En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

kanını içine akıtmak

sıkıntısını belli etmemek.

108 görüntülenme

teğet geçmek

1) yakınından geçmek; 2) mec. bir konuya üstünkörü dokunmak: 'Birbirine teğet geçmiş iki acılı yaşamın öyküsü radyofonik seslere dönüşür.' -S. İleri.

108 görüntülenme

saplanıp kalmak

1) takılıp kalmak: 'Mistik olmayan felsefe görünüşünde de tamamen H. Spencer'e saplanmış kalmıştı.' -H. Taner. 2) bir konuda yoğunlaşıp başka bir şeyle ilgilenmemek.

108 görüntülenme

(bir şeyden) başını alamamak

bir şeyden kurtulamamak: Dertten başını alamıyor.

108 görüntülenme

aşka düşmek

âşık olmak.

108 görüntülenme

diline dolamak (takmak)

1) aynı şeyi durmadan ve her yerde tekrarlamak: 'Bu aydınlardan bazılarının son zamanlarda dillerine doladıkları bir hikmet var.' -O. V. Kanık. 2) bir kimseyi her yerde kötülemek.

108 görüntülenme

yolcu etmek

yola çıkanı uğurlamak: 'Saat dörtte Vedat'ı yolcu etmiştik.' -A. Erhat.

108 görüntülenme

yüzünü gören cennetlik

uzun süre görünmeyen kimseler için söylenen bir söz.

108 görüntülenme

temas kurmak

ilişkiye geçmek, bağlantı sağlamak: 'Adam buraya kadar geldiği hâlde acaba neden kendisiyle temas kurmuyordu?' -O. Aysu.

108 görüntülenme

gün görmemek

sıkıntı içinde yaşamak: 'Üçü de kocadan gün görmemişler, üçü de mazlum ve boynu bükük kadın...' -A. Erhat.

108 görüntülenme

beyni kaynamak

aşırı sıcaktan sersemlemek, bunalmak: 'Kızgın güneşin altında bütün gün beynim kaynıyor.' -O. Kemal.

108 görüntülenme

özü sözü bir (olmak)

söylediği söz ile yaptığı iş veya davranışları örtüşen, tutarlı olan: 'Onların özü sözü birdir. Hayatları bizim için örnektir.' -N. Hikmet.

108 görüntülenme

(birinin) çenesini bıçak açmamak

sıkıntı ve üzüntüden konuşamamak: 'Hiçbirimizin çenesini bıçak açmıyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

108 görüntülenme

bol doğramak

parasını saçıp savurmak.

108 görüntülenme

uykuya varmak

1) uyumak: 'Yemek biter bitmez Ali sol elini yastık yaptı, hemen uykuya vardı.' -Y. Kemal. 2) mec. sükûnet, sessizlik, hareketsizlik içine girmek: 'Etrafı kapatan dik, sivri dağlar duman ve bulut sarılı kocaman başlarını birbirine dayayarak çoktan uykuya varmışlardı.' -R. H. Karay.

108 görüntülenme

(birine) cephe almak

hasım durumu takınmak, bir düşünceye karşı olmak, direnmek: 'Çekinmiyor, bizzat imparatora karşı cephe alıyordu.' -F. F. Tülbentçi.

108 görüntülenme

korkusundan altına etmek (kaçırmak, yapmak)

çok korktuğunda idrarını veya dışkısını kaçırmak.

108 görüntülenme

ateş bacayı (saçağı) sarmak

bir olay, önüne geçilemez, tehlikeli bir durum almak.

108 görüntülenme

gem almamak

söz dinlememek.

108 görüntülenme

ağzının kâhyası olmak

birinin alışkanlıklarına, davranışlarına, düzenine karışmak.

108 görüntülenme

imdadına yetişmek (erişmek)

yardım etmek: 'Hakkı Bey karısının imdadına erişti. Selma Hanım'ın müşkül bir vaziyette kaldığını hissederek söze karıştı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

108 görüntülenme

gemi baş vurmak

den. önden gelen dalgalarla gemi başı kalkıp kalkıp inmek.

108 görüntülenme

kadidi çıkmak

1) çok zayıflamak, bir deri bir kemik durumuna gelmek: 'Sıtmalı arabacıların titredikleri, cılız, kadidi çıkmış öküzlerin iç ezici bir şekilde düşündükleri görülürdü.' -S. F. Abasıyanık. 2) iskeleti görünmek.

108 görüntülenme

savuşup gitmek

ilgi çekmeden gizlice, aceleyle ayrılmak: 'Yemek kotaracağım diye savuşup gitti.' -H. R. Gürpınar.

108 görüntülenme

el dokunulmamak

daha önce kullanılmamak, el değmemiş olmak: 'El dokunulmamışından canı yandığından artık az kullanılmışına fit oldu.' -H. Taner.

108 görüntülenme

hoşa gitmek

beğenilmek, bir kişiden veya bir şeyden hoşlanmak.

108 görüntülenme

küpe dönmek

çok şişmanlamak: 'O zamandan beri küpe dönmüş. Hâlbuki o zamanlar ne ince bir kızdı.' -H. Taner.

108 görüntülenme

gurka yatmak

tavuk civciv çıkarmak için yumurta üzerine oturmak.

107 görüntülenme

(bir şeye) hasret bırakmak

gerektiği anda bir şeyin yokluğunu hissettirmek: 'Kış günü, çoluğu çocuğu battaniyeye hasret bırakıp hepsini topladım, balkonda yattım.' -M. İzgü.

107 görüntülenme

çiğden vermek

ask. yiyecek karşılığını para olarak ödemek.

107 görüntülenme