En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

bakır çalmak

bakır kapta oluşan bakır tuzları nedeniyle yemek insanı zehirlemek.

106 görüntülenme

bakla dökmek (atmak)

bakla ile fala bakmak.

106 görüntülenme

beraatizimmet asıldır

'tersi kanıtlanmadıkça insanların suçsuz sayılmaları gerekir' anlamında kullanılan bir söz.

106 görüntülenme

Allah'ın evi

1) cami, mescit; 2) Kâbe; 3) mec. insan gönlü.

106 görüntülenme

aşağı almak

devirmek, yıkmak.

106 görüntülenme

Allah'ın gazabı

çok sıkıntı veren şey.

106 görüntülenme

(birinin) bıraktığı (bağladığı) yerde (çayırda) otlamak

hlk. uzun süredir hiçbir ilerleme veya değişim gösterememek: 'Tek suçu, kendini yeni devre uyduramayışı, bıraktığım yerde otluyormuş, ne bileyim.' -E. Işınsu.

106 görüntülenme

(birinden) tarafa olmak (çıkmak)

birinin görüş ve düşüncesini benimsemek, desteklemek.

106 görüntülenme

(bir şeyden) baş alamamak

çok uğraştıran bir konu yüzünden vakit ve fırsat bulamamak: 'Benim hilem hurdam yoktur, canı isteyen baktırmasın, zaten bu sanattan memnun değilim. Lakin baş alamıyorum ki.' -H. R. Gürpınar.

106 görüntülenme

(birine) acı vermek

üzülmesine sebep olmak, incitmek: 'Başkalarına elinden geldiğince acı vermeye çalışmak başlıca eğlencesiydi.' -R. Erduran.

106 görüntülenme

alnının akıyla

ayıplanacak bir duruma düşmeden, şerefiyle başarı göstermiş olarak: 'Bütün savaşlardan alnının akıyla çıkmış bir denizci. Hiç yenik düşmemiş.' -Z. Selimoğlu.

106 görüntülenme

balyoz gibi

çok ağır, ezici (kol veya yumruk).

106 görüntülenme

ata et, ite ot vermek

bir işi ters yapmak.

106 görüntülenme

(bir şeye) akıl sır ermemek

bir işin niteliğini, gizli yönlerini anlayamamak.

106 görüntülenme

ağzını mühürlemek

konuşmamak, susmak: 'Yine o değişmeyen ızdırap ile ağzını mühürler.' -Y. Z. Ortaç.

106 görüntülenme

(birinin) çenesini açtırmak

söz fırsatı vermek: 'Büyük hanım gece erken yatıp kocasının çenesini açtırmamak için şimdi öğle yemeklerinden sonra biraz kestiriyormuş.' -M. Ş. Esendal.

106 görüntülenme

gözünü sevda (aşk) bürümek

ondan başka hiçbir şeyi düşünmemek, tamamen ona bağlanmak: 'Senin gözünü sevda bürümüş, bey, dedi. Sen bir İzmir'e git de gönlünü eğle!' -S. Ali.

106 görüntülenme

hop oturup hop kalkmak

öfke, heyecan vb. duygular sebebiyle yerinde duramaz olmak, kalkıp kalkıp oturmak.

106 görüntülenme

racon kesmek

1) görünüşe göre hüküm vermek; 2) gösteriş yapmak: 'Hayati ortaya atılır, tosunca raconu keser ya da dövülürdü.' -H. R. Gürpınar.

106 görüntülenme

hastanelik olmak

1) hastanede tedavi görmeyi gerektirecek kadar hastalanmak: 'Şu son turnuvada dört futbolcu hastanelik olmuş.' -H. Taner. 2) çok dayak yemek: Çıkan kavgada beş kişi hastanelik oldu.

106 görüntülenme

cebini doldurmak

karşılaştığı elverişli durumlardan yararlanarak bol para kazanmak: 'Dünyayı bir tüketim çılgınlığına itip ceplerini doldurmuşlardı.' -H. Taner.

106 görüntülenme

kesenin dibi görünmek

para tükenmek.

106 görüntülenme

bora gibi

çok sert, öfkeli, şiddetli.

106 görüntülenme

ezbere konuşmak

bilmeden, aslını arayıp sormadan konuşmak.

106 görüntülenme

haşa huzurdan (huzurunuzdan)

uygunsuz bir şey söylemek zorunda kalındığında bağışlanma dileği anlatan bir söz: Haşa huzurdan, o hayvan gibi davrandı.

106 görüntülenme

lakayıt kalmak

ilgisiz davranmak, aldırmamak: 'Onun gözyaşlarına lakayıt kalmak mecburiyetinde bulunuyorum.' -M. Ş. Esendal.

106 görüntülenme

nifak sokmak

ara açmak, bozgunculuk yapmak: 'Bülent ile haminnesinin arasına derin bir nifak sokmuştu.' -R. N. Güntekin.

106 görüntülenme

yan tutmak

taraflardan yalnızca birini desteklemek, yansız davranmamak.

106 görüntülenme

(birinin) dilini bağlamak

bir kimseyi herhangi bir sebeple söz söyleyemez duruma getirmek, susmak zorunda bırakmak: 'Ortağım burada kocama basmış büyüyü, basmış büyüyü. Dilini, ağzını bağlamış adamcağızın.' -R. N. Güntekin.

106 görüntülenme

korkuya kesmek

korkmak: 'Ürkek ürkek dolaşıyordu evin içinde. Tepeden tırnağa korkuya kesmişti.' -Y. Kemal.

106 görüntülenme