En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(birinin) ak dediğine kara demek

inatçılık ederek karşısındaki ile anlaşmaya yanaşmamak.

108 görüntülenme

gülle gibi

1) çok ağır; 2) hâlsiz, yorgun argın: 'Ayakkabılarını giymeden gülle gibi çocukların yanına düştü.' -O. C. Kaygılı.

108 görüntülenme

nur ol!

beğenildiği belirtilmek istendiğinde kullanılan bir söz.

108 görüntülenme

geviş getirmek

yutmuş olduğu yiyeceği midesinden ağzına çıkarıp yeniden çiğnemek: 'Evin önünde birkaç davar geviş getiriyordu.' -Halikarnas Balıkçısı.

108 görüntülenme

polemiğe girmek (girişmek)

siyasi, bilimsel veya edebî konularda sert tartışmalar yapmak: 'Polemiğe girdiği genç kuşak yazarların soluksuzluğunu yoksulluk yılları ürünü olmalarına bağlamıştı.' -H. Taner. 'Delegasyonumuz aleyhine çalakalem bir polemiğe girişmiş bulunuyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

108 görüntülenme

(birinin) aklını çelmek

1) niyetinden, kararından caydırmak: 'Böyle olursa zamanla kızının aklını çelmek kolaylaşırdı.' -N. Cumalı. 2) ayartmak, baştan çıkarmak: 'Hasan gelip Reha Bey'in, beni filan gazinoda beklediğini söyleyerek aklımı çeliyordu.' -O. C. Kaygılı.

108 görüntülenme

ağzı sulanmak

1) imrenmek; 2) yeme, içme isteği artmak.

108 görüntülenme

(biri birinin) attığı tırnak kadar olamamak

bir kimse, sözü edilenden daha değersiz olmak.

108 görüntülenme

belden aşağı vurmak

iş hayatında, insan ilişkilerinde, siyasette kural dışı saldırmak.

108 görüntülenme

laf atmak

1) söyleşmek, konuşmak: 'Tabii Hayri Efendi'yle biraz laf atacak belki de biraz işten güçten bahsedecekti.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) uzaktan, dolayısıyla dokunacak söz söyleyip işittirmek: 'Yakınındaki erkeği kime benzetirse onun lisanından bir şarkı ile laf atıyor.' -F. R. Atay. 3) sözle sarkıntılık etmek: 'Seyircilerin alışılmış sululuklarından, laf atmalardan kaçındıklarını söyledi.' -T. Buğra.

108 görüntülenme

heyheyleri tutmak (üstünde olmak)

çok sinirlenmek.

108 görüntülenme

ufku daralmak

ileriyi görememek, bakış açısı geniş olmamak.

108 görüntülenme

kelepçe vurmak (takmak)

bileklere demir halka geçirmek.

108 görüntülenme

yaka ısırmak

şaşırarak 'Allah esirgesin' demek.

108 görüntülenme

ne kadar

1) nicelik bakımından miktar, ölçü, fiyat, zaman anlamlarıyla soru bildiren bir söz: 'İlçelerinde ne kadar dernek varsa hepsini harekete geçirdiler.' -A. Kulin. 2) çok, oldukça: 'Bizim arkadaşın ne kadar bahtlı büyük anası varmış.' -M. Ş. Esendal. 3) ne ölçüde.

108 görüntülenme

(birine) iş etmek

aldatmak, birine beklemediği bir davranışta bulunarak onu zarara sokmak.

108 görüntülenme

husumet beslemek

hasım olmak, düşman olmak.

108 görüntülenme

eşeğe gücü yetmeyip semerini dövmek

tkz. güçlü birine kızıp da ondan alamadığı hıncını çevresindekilerden çıkarmak.

108 görüntülenme

eteklerini toplamak

düzenli, temiz veya namuslu olmak.

108 görüntülenme

kelepire konmak

kelepir yakalamak.

108 görüntülenme

gardını almak

1) savunma durumuna geçmek; 2) mec. önceden önlemini almak.

108 görüntülenme

canına ezan okumak

bir kimsenin hakkından gelmek, öldürmek.

108 görüntülenme

kelimeleri tartarak konuşmak

sonucu hesaplayarak konuşmak.

108 görüntülenme

(birinin) başına çıkmak

birinden yüz bulup ona karşı pek şımarıkça davranmak: 'Hizmetçi kadınlarla içli dışlı olmamak, onlara mesafeli davranmak gerekirdi, yoksa başınıza çıkarlardı.' -T. Uyar.

108 görüntülenme

boğaz açmak

ağaçların dibini kazarak toprağı kabartmak.

108 görüntülenme

laf olsun âdet yerini bulsun

konuşacak herhangi bir konu bulunmayıp rastgele söz sarf edildiğinde söylenen bir söz: 'A hiç olur mu cümlesini de laf kıtlığında laf olsun âdet yerini bulsun diye söylemişti.' -H. Taner.

108 görüntülenme

düşünüp (düşünmek) taşınmak

konuyu bütün yönleriyle inceleyip ona göre davranmak, iyice düşünmek: 'Düşündüm taşındım. Yani, insan dişi ağrırken ne kadar düşünüp taşınabilirse, o kadar düşünüp taşındım işte.' -N. Hikmet.

108 görüntülenme

laf söyledi bal kabağı!

alay gereksiz yere ve aptalca söz söyleyen kimse için kullanılan bir söz.

108 görüntülenme

ağzına sıçmak

1) birini çok kötü duruma sokmak; 2) bir şeyi, bir işi işe yaramaz duruma getirmek, bozmak.

108 görüntülenme

kelle kulak yerinde

1) kanlı canlı ve iri yapılı olan; 2) gösterişli, itibarlı sayılan: 'Aralarında yaşlı başlı, kelle kulak yerinde, efendiden adamlar da var.' -R. N. Güntekin.

108 görüntülenme