Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

söz işitmek

laf işitmek.

94

söz kaldırmamak

onuruna dokunan söze dayanamayıp karşılık verir yaradılışta olmak.

39

söz kesmek

genellikle evlenmek için anlaşıp kesin karar vermek: 'O evlenmek üzere söz kesmiş, işi pişirmiş.' -H. R. Gürpınar.

114

söz konusu edilmek

sözü edilmek, konuşulmak.

103

söz konusu olmak

üzerinde konuşulmak, bahis konusu olmak, bahis mevzusu olmak.

105

söz olmak

dedikodu yapılmak veya bir iş hoş karşılanmamak.

102

söz sahibi olmak

bir konuda konuşma yetkisi olmak.

107

söz sözü açmak

bir konudan konuşurken hemen arkasından türlü konulara geçmek: 'Söz sözü açarak bizim oraları konuşmaya başlıyor ve âdeta gurbette bulunduğumuzu unutuyoruz.' -R. N. Güntekin.

105

söz tutmak

söz dinlemek.

111

söz vermek

bir işi yapacağını kesinlikle bildirmek: 'Vaktim yok, bana para bul, şu borcu ödeyeyim, söz verdim.' -P. Safa.

39

söz yetiştirmek

1) laf yetiştirmek: 'Kadın, kocasına söz yetiştirmeyi bıraktı, konuk kadına baktı.' -B. Günel. 2) birinin söylediğini başkasına götürmek.

31

söz yok!

hakkında hiçbir şey söylenilemez: 'Bizim kibarlığımıza söz yok ama veresiye deyince dayanamam.' -M. Ş. Esendal.

31

sözde kalmak

yapılacağı bildirilmiş bir iş konuşulup gerçekleşmemek.

48

söze atılmak

bir konu konuşulurken birden araya girip konuşmaya başlamak: 'Neyyire Hanım hemen söze atıldı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

37

söze başlamak

konuşmaya başlamak, bir konuya girmek: 'Bu düşünce aklına gelince delikanlı hemen söze başladı.' -N. Hikmet.

99

söze karışmak

başkaları konuşurken araya girip konuşmak: 'Birdenbire söze karışarak düdük gibi bir sesle işi doğruladı.' -R. N. Güntekin.

101

söze son vermek

konuşmayı bitirmek: 'Umarım ki sizi tatmin ettim diyerek sözlerine son verdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

34

söze yatmak

söz dinlemek.

102

sözü açılmak

bir şey veya bir konu üzerinde konuşulmaya başlanmak.

106

sözü ağzına tıkamak

bir kimsenin konuşmasına fırsat vermeden kendisi konuşmaya başlamak.

99

sözü ağzında bırakmak

sözü ağzından almak.

109

sözü ağzında gevelemek

lafı ağzında gevelemek.

102

sözü ağzında kalmak

konuşmasını bitirememek: 'Doktorun sözü ağzında kaldı. Sevim hanım: -Hâl neresi oluyor? diye sordu.' -M. Ş. Esendal.

108

sözü ağzından almak

birinin söylemekte olduğu şeyi bitirtmemek: 'Kız, sözü anasının ağzından alarak: -Zaten biz geleli daha kaç gün oldu? dedi.' -M. Ş. Esendal.

112

sözü bağlamak

konuşmayı bir sonuca vardırmak: 'Sözü şöyle mi bağlayacağız: aydın kişinin hem akıllı hem bilgili hem zeki olması zorunludur.' -A. İlhan.

38

sözü çevirmek

konuşmanın sakıncalı bir biçim aldığını anlaşıldığında başka bir konuya yönelmek, lafı veya konuyu değiştirmek: 'Yüzüm biraz değişmiş olmalı ki Hayri sözünü çevirdi.' -M. Ş. Esendal.

29

sözü dağıtmak

konuşurken birçok konuya değinerek anlatmak isteği konudan uzaklaşmak: 'Konuştuğu konu üstünde, sözü dağıtmadan dikkatini, bilgisini onun kadar toplayan insan görmedim.' -Y. Z. Ortaç.

112

sözü edilmek

1) adı anılmak, bahsedilmek; 2) önemli sayılmak: 'Kendim askerlikte sözü edilir bir hizmet görmüş değilim.' -B. Felek.

109

sözü geçmek

1) kendisini kabul ettirmiş olmak, hatırı sayılmak: 'Sağ olsun, tanıdıklardan hatırı sayılır, sözü geçer emekli bir millî eğitim müfettişi vardı.' -H. Taner. 2) adı anılmak, bahsedilmek: 'Zira sözü geçen memlekette gelişmiş bir proleter sınıfı mevcuttu.' -N. F. Kısakürek.

116

sözü kesmek

1) konuşmasını bitirmeden susmak; 2) başkasının konuşmasını önlemek.

102