Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

uyku tutmamak

uyuyamamak: 'İkisini de uyku tutmamıştı. Yan yana uzanmış, yorganı çenelerine kadar çekmiş, gözleri sonuna kadar açık dertlerine yanmışlardı.' -A. İlhan.

110

uyku vermek (getirmek)

uyuma isteği duyurmak, uyutucu özelliği olmak: 'Sıkılıyorum, uyku veriyor bu tür konuşmalar artık bana.' -A. İlhan.

42

uykusu açılmak (dağılmak)

uykulu durumu geçmek: 'Aşağıdan bir şeyler dedilerse de uykusu açılmış olan nöbetçi hekim anlayamadı.' -M. Ş. Esendal.

99

uykusu ağır olmak

uykudan zor uyanmak.

35

uykusu başına sıçramak

1) uyuyamadığı için sersemleşmek; 2) uykusunu iyi alamadığından hırçınlaşmak: 'Eğer bu patırtıdan, ikinci uykusu başına sıçrayan imam aşağı koşmasa iki kadın, avluda, saç saça, baş başa dövüşeceklerdi.' -H. E. Adıvar.

90

uykusu bölünmek

yeterince uyumadan uyanmak veya uyandırılmak.

102

uykusu derin olmak

uykusu ağır olmak.

101

uykusu gelmek

uyuma isteği duymak.

105

uykusu kaçmak

1) uyumak amacıyla yatmışken herhangi bir sebeple uyuyamamak: 'Bir olta nasıl yapacağım diye uykularım kaçtı.' -S. F. Abasıyanık. 2) kaygılanmak, tedirgin olmak.

107

uykusunu almak

uykusunu tam olarak uyumak.

90

uykusuz kalmak

uyuyamamak: 'Benim de mi düşüncelerim olacaktı / Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım?' -O. V. Kanık.

71

uykuya dalmak

uyumaya başlamak: 'Sonunda uykuya dalınca, ay ışığı uyuyan denizcilerin mutlu yüzlerini apak aydınlattı.' -Halikarnas Balıkçısı.

38

uykuya varmak

1) uyumak: 'Yemek biter bitmez Ali sol elini yastık yaptı, hemen uykuya vardı.' -Y. Kemal. 2) mec. sükûnet, sessizlik, hareketsizlik içine girmek: 'Etrafı kapatan dik, sivri dağlar duman ve bulut sarılı kocaman başlarını birbirine dayayarak çoktan uykuya varmışlardı.' -R. H. Karay.

107

uykuya yatmak

uyumak için yatmak.

92

uyruğuna girmek

1) bir devletin yönetimini kabul etmek; 2) mec. bir kimsenin etkisi altında kalmak, ona bağlanmak: 'Kimsenin uyruğuna girmeyen, küçük, iddiasız ama özgür bir yaşamla yetindi.' -H. Taner.

100

uyuyan yılanın kuyruğuna basmak

kötü bir kimsenin yeni bir kötülük yapmasına fırsat vermek.

93

uyuz etmek

tkz. sinirlendirmek: 'Ne söyleyeceksen söyle Allah aşkına, uyuz etme insanı.' -A. İlhan.

104

uyuz olmak

1) uyuz hastalığına yakalanmak; 2) mec. birine, bir şeye sinirlenmek.

102

uzağı görmek

ileride ne olacağını kestirmek.

100

uzak durmak

yaklaşmamak, karışmamak: 'Çocuklar ilk günü senden uzak durmuşlardı, nasıl bir kişi olduğunu kestiremiyorlardı.' -T. Dursun K.

102

uzak düşmek

uzak olmak, uzak bulunmak: 'Ben uzak düşmemeye çalışır, karşılarında bir yere ilişirdim.' -Y. Z. Ortaç.

96

uzak kalmak

uzakta bulunmak: 'Ancak seven yürek bu, yavukludan uzak kalmaya dayanır mı?' -N. Hikmet.

97

uzak tutmak

uzakta kalmasını sağlamak: 'Hayatımızın o dönemlerdeki durallığı, biteviyeliği, romanı toplumumuzdan uzak tutmuştur.' -S. İleri.

98

uzaklara gitmek

1) konudan ayrılmak; 2) gözleri dalmak, dalıp gitmek.

109

uzaktan bakmak (seyirci kalmak)

seyirci gibi davranıp karışmamak.

101

uzaktan kumanda etmek

kişiyi veya grubu dışarıdan yönlendirmek.

146

uzatmaları oynamak

1) bir görevde son zamanlarını yaşamak; 2) sp. oyunda uzatma dakikalarını oynamak; 3) mec. ölmek üzere olmak.

137

uzatmayalım

kısacası: 'Uzatmayalım, bir tazminat lafıdır tutturdu.' -S. F. Abasıyanık.

99

uzun etmek

1) tartışmayı sürdürmek: 'Pek canım istiyor, uzun etme!' -P. Safa. 2) aşırı gitmek.

112

uzun kulaktan haber almak

uzaktan uzağa haber almak.

122