En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

yol yapmak

1) yol oluşturmak: 'Geçen köylünün, arabanın, sürünün izi buraları yol yapmıştır.' -R. H. Karay. 2) kandırmaya çalışmak, avutmak.

83 görüntülenme

ezbere konuşmak

bilmeden, aslını arayıp sormadan konuşmak.

83 görüntülenme

kendine yontmak

çıkan her fırsattan yararlanarak hep kendi çıkarını sağlamak.

83 görüntülenme

yola düzülmek

gidilecek yere doğru yola çıkmak: 'Güneş doğarken yola düzüldük.' -R. Mağden.

83 görüntülenme

gem almamak

söz dinlememek.

83 görüntülenme

(birinin) izinden yürümek

birine içten bağlanarak onun başladığı işi aynı anlayışla sürdürmek.

83 görüntülenme

(bir şeye) düşkün olmak

çok önem, değer vermek: 'Şiire milletçe düşkün oluşumuzun sebeplerini araştırırken kafiye merakımıza takıldım.' -B. R. Eyuboğlu.

83 görüntülenme

(birinin) dizlerine kapanmak

çok yalvarmak.

83 görüntülenme

bıçak altına yatmak

ameliyat olmak.

83 görüntülenme

(bir şeye) Fatiha okumak

o şeyden umudunu kesmek.

83 görüntülenme

cehenneme kadar yolu var

'defolsun, istediği yere kadar gitsin' anlamında kullanılan bir söz.

83 görüntülenme

dahası var

bir konuda bilinmesi gereken başka şeyler de olduğunu anlatmak için kullanılan bir söz: 'Dahası var fakat dahasını siz merak edip arayın, bulun.' -B. R. Eyuboğlu.

83 görüntülenme

çın çın ötmek

sürekli olarak keskin ses çıkarmak: 'Rüzgâr vurdukça çın çın öten tabakların sesini dinleye dinleye uykuya geçtiler.' -L. Tekin.

83 görüntülenme

bıçak atmak

1) bir hedefe bıçak fırlatmak; 2) bıçaklamak; 3) ameliyat etmek.

83 görüntülenme

(gemi) baş tutamamak

rüzgâr, fırtına yüzünden, yapılışındaki veya yükselişindeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak, rotadan çıkmak.

83 görüntülenme

(bir şeye) gözü (gözleri) takılmak

dikkati çeken bir şeyden bakışlarını ayıramamak: 'Gözleri başka bir sahifenin ortalarına takıldı.' -P. Safa.

83 görüntülenme

kadrini bilmek

değerini bilmek, yararlanmak: 'Onun kadrini iyi bilenler de var.' -A. Ş. Hisar.

82 görüntülenme

(bir şeye) hasret bırakmak

gerektiği anda bir şeyin yokluğunu hissettirmek: 'Kış günü, çoluğu çocuğu battaniyeye hasret bırakıp hepsini topladım, balkonda yattım.' -M. İzgü.

82 görüntülenme

(söz) abes kaçmak

uygun düşmemek.

82 görüntülenme

nişan almak

1) bir hedefi vurmak için ateşli silahlara gerekli doğrultuyu vermek, gezlemek: 'Tabancasını kılıfından çıkarmış ve nişan almak üzereydi.' -A. Gündüz. 2) kendisine nişan verilmek: 'Doktor, Türk ordusunda çalıştığını, üniformamızı taşıdığını, nişan aldığını, övünerek anlattı.' -R. H. Karay.

82 görüntülenme

taban çıkmak (girmek, koymak)

futbolda topla oynayan oyuncunun hareketini engellemek için doğrudan doğruya tabanla müdahale etmek.

82 görüntülenme

yoldan (yolundan) kalmak

gidilmek istenen yere gidememek.

82 görüntülenme

(birinin) ensesine yapışmak

yakalayıp sıkıştırmak: 'Polisler ikametgâhsız diye ensene yapışırlar, seni deliğe tıkarlar.' -Y. K. Beyatlı.

82 görüntülenme

boş bırakmak

bir yerde kimse oturmamak, boş kalmak.

82 görüntülenme

direksiyon sallamak

argo motorlu taşıt kullanmak.

82 görüntülenme

el kaldırmak

1) oy verdiğini veya söz istediğini elini kaldırarak belirtmek; 2) birine, bir şeye vurmaya kalkışmak: 'İtlerden birine el kaldırmanın cezası ölüm idi.' -M. İzgü.

82 görüntülenme

paha biçilmez

değeri ölçülemeyecek kadar yüksek: 'Başında ağır ve paha biçilmez emsalsiz ve füsunlu bir taç gibi duruyordu.' -Ö. Seyfettin.

82 görüntülenme

söz aramızda

laf aramızda.

82 görüntülenme

kinin gibi

çok acı.

82 görüntülenme

direktif almak

talimat almak, emredilmek: 'Herkes benden emir, direktif almaya mecbur değil!' -A. Gündüz.

82 görüntülenme