En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

pişti olmak

argo 1) bir ortamda birbirinden habersiz olarak aynı giyim kuşam içinde karşılaşmak; 2) istenmeyen birisiyle aynı ortamda karşılaşmak.

81 görüntülenme

tebelleş olmak

onun başına dert olmak, musallat olmak: 'Ha şunu bilmende yarar var, kadın çok tebelleş olursa, ona bir randevu verip kendisini dinleyebilirim.' -E. Işınsu.

81 görüntülenme

(birine bir şey) vız gelip tırıs gitmek

tkz. önemsememek, aldırış etmemek: 'Bu ölümle Ahmet, dünya yüzünde sahibi olunacak şeyin yalnız bir kadın olabileceğini, ötesinin ise yalan, haksız olduğunu ve kendisine kadından gayrı bir şeye sahip olmanın vız gelip tırıs gittiğinin farkına varmıştı.' -S. F. Abasıyanık.

81 görüntülenme

eteğinde namaz kılınmak

içi dışı çok temiz kişi olmak.

81 görüntülenme

piyango çekmek

talih oyunu için hazırlanmış kâğıtlardan birini bulunduğu yerden almak.

81 görüntülenme

çocuk (çocuğunu) düşürmek

gebe kadın çocuğunu vaktinden önce ve ölü olarak doğurmak, düşük yapmak: 'Beklenmedik acı olaydan ötürü Ayşe de çocuğunu düşürdü, ağır hastalandı.' -Halikarnas Balıkçısı.

81 görüntülenme

didişip durmak

sürekli olarak birbirini hırpalamak: 'Böylece, Serdar'la didişip durmak derdinden de kurtulmuştu.' -T. Buğra.

81 görüntülenme

günlerden bir gün

herhangi bir gün, önceden belli olmayan bir gün, vaktiyle: 'Günlerden bir gün bu güzel gemilere binme nasip oldu.' -B. R. Eyuboğlu.

81 görüntülenme

gözü almamak

bir işi becerebileceğine inanmamak, yadırganmaz olmak.

81 görüntülenme

helme gibi

iyice pişmiş.

81 görüntülenme

ömürsün

1) beklenilmeyen iyi davranışlar karşısında kullanılan bir söz; 2) 'neşeli, hoşsohbet, komik, eğlendiren birisin' anlamında kullanılan bir söz.

81 görüntülenme

diken diken olmak

dik duruma gelmek, dikleşmek: 'Kâhyamın, pos bıyıkları kirpi sırtı gibi diken diken oldu.' -R. H. Karay.

81 görüntülenme

uçkuruna gevşek (düşkün) olmak

cinsel isteklerin tutkunu olmak.

81 görüntülenme

dilencilik etmek

dilenmek.

81 görüntülenme

belden aşağı vurmak

iş hayatında, insan ilişkilerinde, siyasette kural dışı saldırmak.

81 görüntülenme

ilerisini gerisini düşünmemek

sonucun ne olacağını hesaplamamak.

81 görüntülenme

göğüs vermek

eziyete, sıkıntıya katlanmak, tahammül etmek: 'Ben, onun hatırı ve hatırası için daha ağırlarına da göğüs verirdim.' -R. N. Güntekin.

81 görüntülenme

uflayıp puflamak

sürekli olarak uflamak.

81 görüntülenme

dikize almak

gözetlemek: 'Jale ... bilmem ben onu yine yakın dikize almış mıydım?' -S. Birsel.

81 görüntülenme

gömlek eskitmek

deneyim kazanmış olmak.

81 görüntülenme

yerli yerine oturmak

uygun düşmek: 'Her şey denk düşüyor, müthiş bir düzenle yerli yerine oturuyordu.' -A. Kulin.

81 görüntülenme

resti görmek

ileri sürülen paranın miktarını kabul edip aynı miktarda parayı ortaya koymak.

81 görüntülenme

(birine) iş etmek

aldatmak, birine beklemediği bir davranışta bulunarak onu zarara sokmak.

81 görüntülenme

bahis açmak

belli bir konuda konuşmaya başlamak: 'Senden bahis açılmadıkça susmak isterim.' -S. F. Abasıyanık.

81 görüntülenme

canımın içi

çok sevilen bir kimse için kullanılan bir söz: 'Gel benim canımın içi, gel yanıma.' -O. V. Kanık.

81 görüntülenme

salma salmak

genellikle köylerde işlerin görülmesi için ihtiyar heyetinin kararıyla her evden para toplamak.

81 görüntülenme

gözü (gözleri) (bir şeyde, bir şeyin üzerinde) olmak

dikkati bir yerde toplanmak: 'Masalarda oturan kadınların en ufak bir harekette gözleri kapıdaydı.' -N. Cumalı.

81 görüntülenme

laf kaynayıp gitmek

söz boşa söylenmek, anlaşılmaz olmak, hiçbir etki yapmamak: 'Her kafadan bir ses çıkıyor, söylenen laflar gülüşmeler arasında kaynayıp gidiyordu.' -H. Taner.

81 görüntülenme

gargaraya getirmek

1) gürültüye, karışıklığa boğarak bir sözün veya bir işin etkisini azaltmak, dağıtmak, dikkatten kaçırmak; 2) kandırmak, aldatmak.

81 görüntülenme

gözü (gözleri) kamaşmak

1) güçlü bir ışık sebebiyle göz bakamaz olmak: 'Güneş hiç olmadığı kadar parlaktı, gözlerim kamaştı.' -E. Işınsu. 2) mec. çok etkilenmek.

81 görüntülenme