En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

aklında kalmak

1) hatırlamak: 'Aklımda kaldığına göre, Raşit çocukla aramızda ancak iki üç aylık bir fark var.' -R. N. Güntekin. 2) unutamamak.

106 görüntülenme

çapraza almak

1) karşı yönlerden kuşatmak: 'Mitralyözler onu çapraza almış, kızıl iğneleriyle gövdesini delik deşik ediyorlardı.' -A. İlhan. 2) mec. herhangi bir konuda çeşitli yönlerden sıkıştırmak.

106 görüntülenme

yemek vermek

konukları yemeğe çağırmak.

106 görüntülenme

yemin vermek

ant vermek.

106 görüntülenme

iş sarpa sarmak

iş, içinden çıkılması zor bir duruma girmek.

106 görüntülenme

yüreğine dert olmak

başkasının herhangi bir davranışı, sonradan kendisi için sürekli bir üzüntü kaynağı olmak: 'Zavallı adam, son nefesinde bir ekmek kadayıfı istediydi; alıp yediremedim. O, yüreğime dert oluyor.' -R. N. Güntekin.

106 görüntülenme

başına yıkmak

harap etmek, zor durumda bırakmak: 'Babamın evinden çıktım / Evini başına yıktım' -Halk türküsü.

106 görüntülenme

(birini) haraca kesmek

zorbalıkla para koparmak veya çıkar sağlamak.

106 görüntülenme

(birinin) pasaportunu eline vermek

kovmak, işten atmak.

106 görüntülenme

başından atmak

1) yapılması güç bir işi yapmaktan kendini kurtarmak: 'Madem bunları siz kendi başınızdan atmak istiyorsunuz, emanet olarak şu masaya bırakın.' -S. Birsel. 2) sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermek: 'Hilmi Efendi'yi başlarından atmak yolunu arıyorlardı.' -R. H. Karay.

106 görüntülenme

mapusa düşmek

hapse girmek.

106 görüntülenme

başını ağrıtmak

1) gereksiz sözlerle birini bunaltmak; 2) bir iş için birini tedirgin etmek, uğraştırmak: 'İkide bir ah Çingeneler vah Çingeneler diye gelip böyle başımı ağrıtma.' -O. C. Kaygılı.

106 görüntülenme

ortalık ağarmak

sabah olmaya başlamak: 'Bu akşamki gerçek, ortalık ağarmadan tersine döner.' -F. R. Atay.

106 görüntülenme

pay vermek

1) hisse vermek, bölüşmede bulunan parçalardan ayırmak: 'Batı, beynini sömürdüğü insanlara kendi uyruklarına sağladığı konfordan pay verip gönül alır.' -H. Taner. 2) mec. küçük büyüğe karşılık vermek, saygısızca davranmak: 'Bunlar analarına, babalarına pay vermişler de böyle taş kesilmişler.' -S. M. Alus.

106 görüntülenme

deniz çıkmak

denizde fırtına olmak.

106 görüntülenme

kıvanç duymak

1) övünmek; 2) sevinmek, mutlu olmak.

106 görüntülenme

kusura bakmamak (kalmamak)

hoş görmek: 'Kusura bakma, hatırını soramadım.' -S. F. Abasıyanık.

106 görüntülenme

(bir yer, birine) açık olmak

bir yerde her zaman iyi karşılanmak.

106 görüntülenme

ayraç açmak

söz veya yazı içine, asıl konu ile ilgisi az olan bir bölüm sıkıştırmak.

106 görüntülenme

(birinin) üstüne başına etmek

kaba ağır bir biçimde sövmek.

106 görüntülenme

maskesini atmak

amaçlarını gizlemesini bilen kimse, bu tutumunu bırakarak gerçek kişiliğini ve amaçlarını açığa vurmak.

106 görüntülenme

ağır çekmek

tartıda ağır gelmek.

106 görüntülenme

kızağa çekmek (almak)

1) gemiyi bakım, onarım için bir süre veya hiç kullanılmamak üzere kızak üzerine almak; 2) mec. bir görevliyi etkin bir görevden alıp çalışmayı gerektirmeyen pasif bir işe vermek.

106 görüntülenme

(birini) terkisine almak

üzerinde bulunduğu atın sağrısına bindirmek: 'Sonra atlarının terkisine aldılar, benimle beraber kaçtılar.' -H. Taner.

106 görüntülenme

cam gibi

1) arkası görünen, saydam, şeffaf; 2) donuk, cansız (göz).

106 görüntülenme

kızana gelmek

dişi kedi ve köpek erkek istemek.

106 görüntülenme

arı kovanı gibi işlemek

bir yerin gireni çıkanı çok olmak.

106 görüntülenme

(birinin veya bir şeyin) hasretini çekmek

1) çok özlemek: 'Ben dört sene onun hasretini çektim.' -A. Gündüz. 2) mec. gereksinim duyduğu şeyi elde edememenin üzüntüsü içinde bulunmak: Dünya, barışın hasretini çekiyor.

106 görüntülenme

ağırdan almak

1) bir işi gereken süre içinde bitirmemek, geciktirmek: 'Görüyorsunuz ki bu soyadı konusunda benim ağırdan alışım, bir tembellik değil.' -M. Ş. Esendal. 2) bir işi gönülsüz, isteksiz yapmak: 'Ama üstüme düşüldü mü bende bir gönül tokluğu, bir nazlanma, bir ağırdan alış.' -H. Taner.

106 görüntülenme

kuyruğunu kısmak

korkup sinmek.

106 görüntülenme