Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

su gibi akmak

1) zaman hızla geçmek; 2) para, yiyecek vb. bol bol gelmek: 'Şoförlükten bir senede artırdığım para ile bu bağı almıştım. O vakit su gibi para akıyordu.' -R. N. Güntekin.

37

su gibi aziz ol!

su getirenlere iyi dilek olarak söylenen bir söz.

102

su gibi bilmek (okumak)

yanlışsız bilmek veya okumak.

109

su gibi ezberlemek

yanlışsız okuyabilecek kadar ezberlemek.

106

su gibi olmak

çok ıslanmak.

40

su gibi terlemek

çok terlemek.

98

su görmemiş

çok kirli (yüz, el).

100

su götürür yeri olmamak

başka türlü yorumlanacak bir yönü bulunmamak: Yapılanların su götürür yeri kalmadı.

114

su içinde

en kötü şartlarda bile: Bu masa su içinde on bin lira eder.

102

su içinde kalmak

çok terlemek, su gibi ıslanmak.

41

su iktiza etmek

gusül gerekmek.

104

su kaçırmak

1) su sızdırmak; 2) argo baş ağrıtmak, can sıkmak.

41

su kapmak

yaralar azmak.

42

su katılmamış

kendine özgü olan durumu koruyan, başka bir etkiyle değişmemiş, bozulmamış olan: 'O bizim su katılmamış biricik münekkidimizdir.' -B. R. Eyuboğlu.

109

su kesmek

sulanmak: Bu yoğurt su kesmiş. Bu karpuz dura dura su kesmiş.

35

su koyuvermek

1) sebze ve et pişerken suyunu salıvermek; 2) argo sözünde durmamak, cıvıtmak: 'Melahat büsbütün su koyuvermiş, yerlere yatarak gülüyor.' -H. Taner. 3) vazgeçmek; 4) beklenen görevi yapmamak.

47

su vermek

1) bitkileri sulamak; 2) hayvanlara su içirmek; 3) insanlara içmek için su getirmek.

114

su yapmak

den. gemi veya sandalın içine dibinden su girmek: 'Bir adam için alın damarı çatlamış, dediler mi su yapan tekneden beterdir.' -B. Felek.

58

su yürümek

ilkbahara doğru ağaçlar tomurcuklanmaya başlamak.

100

su yüzü görmemiş

su görmemiş.

45

su yüzüne (üstüne) çıkmak

görünür olmak: 'Bilinçaltı bir baskı belki de ilk kez su üstüne çıkıyordu.' -Ç. Altan.

114

su yüzüne çıkmak

bir süre örtülü kalmış bir iş veya sorun aydınlanmak, belli olmak: 'Tiyatroda sorunlar su yüzüne çıkmış, bunların neler olduğu anlaşılmıştır.' -M. And.

110

sual açmak

üst bir mevki, sorumlu sayılan birine soru sormak.

101

sucuğunu çıkarmak

1) yormak; 2) çok dövmek.

95

sucuk gibi olmak (ıslanmak)

baştan aşağı ıslanmak.

109

sudan çıkmış balığa dönmek

herhangi bir sebeple ne yapacağını bilememek, çok şaşırmak: 'Yaşama adım attılar mı sudan çıkmış balığa dönerler. Ya yetenekleri değerlendirilmezse bu yeni çevrede? Ya saygı görmezlerse?' -T. Uyar.

111

sudan geçirmek

1) herhangi bir şeyi üstünkörü yıkamak; 2) sabunlu çamaşırı durulamak.

106

sufle etmek

1) tiy. oyunculara, izleyicilere duyurmadan söyleyecekleri sözü veya cümleyi fısıldamak; 2) birine unuttuğu bir sözü veya cümleyi kimseye duyurmadan hatırlatmak.

106

suikastta parmağı olmak

düzenlenen suikast olayında rol oynamak.

103

sular kararmak

akşam olmaya başlamak: 'Son vapur iskeleye sular kararırken yanaşırdı.' -A. Ş. Hisar.

44