En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

kulakları dolmak

aynı şeyi dinlemekten usanmak.

106 görüntülenme

(birinin) maskarası olmak

birinin eğlencesi olmak: 'Süslü kafeslere, hazır yemeğe tamah edip insanların maskarası olmanın âlemi var mı?' -H. Taner.

106 görüntülenme

başına dolamak

musallat etmek.

106 görüntülenme

hayır gelmemek

yararlı olmamak: 'Sevmeden yapılan işten hiç kimseye hayır gelmez.' -B. R. Eyuboğlu.

106 görüntülenme

tane bağlamak

meyve veya herhangi bir bitkinin tohumları tane durumuna gelmek.

106 görüntülenme

çan çan etmek (ötmek veya konuşmak)

yüksek sesle sürekli gevezelik etmek.

106 görüntülenme

aklına yelken etmek

düşüncesizce davranmak veya aklına geleni hemen yapmak.

106 görüntülenme

domuzluk etmek

hainlik etmek, haince davranmak.

106 görüntülenme

aklında kalmak

1) hatırlamak: 'Aklımda kaldığına göre, Raşit çocukla aramızda ancak iki üç aylık bir fark var.' -R. N. Güntekin. 2) unutamamak.

106 görüntülenme

çapraza almak

1) karşı yönlerden kuşatmak: 'Mitralyözler onu çapraza almış, kızıl iğneleriyle gövdesini delik deşik ediyorlardı.' -A. İlhan. 2) mec. herhangi bir konuda çeşitli yönlerden sıkıştırmak.

106 görüntülenme

yemek vermek

konukları yemeğe çağırmak.

106 görüntülenme

yemin vermek

ant vermek.

106 görüntülenme

iş sarpa sarmak

iş, içinden çıkılması zor bir duruma girmek.

106 görüntülenme

yüreğine dert olmak

başkasının herhangi bir davranışı, sonradan kendisi için sürekli bir üzüntü kaynağı olmak: 'Zavallı adam, son nefesinde bir ekmek kadayıfı istediydi; alıp yediremedim. O, yüreğime dert oluyor.' -R. N. Güntekin.

106 görüntülenme

adımlarını seyrekleştirmek

hızlı yürürken yavaşlamak.

106 görüntülenme

(birini) haraca kesmek

zorbalıkla para koparmak veya çıkar sağlamak.

106 görüntülenme

(birinin) pasaportunu eline vermek

kovmak, işten atmak.

106 görüntülenme

mapusa düşmek

hapse girmek.

106 görüntülenme

ortalık ağarmak

sabah olmaya başlamak: 'Bu akşamki gerçek, ortalık ağarmadan tersine döner.' -F. R. Atay.

106 görüntülenme

pay vermek

1) hisse vermek, bölüşmede bulunan parçalardan ayırmak: 'Batı, beynini sömürdüğü insanlara kendi uyruklarına sağladığı konfordan pay verip gönül alır.' -H. Taner. 2) mec. küçük büyüğe karşılık vermek, saygısızca davranmak: 'Bunlar analarına, babalarına pay vermişler de böyle taş kesilmişler.' -S. M. Alus.

106 görüntülenme

deniz çıkmak

denizde fırtına olmak.

106 görüntülenme

kıvanç duymak

1) övünmek; 2) sevinmek, mutlu olmak.

106 görüntülenme

(bir yer, birine) açık olmak

bir yerde her zaman iyi karşılanmak.

106 görüntülenme

ayraç açmak

söz veya yazı içine, asıl konu ile ilgisi az olan bir bölüm sıkıştırmak.

106 görüntülenme

(birinin) üstüne başına etmek

kaba ağır bir biçimde sövmek.

106 görüntülenme

maskesini atmak

amaçlarını gizlemesini bilen kimse, bu tutumunu bırakarak gerçek kişiliğini ve amaçlarını açığa vurmak.

106 görüntülenme

ağır çekmek

tartıda ağır gelmek.

106 görüntülenme

kızağa çekmek (almak)

1) gemiyi bakım, onarım için bir süre veya hiç kullanılmamak üzere kızak üzerine almak; 2) mec. bir görevliyi etkin bir görevden alıp çalışmayı gerektirmeyen pasif bir işe vermek.

106 görüntülenme

(birini) terkisine almak

üzerinde bulunduğu atın sağrısına bindirmek: 'Sonra atlarının terkisine aldılar, benimle beraber kaçtılar.' -H. Taner.

106 görüntülenme

cam gibi

1) arkası görünen, saydam, şeffaf; 2) donuk, cansız (göz).

106 görüntülenme