Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

uçkuruna gevşek (düşkün) olmak

cinsel isteklerin tutkunu olmak.

107

uçkuruna sağlam olmak

tkz. cinsel isteklerin tutkunu olmamak, namuslu olmak.

91

uçup gitmek

kaybolmak, yok olmak: 'Sağıma baktım. İhtiyar yoktu. Güneşin ilk ziyalarıyla beraber kaybolan hayalet gibi sanki silinmiş, uçmuş gitmişti.' -Ö. Seyfettin.

97

uçurumun kenarından dönmek

büyük bir tehlikeden son anda kurtulmak.

107

uf olmak

1) çocuk dilinde acımak; 2) çocuk dilinde yaralanmak: 'Aman yavrum dikkat et, düşer uf olursun.' -A. Kulin.

102

ufku daralmak

ileriyi görememek, bakış açısı geniş olmamak.

107

ufkunu genişletmek

görüş alanını genişletmek, daha geniş, daha fazla bilgi ve görüş edinmek.

112

uflayıp puflamak

sürekli olarak uflamak.

108

uğur getirmek

iyilik, şans, talih, bereket getirmek: 'Emeti ile evlenmek, Satılmış'a uğur getirmişti.' -E. E. Talu.

118

uğur ola! (uğurlar olsun!)

esenlikle git, yolun açık olsun! anlamında söylenen bir iyi dilek sözü.

98

uğurlu kademli olsun

mutlu bir olay dolayısıyla söylenen bir iyi dilek sözü.

97

uhdesinden gelmek

becermek, başarmak: 'Bu işi tek bir kişiye verseniz yine uhdesinden gelir çünkü yapacağı bellidir.' -Y. K. Beyatlı.

100

uhdesine almak

bir işi üstüne almak, yapacağına söz vermek, sorumluluğu altına almak: 'Kulübün masrafını Türk azalar uhdelerine almışlardır.' -Ö. Seyfettin.

101

ulak çıkarmak

haberci göndermek, posta çıkarmak.

33

ulufe vermek (dağıtmak)

1) tar. Osmanlılarda askerî ve sivil kuruluşlardaki görevlilere üç ayda bir verilen ücreti dağıtmak; 2) mec. yerli yersiz bol keseden para harcamak.

36

umacı gibi

korkunç ve çirkin görünüşlü.

101

umuda düşmek

gerçekleşeceğine inanmak.

101

umuda kapılmak

olacağını düşünmek, hayal etmek.

97

umudu (umudunu) üzmek

umudu kesmek: 'Millet köyden umudu üzmüş bir kere. Hele gençler bir an önce çekip gitmek istiyor.' -M. Kutlu.

103

umudu boşa çıkmak

beklentisi, umudu gerçekleşmemek, hayal kırıklığına uğramak.

37

umudu kırılmak

bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancına varmak: 'Umudu kırılınca boynu bükük, ahıra, ineği sağmaya indi.' -H. E. Adıvar.

99

umudu sönmek

umudu kalmamak.

102

umudunu kesmek

artık olacağını beklememek: 'Aradan dört beş yıl geçince bir yerden de haber gelmeyince sağlığından umutlarını kesmişler.' -M. Ş. Esendal.

102

umudunu kırmak

umut kesmesine yol açmak: 'Onun bu sözleri de umutlarımı biraz daha kırdı ama susmak istemedim.' -A. İlhan.

109

umurumda değil

'beni hiç ilgilendirmiyor' anlamında söylenen bir söz.

106

umurumun teki

bir işe ilgi gösterilmediğini anlatan bir söz.

102

umut bağlanmak

olmasını, olacağını ummak.

86

umut beslemek

bir şeyin olabileceğini beklemek, ummak.

65

umut bırakmak

bir kimsede umut uyandırmak, umut vermek.

92

umut kesmek

1) umudunu kesmek; 2) bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancına varmak, ummaz olmak: 'Senden umutlarını kesmişler, sağ olsun da zararı yok, yazmasın diyorlar.' -S. F. Abasıyanık.

43