözden çıkarmak, kıymak, feda etmek: 'Kökü, ciğerimizin içini dolaşan bu filizi söküp atamıyoruz.' -A. Ş. Hisar.

112

sövüp saymak

aralıksız küfürler sıralamak, uzun uzadıya söverek yermek: 'Bir akşam ciğerci söve saya kondusundan çıktı. Başını alıp gitti.' -A. Kulin.

102

söylemediğini bırakmamak

bir kimse veya bir konu ile ilgili olarak söylenmemesi gereken şeyleri söylemek: 'Bir vakitler aralarında su sızmayan hatun kişiler şimdi birbirlerini çekemiyorlar, birbirlerinin arkasından söylemediklerini bırakmıyorlardı.' -H. Taner.

102

söylemesi ayıp

utanılacak bir durumun açıklanması sırasında kullanılan bir söz: 'O zamana kadar hamallık, boyacılık, müvezzilik ve söylemesi ayıp hırsızlık yapmıştı.' -S. F. Abasıyanık.

75

söz açmak

bir konu üzerine konuşmaya başlamak, laf açmak: 'Mademki göndermişler, onlardan kısaca da olsa söz açmak boynumuzun borcu oldu.' -N. Hikmet.

116

söz almak

1) konuşmak için toplantı başkanından izin almak, konuşmaya başlamak: Toplantıda ilk olarak başkan söz aldı. 2) birinin bir işi yapacağını kesin olarak bildirmesini sağlamak: İşimin yapılacağı konusunda bakandan söz aldım. 3) erkek tarafı oğullarıyla evlendirmek üzere kızın ailesinden olumlu cevap almak.

43

söz altında kalmamak

1) bir kimsenin kendisine dokunan sözüne gereken cevabı vermek; 2) kendisini inciten, itham eden veya rahatsız bir duruma düşüren söze gereken karşılığı verip durumu düzeltmek: 'Oğlunu savunmasını bilir, hiçbir sözün altında kalmazdı.' -H. Topuz.

108

söz anlayan beri gelsin

'hiçbiriniz laf anlamıyorsunuz' anlamında kullanılan bir söz.

107

söz aramızda

laf aramızda.

107

söz atmak

1) birine dokunacak bir sözü ortalığa söylermiş gibi söylemek, sözle takılmak, laf atmak: 'Numaralar okunuyor, görüşüyoruz, gruplardan gruplara sözler atıyoruz, şakalar ediyoruz, ne hoş eğleniyoruz.' -R. H. Karay. 2) birine sözle sarkıntılık etmek: 'Sarhoşlar söz atıyor.' -H. E. Adıvar.

104

söz ayağa düşmek

bir sorun, karışmaları gerekmeyen veya yetkisiz ve sorumsuz kimselerin görüş bildirdikleri duruma gelmek.

116

söz bir, Allah bir

verilen sözden dönülmeyeceğini anlatan bir söz: 'Söz bir, Allah bir, seni ele vermem.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

43

söz birliği etmek

ağız birliği etmek: 'Çocuklar sanki söz birliği etmişçesine ortadan yok olmuşlar.' -H. Taner.

50

söz çıkmak

ortalıkta bir söylenti dolaşmak.

40

söz dinlemek (tutmak)

söylenen bir sözü, verilen bir öğüdü benimsemek, davranışlarını bunlara uydurmak.

39

söz düşürmek

konuşmayı belli bir konuya getirmek.

100

söz götürmek

1) doğruluğu ve gerçekliği tartışılabilir olmak; 2) dedikodu yapmak; 3) tahammül etmek, katlanmak.

96

söz götürmez

doğruluğu ve gerçekliği tartışılamayacak kadar açık olan, tersi savunulamayan.

103