Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

uzun lafın (sözün) kısası

kısacası, özet olarak: 'Uzun lafın kısası, eleştirmeci okuyucuya faydalı, edebiyata faydalı bir yazıcıdır.' -S. F. Abasıyanık.

108

uzun oturmak

hlk. 1) uzanarak oturmak, yarı yatmış durumda oturmak; 2) şaka yatmak.

42

üç aşağı beş yukarı

yaklaşık olarak, az bir farkla: 'Üç aşağı beş yukarı anlaştık sayılır.' -S. F. Abasıyanık.

123

üç aşağı beş yukarı dolaşmak

kararsızlık içinde, düşünerek, bir karara varmaya çalışarak gezinmek.

45

üç buçuk atmak

argo çok korkmak.

112

üç günlük ömür

ömrün kısalığını anlatan bir söz.

34

üç maymunu oynamak

gördüğü ve duyduğu bir olay hakkında görmemiş, duymamış ve söylememiş olduğunu belirtmek.

102

üçe beşe bakmamak

fiyat üzerinde küçük farkları önemsememek.

103

üçkâğıda bağlamak (getirmek)

karşısındakini şaşırtarak aldatmak.

98

ülke açmak

bir ülkeyi savaşarak almak, fethetmek.

111

ümide düşmek

umuda düşmek: 'Zavallı çocuk bir an geldi ki âdeta yeniden ümide düşer gibi oldu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

42

ümide kapılmak

umuda kapılmak.

100

ümidi boşa çıkmak

umudu boşa çıkmak: 'Kaç sene var ki böyle her ümidin boşa çıktı.' -P. Safa.

105

ümidi kırılmak

umudu kırılmak.

103

ümidi sönmek

umudu sönmek.

110

ümidini kesmek

umudunu kesmek: 'Bunu gerçekten anlamışım, ben de biliyormuşum gibi bir şeylerden ümit kestiğimi hatırlıyorum.' -F. R. Atay.

39

ümidini kırmak

umudunu kırmak.

101

ümit bağlamak

umut bağlamak: 'Hem ne güzeldi sesindeki yankı / Ben oraya ümitlerimi bağladımdı' -B. Necatigil.

110

ümit beslemek

umut beslemek.

100

ümit bırakmak

umut bırakmak: 'Cemil'in bu sözleri kalplerde hiç olmazsa yarın için biraz ümit bırakıyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

101

ümit kesmek

umut kesmek: 'Doktorların, hayatından ümit kestikleri bir sırada yavaş yavaş açılmış, hayata geri dönmüştü.' -A. Kulin.

109

ümit serpmek

umut serpmek: 'Emine ile aralarını bulmaya çalışacağını söyledi, delikanlının gönlüne biraz ümit serptikten sonra çekildi gitti.' -H. E. Adıvar.

105

ümit uyanmak

umut uyanmak.

108

ümit vermek

umut vermek: 'İnsan zekâsının birliği, düşüncelerin tesanüdünden doğan büyük ve ümit verici bir netice.' -C. Meriç.

115

ümitsizliğe düşmek

umutsuzluğa düşmek.

105

ümüğüne sarılmak

bir iş için birini çok sıkıştırmak.

102

ümüğünü sıkmak

ümüğüne sarılmak.

43

ün almak (kazanmak, salmak, yapmak)

ünü herkesçe bilinmek ve her yerden duyulmak: 'Dünyaca ün almış Mark Twain Derneğinin fahri üyeliğini aldığını duyunca...' -S. F. Abasıyanık. 'Ramazan, sertliği, zulmü ile ün salmış bir kabadayı idi.' -H. E. Adıvar.

43

üne kavuşmak

ün kazanmak, şöhret bulmak.

40

ünsiyet peyda etmek

dostluk, arkadaşlık kurmak, samimi olmak.

111