Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

baş tacı etmek

çok sevmek ve saymak, el üstünde tutmak.

107

baş üstünde tutmak

çok iyi ağırlamak.

47

baş üstünde yeri var

'büyük bir saygı ve ilgi ile karşılanır veya ağırlanır' anlamında kullanılan bir söz.

43

baş vermek

1) çıban olgunlaşmak; 2) buğday vb. bitkiler başak bağlamaya başlamak, başak oluşmak; 3) gemi, kayık vb.ni döndürmek, çevirmek: 'En sonunda rüzgârların istikametine baş verdi.' -S. F. Abasıyanık. 4) ortaya çıkmak, belirmek: 'Fransızlardan, neler olup bittiğini, neden müttefikler arasında bazı sorunların baş vermiş olduğunu öğrenmeleri isteniyordu.' -A. Kulin.

102

baş yakmak

kötü duruma düşürmek.

114

baş yemek

1) birinin ölümüne veya yok olmasına sebep olmak; 2) birinin güç duruma düşmesine yol açmak.

103

başa baş gelmek (kalmak)

1) eşit olmak, denk olmak; 2) berabere kalmak.

47

başa gelmek

kötü bir durumla karşı karşıya kalmak.

108

başa güreşmek

1) yağlı güreşte, en usta pehlivanlar başpehlivanlık için yarışmak; 2) mec. en üstün sonucu elde etmek veya bir işte en üst noktaya gelmek için mücadele vermek.

100

başa vermek

hlk. değiş tokuş yaparken üste bazı şeyler vermek.

108

başağrısı olmak

sıkıntı vermek, uğraştırmak: 'Efendim nemize lazım, sonra size başağrısı olur.' -M. Ş. Esendal.

102

başak bağlamak (tutmak)

arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerde başak oluşmak.

43

başarı göstermek (kazanmak)

başarmak: 'Arandığı, fikri sorulduğu, başarı kazandığı da oluyordu.' -R. H. Karay.

116

başarısızlığa uğramak

başarısız olmak: 'Paşa acele bir taarruzun başarısızlığa uğramasından çekinmektedir.' -F. R. Atay.

38

başı ağrımak

sorunu olmak, sıkıntı içinde bulunmak.

104

başı bağlanmak

1) evlendirilmek; 2) birini yandaş olarak kazanmak, kendi yanında tutmak: 'Başı bağlananların vekillerine birer samur kürk gelmiştir.' -S. Birsel.

107

başı belada olmak

çözülmesi güç, sıkıntılı bir durumda olmak.

111

başı belaya girmek (uğramak)

sıkıcı, üzücü bir durumla karşılaşmak: 'Bir keresinde başı polisle belaya girmişti.' -A. Ümit.

106

başı çatlamak

başı çok ağrımak.

105

başı dara düşmek

sıkıntıya girmek: 'Adamın başı dara düşünce yardımına Hayrullah koşmaz da kim koşar?' -A. İlhan.

123

başı daralmak

para yönünden sıkıntıya, darlığa düşmek: Başınız daralırsa beni arayın.

45

başı darda kalmak

parasızlıktan dolayı sıkıntıda olmak.

106

başı derde girmek

sıkıntılı bir duruma düşmek: 'İlişkilerdeki rol dağılımını sürekli karıştırdığımdan, benim de temizlikçilerle başım hep derde girmiştir.' -T. Uyar.

95

başı dik olmak

1) onurlu, gururlu olmak; 2) cesur, yürekli olmak: 'Daima başı dik olacak, idare dâhil, kimseye boyun eğmeyecekti.' -K. Korcan.

109

başı dönmek

1) insana, eşyanın dönmesi, ayağının altından yerin çekilmesi vb. bir duygu gelmek: 'Cümle kapısının önüne geldiği zaman başının dönmeye başladığını hissetti.' -P. Safa. 2) sıkıntı yaratan bir durum karşısında bunalmak; 3) görkemli bir şey karşısında şaşırmak; 4) para veya makam sebebiyle şaşırıp şımarmak.

110

başı göğe ermek (değmek)

alay beklenmeyen bir mutluluğa ermek.

109

başı kazan gibi olmak

başında çok ağrı ve uğultulu bir sersemlik olmak: 'Başım kazan gibiydi, bir kavanoz aspirin içsem ağrımın geçeceğine ihtimal vermiyordum.' -T. Dursun K.

47

başı nâra yanmak

başkası uğruna büyük bir zarara uğramak.

46

başı sıkılmak (sıkışmak)

herhangi bir güçlük karşısında kalmak, bunalmak: 'Baba dostu bir adam, başı sıkıldıkça Edip Münir ona koşar.' -H. R. Gürpınar.

105

başı sıkıya gelmek

herhangi bir güçlük karşısında bunalmak, zor durumda kalmak: 'Başımız sıkıya geldi mi hemen onlara koşacağız.' -Ö. Seyfettin.

110