Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

tadı kaçmak (gitmek)

1) tatsız bir duruma gelmek: 'Ali giderse bizim evin tadı iyice kaçar.' -O. Kemal. 2) mec. bir şey hoşa gidecek yönlerini yitirmek.

38

tadı tuzu kalmamak (bozulmak)

eski zevki kalmamak, yavanlaşmak: 'Buradan itibaren anladım ki memleketin hiç tadı tuzu kalmamış.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

106

tadı tuzu yok

zevksiz, yavan.

109

tadına bakmak

ağzına alıp tadını denemek, test etmek: 'Ana çorbaya tuz atıyor, baba mancanın tadına bakıyor.' -O. C. Kaygılı.

96

tadına doyum olmamak

1) bir şeyin tadı çok beğenilmek; 2) mec. herhangi bir şey çok beğenilmek: 'Bir orman, tadına doyum olmayan bükülüşlerle denize kadar iniyordu.' -B. R. Eyuboğlu.

39

tadına varmak

bir şeydeki ince güzelliği kavramak: 'Bir kere tadına varanlar, yine ondan ver diye başıma balta kesiliyorlar.' -H. R. Gürpınar.

90

tadında bırakmak

aşırılığa kaçmamak: 'Yeter artık! Her şeyi tadında bırakmalı.' -A. İlhan.

37

tadından yenmemek

çok tatlı, çok hoşa gider olmak.

104

tadını almak

bir şeyin güzelliğini bilir olmak, zevkine varmak.

121

tadını bulmak

tadı yerine gelmek.

100

tadını çıkarmak

bir şeyin güzelliğinden veya sağladığı imkânlardan yeterince yararlanmak: 'Kırlarda karısı ile birlikte çıkacakları uzun at gezintilerinin, ocak ateşlerinin tadını çıkarırdı.' -N. Cumalı.

106

tadını kaçırmak

aşırılığa kaçmak, hoşa gitmeyen bir durum yaratmak: 'Şaka ettiğini ama şakanın tadını kaçırdığını söylüyordu.' -A. Kutlu.

103

tadını tuzunu bulmak

kıvamına gelmek, beklenen ölçülere ulaşmak.

105

tafra satmak

böbürlenmek, büyüklenmek, büyüklük taslamak.

104

tafsilat vermek

bir kimse, bir şey veya durumun özelliklerini, inceliklerini, ayrıntılarıyla anlatmak, uzun uzadıya anlatmak: 'Size bugün uzun uzadıya tafsilatını verecek değilim.' -R. H. Karay.

100

tafsilata girmek

ayrıntılar üzerinde durmak: 'Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım.' -B. Felek.

39

tahakkuk ettirmek

kurum, kuruluş veya kişilerin herhangi bir konuda ödemesi gereken miktarı belirlemek.

34

taharet almak

temizlenmek.

102

tahkime gitmek

herhangi bir anlaşmazlığı, çözülmesini sağlamak için tahkim kuruluna taşımak.

104

tahkire uğramak

hakaret görmek.

96

tahlilden geçirmek

gözden geçirmek: 'Kalabalığı kısa ve kuş bakışı bir tahlilden geçirelim.' -F. R. Atay.

99

tahsil görmek

eğitim almak: 'İyi tahsil görmüş gençlerden bir grup meydana getiririz.' -R. N. Güntekin.

109

tahta çıkmak

hükümdar olmak: 'Sultan Süleyman tahta çıkar çıkmaz, babası namına inşa ettirdiği cami 1522'de bitmiş ve halka açılmıştır.' -Y. K. Beyatlı.

99

tahtaya kaldırmak

öğrenciyi sözlü sınav için sınıftaki tahtanın önüne çağırmak.

104

tahtaya kalkmak

öğrenci sınıfta kara tahta önüne çıkmak.

98

tahttan indirmek

hükümdarlığına son vermek.

104

takas tukas etmek

değiştirmek.

115

takat getirmek

dayanmak, katlanmak.

108

takati kalmamak (kesilmek)

gücü azalmak, bitmek: 'Sonra, artık takati kesilmiş gibi kendini bıraktı.' -R. N. Güntekin.

108