Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

uzun lafın (sözün) kısası

kısacası, özet olarak: 'Uzun lafın kısası, eleştirmeci okuyucuya faydalı, edebiyata faydalı bir yazıcıdır.' -S. F. Abasıyanık.

48

uzun oturmak

hlk. 1) uzanarak oturmak, yarı yatmış durumda oturmak; 2) şaka yatmak.

23

üç aşağı beş yukarı

yaklaşık olarak, az bir farkla: 'Üç aşağı beş yukarı anlaştık sayılır.' -S. F. Abasıyanık.

55

üç aşağı beş yukarı dolaşmak

kararsızlık içinde, düşünerek, bir karara varmaya çalışarak gezinmek.

23

üç buçuk atmak

argo çok korkmak.

50

üç günlük ömür

ömrün kısalığını anlatan bir söz.

18

üç maymunu oynamak

gördüğü ve duyduğu bir olay hakkında görmemiş, duymamış ve söylememiş olduğunu belirtmek.

45

üçe beşe bakmamak

fiyat üzerinde küçük farkları önemsememek.

42

üçkâğıda bağlamak (getirmek)

karşısındakini şaşırtarak aldatmak.

39

ülke açmak

bir ülkeyi savaşarak almak, fethetmek.

52

ümide düşmek

umuda düşmek: 'Zavallı çocuk bir an geldi ki âdeta yeniden ümide düşer gibi oldu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

20

ümide kapılmak

umuda kapılmak.

44

ümidi boşa çıkmak

umudu boşa çıkmak: 'Kaç sene var ki böyle her ümidin boşa çıktı.' -P. Safa.

45

ümidi kırılmak

umudu kırılmak.

39

ümidi sönmek

umudu sönmek.

46

ümidini kesmek

umudunu kesmek: 'Bunu gerçekten anlamışım, ben de biliyormuşum gibi bir şeylerden ümit kestiğimi hatırlıyorum.' -F. R. Atay.

19

ümidini kırmak

umudunu kırmak.

40

ümit bağlamak

umut bağlamak: 'Hem ne güzeldi sesindeki yankı / Ben oraya ümitlerimi bağladımdı' -B. Necatigil.

49

ümit beslemek

umut beslemek.

42

ümit bırakmak

umut bırakmak: 'Cemil'in bu sözleri kalplerde hiç olmazsa yarın için biraz ümit bırakıyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

43

ümit kesmek

umut kesmek: 'Doktorların, hayatından ümit kestikleri bir sırada yavaş yavaş açılmış, hayata geri dönmüştü.' -A. Kulin.

50

ümit serpmek

umut serpmek: 'Emine ile aralarını bulmaya çalışacağını söyledi, delikanlının gönlüne biraz ümit serptikten sonra çekildi gitti.' -H. E. Adıvar.

44

ümit uyanmak

umut uyanmak.

42

ümit vermek

umut vermek: 'İnsan zekâsının birliği, düşüncelerin tesanüdünden doğan büyük ve ümit verici bir netice.' -C. Meriç.

53

ümitsizliğe düşmek

umutsuzluğa düşmek.

47

ümüğüne sarılmak

bir iş için birini çok sıkıştırmak.

39

ümüğünü sıkmak

ümüğüne sarılmak.

24

ün almak (kazanmak, salmak, yapmak)

ünü herkesçe bilinmek ve her yerden duyulmak: 'Dünyaca ün almış Mark Twain Derneğinin fahri üyeliğini aldığını duyunca...' -S. F. Abasıyanık. 'Ramazan, sertliği, zulmü ile ün salmış bir kabadayı idi.' -H. E. Adıvar.

19

üne kavuşmak

ün kazanmak, şöhret bulmak.

18

ünsiyet peyda etmek

dostluk, arkadaşlık kurmak, samimi olmak.

40