Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

ağzından burnundan getirmek

1) huzurunu bozmak, sıkıntıya sokmak: 'Siz buraya bizi eğlendirmeye mi geldiniz yoksa ağzımızdan burnumuzdan getirmeye mi?' -O. C. Kaygılı. 2) pişman etmek için uğraşmak.

111

ağzından çıkmak

bir sözü istemeden, farkına varmadan söylemek, söylemiş bulunmak: Bir kez ağzımdan çıktı, o fiyata vereceğim.

33

ağzından çıt çıkmamak

hiçbir şey söylememek.

44

ağzından dökülmek

açıkça söylemekten çekindiği şey, konuşmasından belli olmak.

103

ağzından düşmemek (düşürmemek)

her zaman sözünü etmek, söylemek: 'Bu ne cehennemdir lafı ağzından düşmüyordu.' -N. Cumalı.

40

ağzından girip burnundan çıkmak

1) türlü yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek, kandırmak: 'O, köylülerin ağzından girip burnundan çıkmayı mükemmel becerir.' -S. Ertem. 2) iyice dövmek: 'Ulan, ağzını topla! Şimdi ağzından girer, burnundan çıkarım!' -M. Rona.

101

ağzından inci saçmak

birbirinden güzel sözler söylemek.

41

ağzından kaçırmak

istemediği hâlde boş bulunup söyleyivermek: 'Sen onun için en fena tabirleri kullanıyorsun, asabisin, ağzından çirkin şeyler kaçırıyorsun.' -P. Safa.

93

ağzından lakırtı (laf) almak (çekmek)

karşısındakini konuşturarak birtakım şeyleri öğrenmek: 'Ağzımdan lakırtı almak istiyorsun ama demeyeceğim.' -B. Felek.

106

ağzından söz (laf, lakırtı) eksik etmemek

o sözü sürekli söylemek.

102

ağzını açıp gözünü yummak

öfke ile, sonunu düşünmeden ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek: 'Fakat bu inat, Emine'nin çenesini açmış; kızın ne kadar kusuru varsa babasından geldiğini söylerken, Tevfik'e ağzını açmış, gözünü yummuştu.' -H. E. Adıvar.

100

ağzını aramak (yoklamak)

konuşturarak düşüncesini öğrenmeye çalışmak: 'Ağzımı aradı, rahat mıydım, burada okuyacağımı aklım kesmiş miydi?' -A. Kutlu.

105

ağzını bırakıp kıçıyla (bir tarafıyla) gülmek

alay ederek karşısındakine gülmek.

37

ağzını bozmak

kaba sözler söylemek, küfretmek: 'Bütün yapma inceliğine karşın kabaydı karısına karşı. Dövdüğü de oluyordu, ağzını bozduğu da.' -O. Rifat.

34

ağzını burnunu çarşamba pazarına (çanağına) çevirmek

aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek.

113

ağzını burnunu dağıtmak (kırmak, parçalamak)

aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek.

101

ağzını havaya (poyraza) açmak

alay umduğunu elde edememek.

109

ağzını hayra aç!

kötü ihtimaller söz konusu edildiğinde 'Tanrı korusun' anlamında kullanılan bir söz.

111

ağzını kapamak (kilitlemek)

susmak, bir şey söylemek istememek: 'Kendini tutamıyorsun, bari ağzını kapa, sus, küçülme.' -P. Safa.

97

ağzını kiraya vermek

kendini de ilgilendiren bir konuda düşüncesini söylememek.

99

ağzını koklamak

niyetini ve durumunu öğrenmek istemek.

94

ağzını mühürlemek

konuşmamak, susmak: 'Yine o değişmeyen ızdırap ile ağzını mühürler.' -Y. Z. Ortaç.

102

ağzını toplamak

söylemekte olduğu kötü söz veya küfürleri kesmek: 'Evvela ağzını topla! Ağzını bozarsan ben de senden aşağı kalmam.' -S. F. Abasıyanık.

96

ağzını tutmak

1) boşboğazlık etmemek; 2) kötü söz söylememek; 3) bir konuda arzu edilmeyen düşüncelerin açığa çıkmasını susarak önlemek.

101

ağzının içi yangın yerine dönmek

ağzının tadı bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek: 'Ağzımın içi yangın yerine dönüp yine de ağrılar kesilmeyince çok sıkıntılı bir vaziyete düştüm.' -R. N. Güntekin.

38

ağzının içine baktırmak

sözlerini seve seve ve dikkatle dinletmek.

97

ağzının kâhyası olmak

birinin alışkanlıklarına, davranışlarına, düzenine karışmak.

106

ağzının mührü ile

oruçlu olarak.

37