En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

boyun vermek

buyruk altına girmek.

81 görüntülenme

yuvarlak konuşmak

bir şeyin ayrıntılarını gereği gibi belirtmeden genel konuşmak: 'Yuvarlak konuşmayı bırak da söyleyeceğini açıkça söyle diye hatibe müdahale etti.' -H. Taner.

81 görüntülenme

böcek gibi

ufak tefek ve esmer (çocuk).

81 görüntülenme

eziyet çekmek

zahmet ve sıkıntıya uğramak.

81 görüntülenme

rızasını almak

onayını almak, müsaadesini almak.

81 görüntülenme

zora gelememek

baskıya, sıkıntıya veya sıkı bir çalışmaya dayanamamak, katlanamamak.

81 görüntülenme

icraya vermek

alacağın borçludan alınabilmesi için icraya başvurmak.

81 görüntülenme

rikkat vermek

duygulandırmak, etkilemek: 'Yıllardır devam eden bağlılıkları, kendilerini bilenler için rikkat verici bir manzaraymış.' -A. Ş. Hisar.

81 görüntülenme

yarım elmanın yarısı o, yarısı bu

birbirine çok benzeyenler için söylenen bir söz.

81 görüntülenme

açlıktan gözü (gözleri) dönmek (kararmak)

çok acıkmak: 'Bu akşam açlıktan gözü dönmüş bir hâlde bir evin mutfağına girmişti.' -S. F. Abasıyanık.

81 görüntülenme

başı ağrımak

sorunu olmak, sıkıntı içinde bulunmak.

81 görüntülenme

(birinin) kazanı kapalı kaynamak

içyüzü bilinmemek.

81 görüntülenme

göğüs bağır açık

özensiz bir kılıkta: 'Göğüs bağır açık, ellerinde pankartlarla yürütüyorlar bu savaşı.' -N. Cumalı.

81 görüntülenme

kıçüstü oturmak

1) kıçı yere gelir duruma düşmek; 2) mec. herhangi bir konuda yenilmek, umduğuna ulaşamamak.

81 görüntülenme

olan oldu

'iş işten geçti, artık yapacak bir şey kalmadı' anlamında kullanılan bir söz.

81 görüntülenme

üvey evlat muamelesi yapmak

1) dışlamak: 'Bana üvey evlat muamelesi yapıyorsun, beni burunluyorsun.' -O. Kemal. 2) kötü davranmak.

81 görüntülenme

darbe vurmak (indirmek)

iyi olan bir durumu kötüye dönüştürmek: 'Abdülhamit, Midhat Paşa'nın katli ile fikir denilen kuvvete ağır bir darbe vurmuş.' -H. E. Adıvar.

81 görüntülenme

iç tutmak

yemişin içi oluşmak: 'Oysaki cevizlerin iç tuttuğuna bakılırsa yaz geçiyordu.' -N. Cumalı.

81 görüntülenme

kıl olmak

birisi sinirine dokunmak.

81 görüntülenme

mahcup kalmak

utanmış olmak: 'Bu tekdir karşısında mahcup kalmak şöyle dursun, geniş geniş güldü.' -H. R. Gürpınar.

81 görüntülenme

suyu kesilmiş değirmene dönmek

işlemez, yararsız duruma gelmek.

81 görüntülenme

mahkeme açmak

mahkemede dava açmak.

81 görüntülenme

açmaza getirmek (düşürmek)

düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak.

81 görüntülenme

muammer olmak

1) yaşamak; 2) uzun ve mutlu yaşamak.

81 görüntülenme

para yapmak

para kazanıp biriktirmek: 'Açıkhava'da, Maksim'de verdiği temsillerle kısa zamanda ün ve para yaptı.' -H. Taner.

81 görüntülenme

ders vermek

1) öğretmek, yetiştirmek: İyi konuşurdu, ders vermek sanatını bilirdi. 2) azarlamak, sert davranmak, sert bir karşılıkla yola getirmek: 'Evvela kendi kendisini cezalandırdı, sonra kendisi gibi yaşamak istemeyenlere ders verdi.' -P. Safa.

81 görüntülenme

açtırma ağzımı

'kötü bir söz söylememe fırsat verme' anlamında kullanılan bir söz.

81 görüntülenme

dert değil

'önemsemeye, üzülmeye değmez' anlamında kullanılan bir söz.

81 görüntülenme

dert etmek (edinmek)

bir sorunu veya durumu üzüntü konusu yapmak.

81 görüntülenme

bucak bucak kaçmak

bir olay, bir durum veya bir kimseyle karşılaşmamaya çalışmak: 'Sen gerçek hayattan bucak bucak kaçıyorsun.' -A. Kulin.

81 görüntülenme