En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

siftah etmek

1) esnaf sabahleyin ilk alışverişi yapmak: 'Bu vakit kim gelecek? Her günkü gibi siftahı sen ediyorsun?' -E. E. Talu. 2) mec. bir işi ilk kez yapmak.

108 görüntülenme

şakaya vurmak

ciddi bir söz veya davranışı şaka yoluyla geçiştirmek.

108 görüntülenme

yüzü karışmak (allak bullak olmak veya alabora olmak)

can sıkıcı bir durum, yüzünden belli olmak: 'Beraberce binmiş olduğumuz bir takside birdenbire yüzü karıştı, şoföre yüksek bir sesle...' -A. Ş. Hisar.

108 görüntülenme

yüz yüze gelmek

1) birden karşılaşmak: 'Tırmanıp gedikten girer girmez toprak dolu çuvallarla burayı tıkamaya çalışan insanlarla yüz yüze geldi.' -İ. O. Anar. 2) bir araya gelmek: 'Bir daha yüz yüze gelmemek için ayrılmışlardı.' -Ö. Seyfettin.

108 görüntülenme

fitne sokmak

ara bozmak, insanları birbirine katmak.

108 görüntülenme

tutunacak bir dal aramak

güvenilecek, dayanılacak bir insana ihtiyaç duymak: 'Yaşamının boşluğundan nasıl sıkıldığını, tutunacak bir dal aradığını ama bulamadığını anlatır.' -İ. Aral.

108 görüntülenme

yengeç gibi

yan yan yürüyen (kimse).

108 görüntülenme

kuzu postuna bürünmek

karşısındakini aldatmak için gerçek kişiliğini saklamak, kendini zararsız ve uysal göstermek.

108 görüntülenme

kayıtsız kalmak

önem vermemek, umursamamak: 'Halk, nice silik insanların en yüksek mertebelere çıkmasına kayıtsız kalır.' -Y. K. Beyatlı.

108 görüntülenme

aza çoğa bakmamak

olanla yetinmek.

108 görüntülenme

geberip gitmek

istenmedik bir biçimde ve beklenmedik bir zamanda ölmek: 'En ufak sarsıntıda damlarınız kafanıza yıkılıyor, çoluk çocuk geberip gidiyorsunuz.' -A. Kulin.

108 görüntülenme

görmezden gelmek

görmemiş gibi yapmak, farkında değilmişçesine davranmak.

108 görüntülenme

(birinin) yatağına girmek

kadın biriyle evlilik dışı ilişkide bulunmak.

108 görüntülenme

can derdinde olmak

zor bir durumdan kurtulmaya çalışmak: 'Herkes can derdinde, ben de Şahin'in ardına düşmüşüm.' -Y. K. Beyatlı.

108 görüntülenme

tuzla buz etmek

cam türünden şeyleri onarılmayacak biçimde kırmak, paramparça etmek: 'Kaldırdığı gibi pekmez çömleğini vurmuş yere, tuz buz etmiş.' -R. Ilgaz.

108 görüntülenme

(bir şeyin) dibi görünmek

içindeki şey tükenmek.

108 görüntülenme

(bir yere) parmak basmak

1) imza yerine parmağını mürekkebe batırarak bir yere bastırmak: 'Ben bu dileğin altına bilmem kaç kuruşluk pul yapıştırtıp, binlerce yurttaşa parmak bastırtıp yirmi metre uzunluğunda bir dilek kâğıdı olarak size sunabilirdim.' -N. Hikmet. 2) mec. bir konu üzerine dikkati, ilgiyi çekmek: 'Bu arada benim öteden beri gözüme çarpan bir noktaya şimdi parmak basacağım.' -B. Felek.

108 görüntülenme

(birinin) acısına dayanamamak

bir kimse bir yakınının ölümünden büyük üzüntü duymak.

108 görüntülenme

esir yatmak

savaşta düşman eline düşüp uzun süre tutsak kalmak, esarette kalmak.

108 görüntülenme

can kaygısına düşmek

her şeyden vazgeçip sadece kendi hayatını koruma veya kurtarma çabasında olmak.

108 görüntülenme

hâli kalmamak

gücü, takati, eski durumu olmamak: 'Ama nasıl kurtulacaktı? Kuvveti bitmiş, kımıldayacak hâli kalmamıştı.' -Ö. Seyfettin.

108 görüntülenme

yere sağlam basmak

titiz ve dikkatli davranmak: 'Uyanıklar, elbette yere sağlam basarlar. Çevreyi hesaba katarlar.' -H. Taner.

108 görüntülenme

ağız satmak

yüksekten atarak kendini övmek.

108 görüntülenme

(bir şeyin) pençesine düşmek

yakalanmak: 'Karaborsa davalarında ise bunların nüfuzları sıfırdan aşağıdır çünkü bu hususta birçoğu Millî Korunma'nın pençesine düşmeye namzettir.' -H. E. Adıvar.

108 görüntülenme

eski hamam eski tas

'hiçbir şeyi değişmemiş, eski durumunda kalmış' anlamında kullanılan bir söz: 'Bereket versin, işi kuru gürültüden ileri gitmediği, her şeyin eski hamam eski tas kaldığı çabuk anlaşıldı.' -K. Tahir.

108 görüntülenme

(bir şeyin) üstüne gelmek

bir şey yapılırken veya konuşulurken çıkagelmek.

108 görüntülenme

gözleri buğulanmak (bulutlanmak)

gözleri yaşararak çevreyi bulanık görmek.

108 görüntülenme

zemberek gibi

birdenbire, aniden: 'Halim zemberek gibi boşanıyor, sağa bir omuz, sola bir omuz, kalabalığı yarıp Korkut'un karşısına dikiliyor.' -A. İlhan.

108 görüntülenme

gözleri çakmak çakmak (olmak)

ateşli hastalık veya öfkeden gözleri kızarmış ve parlamış (olmak): 'Avuçları ateş gibi fersiz gözleri çakmak çakmak dört dönüyordu.' -H. E. Adıvar.

108 görüntülenme

(bir yerde) ecinniler top oynuyor

'bomboş, kimse yok, ıssız ve sessiz' anlamında kullanılan bir söz.

108 görüntülenme