Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

yüze vurmak

yüzüne vurmak: 'Fakat politikada kabahatleri yüze vurmak yoktu.' -N. Cumalı.

106

yüzsuyu dökmek

onurunu sarsacak kadar çok yalvarmak: 'Hâlbuki Emin Efendi, feleğin çemberlerinden geçerek, kâh kuvvetlerin önünde diz çöküp yüzsuyu dökerek, kâh zayıflara çelme vurup tuzak kurarak bu mertebeye ulaşmış.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

96

yüzü ak olsun

'sağ olsun' anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü.

99

yüzü asılmak

somurtmak.

102

yüzü düşmek

somurtmak.

113

yüzü gözü açılmak

1) sıkılmaz, utanmaz bir duruma gelmek; 2) toplumsal ilişkiler kurmaya, çevresini, dünyayı tanımaya başlamak.

95

yüzü gülmek

1) sevinci yüzünden belli olmak: 'Otele gidip lavabolu odayı görünce yüzüm güldü.' -F. Otyam. 2) feraha kavuşmak: Şehirlilerle köylüler arasındaki alışveriş şartları düzenlendikten sonra hepsinin yüzü gülmeye başladı. 3) temiz, tertipli duruma gelmek.

117

yüzü kalmamak

bir kimseden daha önce birçok ricada bulunduğu için yeni bir şey istemeye sıkılmak.

101

yüzü karışmak (allak bullak olmak veya alabora olmak)

can sıkıcı bir durum, yüzünden belli olmak: 'Beraberce binmiş olduğumuz bir takside birdenbire yüzü karıştı, şoföre yüksek bir sesle...' -A. Ş. Hisar.

107

yüzü kasap süngeriyle silinmiş

'utanmayan, utanması sıkılması olmayan' anlamında kullanılan bir söz.

112

yüzü kızarmak

utanmak: 'Boynundan bir kese çıkardı fakat içine bakmadan ani bir fikirle yüzü kızardı.' -H. E. Adıvar.

38

yüzü kireç gibi olmak (ağarmak)

yüzünde renk kalmamak, rengi solmak: 'Genç kadının yüzü kireç gibi ağarmıştı.' -R. N. Güntekin.

97

yüzü kireç kesilmek

yüzünde renk kalmamak: 'Bizim bacınınsa yüzü kireç kesildi.' -Halikarnas Balıkçısı.

101

yüzü sararmak

korku, üzüntü, coşku vb. sebeplerle yüzün rengi solmak: 'Gözleri büsbütün büyüdü, saçları dikildi, yüzü sarardı.' -N. Hikmet.

101

yüzü seçilmemek

açıkça tanınmamak, belli belirsiz görünmek: 'Işık arkadan geldiği için yüzü seçilmiyor.' -R. N. Güntekin.

107

yüzü sıcak olmak

çok sevilmek, hoşlanılmak: Paranın yüzü sıcaktır.

102

yüzü soğuk olmak

ürkütücü olmak: Ölümün yüzü soğuktur.

105

yüzü yazılı kalmak

kullanılmak, yenilmek için hazırlanmışken herhangi bir sebeple olduğu gibi dokunulmadan kalmak.

34

yüzüğü geriye çevirmek

evlenme sözünü geri almak, nişanı bozmak.

109

yüzük takmak

nişanlanmak.

102

yüzünden akmak

herhangi bir durum yüzünden çok belli olmak.

105

yüzünden düşen bin parça olmak

öfke veya küskünlükten ileri gelen can sıkıntısıyla suratı asık olmak: 'Ama iktisadi bunalım ayyuka çıktı maşallah, yurttaşın yüzünden düşen bin parça olacak.' -H. Taner.

112

yüzünden kan damlamak

çok sağlıklı olmak, sağlığı yüzünün renginden belli olmak.

132

yüzünden okumak

1) ezbere değil, yazılmış kâğıttan okumak; 2) herhangi bir durumu yüzünden anlamak.

98

yüzüne bakamaz olmak

utanç, yüreksizlik vb. sebeplerle bir kimsenin karşısına çıkamamak.

108

yüzüne bakılacak gibi olmak

çok çirkin olmamak.

102

yüzüne bakılır olmak

çirkin sayılmamak: 'Hem bakalım, yirmi yaşında da olsa yüzüne bakılır cinsten midir?' -R. H. Karay.

103

yüzüne bakılmaz olmak

çok çirkin olmak.

109

yüzüne bakmamak

1) önem vermemek, ilgilenmemek; 2) darılmak, gücenmek.

97