En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

fincancı katırlarını ürkütmek

zararı dokunabilecek bir kimsenin hoşuna gitmeyen bir davranışta bulunmak.

81 görüntülenme

kızana gelmek

dişi kedi ve köpek erkek istemek.

81 görüntülenme

vur abalıya

bütün özverinin yumuşak huylu kişiye yüklenmesi, sessiz, güçsüz kişinin hırpalanması, hakkının çiğnenmesi durumunda söylenen bir söz.

81 görüntülenme

safra atmak

1) insana veya araca fazla yük olan malzemeleri atmak; 2) mec. sıkıntı veren bir kimseden veya bir şeyden kurtulmak.

81 görüntülenme

sıtma tutmak

ateş ve ter nöbetleriyle titremeye başlamak.

81 görüntülenme

gözden gönülden çıkarmak

önem vermemek, ilgisini kesmek: 'Şimdi, artık gözünden ve gönlünden çıkardığı bu adamın her şeyi onun için müsavi idi.' -R. N. Güntekin.

81 görüntülenme

dert anlatmak

derdini dökmek: 'Elimden çeker alır, kime dert anlatırım o zaman?' -A. Gündüz.

81 görüntülenme

namerde muhtaç olmak

güvenilmeyecek kimselerden yardım istemek zorunda kalmak.

81 görüntülenme

(bir şeyi birine) çok görmek

yadırgamak: 'Mehmetçiğimiz ayrıca anıtlara layıktır. Onun köylere kadar anıtlaştırılmasını çok görmem.' -P. Safa.

81 görüntülenme

ezip büzmek

ezip parçalayarak tamamen değiştirerek kullanılmaz veya anlaşılmaz duruma getirmek: 'Bütün ecnebi kelimeleri ezip büzüp anlaşılmaz hâle getirip öyle kullanıyorlar.' -B. R. Eyuboğlu.

81 görüntülenme

hâlâ o masal

'hep aynı söz, aynı düşünce, davranış veya sorun' anlamında kullanılan bir söz.

81 görüntülenme

maşallahı var

bir kimsenin veya bir şeyin iyi bir durumu anlatılırken söylenen bir söz: Çocuğun bugün maşallahı var, hiç huysuzluk etmedi.

81 görüntülenme

sağ gösterip sol vurmak

şaşırtmak.

81 görüntülenme

şakaya vurmak

ciddi bir söz veya davranışı şaka yoluyla geçiştirmek.

81 görüntülenme

sigara kâğıdı gibi

çok ince.

81 görüntülenme

(herhangi bir şeye) varıncaya kadar

ne varsa her şeyini: Renkli televizyona varıncaya kadar ne varsa aldı.

81 görüntülenme

(birinin veya bir şeyin) yüzünü unutmak

uzun süre görmemek, varlığına hasret kalmak: 'İnsanlar Tanrı rahmeti olan yağmurun yüzünü çoktan unutmuşlardı.' -N. Araz.

81 görüntülenme

destan düzmek

kahramanlık hikâyesi veya herhangi bir olayı anlatan şiir yazmak.

81 görüntülenme

yengeç gibi

yan yan yürüyen (kimse).

81 görüntülenme

az görmek

1) umduğundan eksik bulmak; 2) azımsamak.

81 görüntülenme

şamar atmak (indirmek)

şamarlamak.

81 görüntülenme

yüzü sararmak

korku, üzüntü, coşku vb. sebeplerle yüzün rengi solmak: 'Gözleri büsbütün büyüdü, saçları dikildi, yüzü sarardı.' -N. Hikmet.

81 görüntülenme

pestili çıkmak

çok yorulmak: 'Tulum Hayri dün voleybol oynamış, pestili çıkmıştı.' -R. Ilgaz.

81 görüntülenme

fildişi gibi

donuk, beyaz (ten).

81 görüntülenme

(bir yere) başını sokmak

barınacak bir yer bulmak: 'Çok şükür başımızı bir yere soktuk, şimdilik tatlı söyleyelim tatlı yiyelim.' -Z. Selimoğlu.

81 görüntülenme

yüzü soğuk olmak

ürkütücü olmak: Ölümün yüzü soğuktur.

81 görüntülenme

işler açılmak

piyasa canlanmak.

81 görüntülenme

nanik yapmak

birini budala yerine koymak, alay etmek.

81 görüntülenme

silah silaha girmek

karşılıklı olarak ateş etmek: 'Üç serseri birbirleriyle silah silaha girmişler.' -R. H. Karay.

81 görüntülenme

şan vermek

ün salmak.

81 görüntülenme