Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

benzi kül gibi olmak

yüzünden kan çekilmek, yüzü sararmak.

94

benzi sararmak

yüzünün rengi solmak: 'O böyle söylerken yanında bulunanların benzi sararırdı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

34

benzi solmak

gücünü yitirmek, sağlık sorunu olmak.

89

benzi uçmak

yüzü sararmak: 'Benzi uçtu, dudaklarındaki gülümseme soldu.' -M. Ş. Esendal.

99

benzinde kan kalmamak

kansızlık sebebiyle yüzü sararmak.

99

benzine kan gelmek

sağlıklı duruma gelmek, canlanmak: 'Yirmi dört saat evvel Allah'tan ziyade Abdülhamit'ten korkan kâtiplerin henüz benizlerine kan gelmemişti.' -Ö. Seyfettin.

43

beraatizimmet asıldır

'tersi kanıtlanmadıkça insanların suçsuz sayılmaları gerekir' anlamında kullanılan bir söz.

104

berabere kalmak

1) aynı sayıyı almak; 2) başa baş gelmek.

93

bereket ki (bereket versin ki)

'iyi ki, Tanrı’ya şükür ki' anlamında kullanılan bir söz: 'Bereket versin ki padişahın cellatları kapıya dayanmadılar.' -İ. O. Anar.

103

bereket versin

1) para alan kimsenin söylediği iyi dilek sözü; 2) bir kimsenin bir durumdan hoşnutluğunu anlatan söz: 'Bereket versin, gece bu kır yolu tenha idi.' -H. R. Gürpınar.

99

berhudar ol!

'iyi günler göresin' anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü: 'Fahim Bey'in kısa boylu, ak sakallı babası, berhudar ol oğlum, gel seni alnından öpeyim, demiş.' -A. Ş. Hisar.

101

besiye çekmek

hayvanı semirtmek için beslemek.

103

besleme gibi

giydiğini kendine yakıştıramayan (kız).

96

besmele çekmek

bir işe başlarken 'bismillahirrahmanirrahim' sözünü söylemek: 'Üç dört kişi birden besmele çekmişlerdi ve hepsi birden okumaya başlamışlardı.' -M. Ş. Esendal.

98

beş aşağı beş yukarı

üç aşağı, beş yukarı.

94

beş para almamak

hiç para almamak.

101

beş para etmez

'hiçbir değeri yok, işe yaramaz' anlamında kullanılan bir söz: 'Doktorun oğlu imtihansız geçmek değil, ağzı ile kuş tutsa bile beş para etmez.' -A. H. Çelebi.

92

beş paralık etmek

zor durumda bırakmak, dile düşürmek, rezil etmek.

35

beş paralık olmak

zor durumda kalmak, dile düşmek, rezil olmak: Yaptığı bu hatadan dolayı onuru beş paralık oldu.

104

beş parasız kalmak

harcayacak parası olmamak: 'Kış hâlâ çok zordu. Beş parasız kalındığı günler sürüp gidiyordu çünkü.' -A. Kutlu.

99

beşer şaşar

'insan her zaman yanılabilir' anlamında kullanılan bir söz.

99

beşiğini sallamak

çocukluğundan veya çok eskiden tanımak, büyümesine hizmet etmek.

29

beşiklik etmek

beşiklik görevini yapmak: 'Anadolu bugünkü Türklerin vatanı olmadan önce, sayısız topluma beşiklik etmiştir.' -C. Uçuk.

93

beşikten mezara kadar

bütün hayatı boyunca, ölünceye kadar.

90

beşlik simit gibi kurulmak

kendini bir şey sanarak bir yere yayılıp oturmak.

102

beti benzi atmak (solmak, uçmak, kül kesilmek, kireç kesilmek)

herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak, korkmak.

95

beti benzi kalmamak

yüzü sararıp solmak: 'Müşterim bu sesi duyunca arabayı durdurdu. Beti benzi kalmadı. Eli ayağı titremeye başladı.' -H. R. Gürpınar.

90

beti bereketi kalmamak (kaçmak)

azalmak, kıtlaşmak, çabuk tükenmek: Paranın beti bereketi kalmadı.

105

beton gibi

1) çok sağlam, dayanıklı, sert; 2) güçlü: 'Yere hem tüy gibi hafif hem de beton gibi sağlam basabilmek.' -H. Taner.

115

bey gibi yaşamak

bolluk içinde yaşamak.

32