Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

bize de mi lolo?

'işin içinde bir iş olduğunu bilmez miyiz sanıyorsunuz?' anlamında kullanılan bir söz: 'Şehir uşağıyız. Bize de mi lolo? Bu işin içinde bir karı dalaveresi olduğunu anladım.' -H. R. Gürpınar.

109

boca etmek

1) geminin başını rüzgâr almayan tarafa çevirmek: 'Ne var ki Ateşoğlu dümendeydi. Yükseldi, yine boca etti.' -Halikarnas Balıkçısı. 2) mec. birden çevirip boşaltmak, dökmek: 'Şarap koyuyorum diye sirke şişesini boca etmişsin.' -H. R. Gürpınar.

99

bocuk domuzuna dönmek

çok semiz ve besili olmak.

101

bocur bocur kabarmak

duygulanıp içi kabarmak.

38

bodur kalmak

1) boyu uzamamak: 'Boyu bosu kötü toprağa düşmüş İdris ağacı gibi bodur kalmış.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) mec. gelişmemek.

101

boğa gibi

çok güçlü görünen, vücudu iyi gelişmiş (delikanlı).

35

boğaya çekmek

ineği boğa ile cinsel ilişkide bulundurmak.

40

boğaya gelmek

çiftleşme zamanı gelmek.

103

boğaz açmak

ağaçların dibini kazarak toprağı kabartmak.

107

boğaz boğaza gelmek

zorlu kavga etmek: 'Birbiriyle boğaz boğaza gelen okul çocuklarını, Samet'in varlığı bugünlerde tek bir vücut gibi bir araya toplayabilirdi.' -H. E. Adıvar.

96

boğaz durmaz

yeme içme gereksiniminin başka ihtiyaçlar gibi geri bırakılamayacağını anlatan bir söz.

92

boğaz içinde kavga var

açlığını aşırı bir biçimde gidermeye çalışanlar için söylenen bir söz.

97

boğaz ola

hlk. 'afiyet olsun, yarasın, bereketli olsun' anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü.

98

boğaz olmak

1) boğazı ağrımak: 'Çocukluğumdan beri sık sık boğaz olurdum.' -B. Felek. 2) imrenmekten boğazı şişmek: 'Fazla imrendiriyorsun insanı, boğaz olacağız.' -S. F. Abasıyanık.

99

boğazı açılmak

iştahı artmak.

27

boğazı düğümlenmek

üzüntüden boğazı tıkanmak.

98

boğazı inmek

bademcikleri şişmek, iltihaplanmak.

93

boğazı işlemek

durmadan bir şeyler yemek.

103

boğazı kurumak

çok susamak: 'Kediyi karşısında gördükçe yüreği titriyor, boğazı kuruyor.' -M. Ş. Esendal.

95

boğazına bir yumruk tıkanmak (gelip oturmak)

konuşamaz olmak, sesi çıkmamak: 'Babasının adı anılınca Ferit'in boğazına bir yumruk tıkandı.' -A. İlhan.

99

boğazına dizilmek

üzüntü, kaygı vb. sebeplerle isteksiz yemek, iştahı kesilmek.

34

boğazına durmak

yediği şeyi yutamamak: 'Nankörler! Yediğiniz ekmek boğazınızda dursun.' -Halikarnas Balıkçısı.

33

boğazına indirmek

fazla ve gelişigüzel yemek.

103

boğazına kadar

pek çok, gereğinden fazla, aşırı ölçüde: 'Baba daima boğazına kadar borç içinde yaşar, müsrif, batakçı bir memurdu.' -Ö. Seyfettin.

29

boğazına sarılmak

üstüne yürümek: 'Tam boğazına sarılacaktım, yere düştü, bir daha kalkamadı.' -R. H. Karay.

35

boğazında düğümlenmek

söylemek istediğini heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek.

32

boğazından artırmak

yiyeceğinden kısıp parasını artırmak.

102

boğazından geçmemek

sevdiği bir kimsenin yokluğu veya yoksulluğu dolayısıyla bir yiyeceği yalnız başına yemekten üzüntü duymak: 'Her gün evde pişen türlü yemeklerin hiçbiri sensiz boğazımdan geçmiyor.' -O. C. Kaygılı.

42

boğazından kesmek

yiyip içmede çok tutumlu davranmak: 'Ekonomi, kendinin ve çoluk çocuğunun boğazından kesmek demekti.' -R. N. Güntekin.

40

boğazını doyurmak

karın doyurmak.

92