En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

kocaya gitmek

evlenmek: 'Harfleri okuyup yazamadan on üçümde kocaya gidecektim.' -A. Kulin.

106 görüntülenme

ağzı dolu dolu konuşmak

heyecanlı söz söylemek: 'Birkaç kişiyle, garip bir lisanla ağzı dolu dolu konuşmaya başladı.' -S. F. Abasıyanık.

106 görüntülenme

alıp vermek

1) kalp çarpıntısı geçirmek; 2) herhangi bir konu üzerinde yoğun olarak düşünmek.

106 görüntülenme

(birinin) aleyhine dönmek

destek vermekten vazgeçip karşı duruma geçmek.

106 görüntülenme

canına geçmek (işlemek veya kâr etmek)

çok etkilemek: 'Yalnızlık canıma kâr etti, bilmem neylesem.' -Ruhi.

106 görüntülenme

(çocuk) boya çekmek

boyca uzamak.

106 görüntülenme

ağzına verilmesini beklemek (istemek)

çalışmayıp işlerinin başkaları tarafından yapılmasını beklemek.

106 görüntülenme

bakır çalmak

bakır kapta oluşan bakır tuzları nedeniyle yemek insanı zehirlemek.

106 görüntülenme

bakla dökmek (atmak)

bakla ile fala bakmak.

106 görüntülenme

beraatizimmet asıldır

'tersi kanıtlanmadıkça insanların suçsuz sayılmaları gerekir' anlamında kullanılan bir söz.

106 görüntülenme

Allah'ın evi

1) cami, mescit; 2) Kâbe; 3) mec. insan gönlü.

106 görüntülenme

aşağı almak

devirmek, yıkmak.

106 görüntülenme

Allah'ın gazabı

çok sıkıntı veren şey.

106 görüntülenme

(birinin) bıraktığı (bağladığı) yerde (çayırda) otlamak

hlk. uzun süredir hiçbir ilerleme veya değişim gösterememek: 'Tek suçu, kendini yeni devre uyduramayışı, bıraktığım yerde otluyormuş, ne bileyim.' -E. Işınsu.

106 görüntülenme

(birinden) tarafa olmak (çıkmak)

birinin görüş ve düşüncesini benimsemek, desteklemek.

106 görüntülenme

(bir şeyden) baş alamamak

çok uğraştıran bir konu yüzünden vakit ve fırsat bulamamak: 'Benim hilem hurdam yoktur, canı isteyen baktırmasın, zaten bu sanattan memnun değilim. Lakin baş alamıyorum ki.' -H. R. Gürpınar.

106 görüntülenme

(birine) acı vermek

üzülmesine sebep olmak, incitmek: 'Başkalarına elinden geldiğince acı vermeye çalışmak başlıca eğlencesiydi.' -R. Erduran.

106 görüntülenme

alnının akıyla

ayıplanacak bir duruma düşmeden, şerefiyle başarı göstermiş olarak: 'Bütün savaşlardan alnının akıyla çıkmış bir denizci. Hiç yenik düşmemiş.' -Z. Selimoğlu.

106 görüntülenme

balyoz gibi

çok ağır, ezici (kol veya yumruk).

106 görüntülenme

ata et, ite ot vermek

bir işi ters yapmak.

106 görüntülenme

(bir şeye) akıl sır ermemek

bir işin niteliğini, gizli yönlerini anlayamamak.

106 görüntülenme

ağzını mühürlemek

konuşmamak, susmak: 'Yine o değişmeyen ızdırap ile ağzını mühürler.' -Y. Z. Ortaç.

106 görüntülenme

(birinin) çenesini açtırmak

söz fırsatı vermek: 'Büyük hanım gece erken yatıp kocasının çenesini açtırmamak için şimdi öğle yemeklerinden sonra biraz kestiriyormuş.' -M. Ş. Esendal.

106 görüntülenme

kesenin dibi görünmek

para tükenmek.

106 görüntülenme

(gemi) baş tutamamak

rüzgâr, fırtına yüzünden, yapılışındaki veya yükselişindeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak, rotadan çıkmak.

106 görüntülenme

herze yemek

tkz. 1) yersiz söz söylemek; 2) gereksiz davranışta bulunmak.

105 görüntülenme

barut kokusu gelmek

savaş tehlikesi sezilmek.

105 görüntülenme

(birine) fikir danışmak

bilgi edinmek için bir yetkiliden bilgi almak.

105 görüntülenme

dalalete düşmek

doğru yoldan ayrılmak, sapkınlık etmek.

105 görüntülenme

baskıda kalmak

yağmur yağdıktan sonra toprağın üst kısmı sertleşerek tohumlar fidelenip toprak üstüne çıkamamak.

105 görüntülenme