Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

bıçak yemek

bıçaklanmak.

103

bıkkınlık gelmek

bıkmak, usanmak, bunalmak: 'Zaman olur, en yakın arkadaşından bile bıkkınlık gelir insana.' -K. Korcan.

44

bıkkınlık vermek

bir şeyi sürekli tekrarlayarak karşısındakini usandırmak.

110

bıldırcın gibi

kısa boylu, dolgunca, alımlı (kadın).

109

bırak Allah'ını seversen

bir kimse veya nesnenin değersizliğini belirtmek için kullanılan bir söz.

101

bırak ki

varsay ki: 'Filan hekim, dediler, geldi baktı, anlamadı / Bırak ki anlasalar var mı çare hiç, ne gezer' -M. A. Ersoy.

108

bıyığı (bıyıkları) terlemek

bıyığı yeni yeni çıkmaya başlamak: 'Çocukları ve bıyıkları terlemeye yüz tutmuşları selamlıktan çağırdılar.' -R. H. Karay.

101

bıyığını balta kesmez olmak

kimseden korkusu olmamak.

112

bıyığını silmek

bir işi olmuş bitmiş sayarak onunla uğraşmaktan vazgeçmek.

106

bıyık altından gülmek

birinin durumuna belli etmemeye çalışarak gülümsemek: 'Sanki yarım ağız söylediğimi anlamış gibi bıyık altından gülerek şöyle bir süzüyor beni.' -A. Ümit.

109

bıyık burmak (bükmek)

çalım yapmak amacıyla bıyıklarını kıvırmak: 'Bıyık buran, göğüs geren erleriz.' -E. B. Koryürek.

110

bıyıkları ele almak

delikanlılık çağına girmek.

41

biber gibi

çok acı.

104

biber gibi yakmak

1) deri, göz vb.ni çok acıtmak; 2) çok üzmek, dertlendirmek.

42

biber gibi yanmak

1) deri, göz vb. çok acımak; 2) çok üzülmek, dertlenmek.

39

biblo gibi

ufak tefek, zarif (kız).

115

biçim almak

biçimlenmek, belli bir biçime girmek, şekillenmek.

111

bigâne düşmek

yabancılaşmak: 'Birkaç yabancı dili rahatlıkla konuşurken ana dilini bilmeyen ve bigâne düşmüş dudaklar susmalıdır.' -S. Ayverdi.

44

bildiğinden şaşmamak (kalmamak)

hiçbir etkiye aldırış etmeyerek doğru bildiği davranışı sürdürmek.

113

bildiğini okumak

herkes ne derse desin bildiği, istediği gibi davranmak: 'Efendiden gizli yine herkes bildiğini okuyordu.' -H. R. Gürpınar.

76

bildiğini yapmak

verilen öğütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek: 'Her şeye peki, olur der fakat sonunda gene bildiğini yapardı.' -H. Taner.

39

bildiğini yedi mahalle bilmez

bir kimsenin çok kurnaz, çokbilmiş olduğunu anlatan bir söz.

55

bildik çıkmak

birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanıştıklarını anlamak: 'Hâlbuki ayrılık acısına ve ayrılık seslerine, bildik çıkmaklığım gerekti.' -R. H. Karay.

102

bildim bileli

öteden beri, eskiden beri: 'Sütannenin sandık odası, bildim bileli akar.' -Ö. Seyfettin.

109

bile bile lades

1) kötü bir durumu öyle gerektiği için kabullenmiş görünme, bilerek aldanmış görünme: 'Benimki bir yapı meselesi. Ben böyleyim. Benimki bile bile lades. Aldırmıyorum, hoşgörümü kullanıyorum.' -N. Meriç. 2) sonucun kötü olacağını bilse bile bir işe girme.

53

bileğinde altın bileziği olmak

kolunda altın bileziği olmak.

104

bileğine güvenmek

gücüne veya hünerine güvenmek.

122

bileğinin hakkıyla (gücüyle, kuvvetiyle, zoruyla)

kendi gücü ve kendi çalışması ile.

111

bilek gibi

gür, kalın (saç veya akarsu).

114

bilet kesmek

1) bileti koparıp alıcıya vermek, bilet satmak: 'Benimki paso, dedi, hanımefendiye bir bilet kes.' -R. H. Karay. 2) mec. işine son vermek, işten uzaklaştırmak, ayırmak.

42