Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

akarı kokarı olmamak

bilinen herhangi bir eksiği, kusuru bulunmamak: 'Ev bize dar geliyor, çürük çarık, akarı kokarı eksik değil.' -N. Kurşunlu.

110

akarına bırakmak

işin sonucunu sabırla beklemek, doğal gelişmeyi beklemek: 'İçeriğin nasıl aktarılacağına dikkat etmiş, dilin olanaklarını akarına bırakmıştır.' -S. İleri.

100

akarsu gibi

aralıksız, kesintisiz: 'Cevapları pek açık ve akarsu gibi idi.' -F. R. Atay.

41

akı ak karası kara

beyaz tenli, kara gözlü, kara saçlı.

116

akıl almak

danışmak, görüş almak.

107

akıl almamak

inanılacak gibi olmamak, akla uygun gelmemek.

115

akıl bırakmamak

kafa karıştırmak.

108

akıl danışmak

bir konuda birinin görüşünü sormak: 'O cinayeti işlemeden evvel gelip bize akıl mı danıştın?' -P. Safa.

119

akıl durdurmak

bir şey çok şaşırtıcı olmak, insanı şaşırtmak.

106

akıl erdirememek (ermemek)

1) ne olduğunu anlayamamak, sırrını çözememek: 'Çalıştıkça da borcumuz azalacağına artıyor, işte buna bir türlü akıl erdiremiyorum.' -Halikarnas Balıkçısı. 2) kabul edememek.

47

akıl erdirmek

ne olduğunu anlamak, sırrını çözmek: 'Yaşadığımız müddetçe bu muammaya akıl erdirmek bizim için pek kabil değildi.' -H. C. Yalçın.

42

akıl ermek

anlamak, çözmek.

110

akıl etmek

herhangi bir önlem veya çareyi zamanında düşünmek: 'Duvar saatine bakmayı akıl ettiğinde ise zihni adamakıllı bulandı.' -İ. O. Anar.

106

akıl havsala almamak

akla mantığa sığmamak: 'Artık bu kadarını akıl havsala alamaz.' -R. H. Karay.

126

akıl hocalığı taslamak

bir işte doğruyu, iyi olanı gösterdiğini sanmak: 'Burada akıl hocalığı taslıyorum ama ben böyle akılsızlıkları çok yapıp birkaç kere sorunla karşılaştım.' -R. Erduran.

103

akıl işi değil

'akla uygun değil, doğru değil' anlamında kullanılan bir söz.

47

akıl öğretmek

birine nasıl davranacağını göstermek, yol göstermek, akıl vermek: 'Sana ne oluyor? Akıl öğretecek sen mi kaldın?' -N. Hikmet.

108

akıl vermek

akıl öğretmek.

104

akıl yürütmek

1) herhangi bir konuda fikir vermek; 2) tahminde bulunmak.

115

akılda tutmak

unutmamak.

107

akıldan çıkarmak

1) düşünmemek; 2) unutmak.

108

akıllı geçinmek

kendini çok akıllı sanmak: 'Akıllı geçinen kadınlardan beklenebilecek tepkileri vermedi hiç.' -R. Erduran.

109

akıllı olmak

gerçeklere uygun davranmak: 'Mesut olmak için akıllı olmak kifayet eder, baht, talih bunlar boş şeydir!' -M. Ş. Esendal.

120

akıllılık etmek

1) yerinde ve uygun davranmak; 2) uyanık davranmak.

52

akılsızlık- akılsızlık etmek

düşüncesiz ve yersiz davranmak.

106

akım derken bokum demek

kaba sözünü yerli yerince söyleyememek.

102

akıntıya (akıntıya karşı) kürek çekmek

olmayacak bir iş uğrunda boşuna çabalamak: 'Böyle akıntıya kürek çektiğine çok acıdım doğrusu.' -N. Hikmet.

50

akıntıya kapılmak

1) bir akıntının etki alanına girmek, akıntı ile birlikte sürüklenmek: 'Aralarından biri akıntıya kapıldığı zaman ötekiler var kuvvetleriyle dayanarak onu geri çekiyorlardı.' -R. N. Güntekin. 2) mec. etki altında kalarak bir topluluğun davranışına katılmak.

111

akıp gitmek

çabuk geçmek: 'Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.' -Atatürk.

112

akideyi bozmak (akidesi bozulmak)

doğru bilinen bir inanış veya gidişten ayrılmak.

106