En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

hararet basmak

1) çok susamak; 2) vücut ısısı artmak.

81 görüntülenme

şeytanın yattığı yeri bilmek

bilinmesi ve hatırlanması güç şeyleri bilmek, çok kurnaz ve açıkgöz olmak.

81 görüntülenme

tekelinde olmak

herhangi bir şey tekeli altında bulunmak, elinde tutmak, inhisarında olmak.

81 görüntülenme

aslı faslı yok

yalan, uydurma.

81 görüntülenme

(bir şey) muallakta olmak (kalmak)

sonuca bağlanmamak, sürüncemede kalmak.

81 görüntülenme

ettiğiyle kalmak

1) yapmak istediği kötülüğü başarıya ulaştıramayan kimse, başarısızlığın üzüntüsü ve utancı içinde kalmak; 2) yapmak istenilen kötülük amacına ulaşamamak.

81 görüntülenme

kendi kendini didiklemek

kendi kendini harap etmek, üzmek: 'Öfkesinin şiddetinden hep kendi kendini didikledi.' -H. R. Gürpınar.

81 görüntülenme

(birinin) başını nâra yakmak

birini ağır bir zarara uğratmak.

81 görüntülenme

beraatizimmet asıldır

'tersi kanıtlanmadıkça insanların suçsuz sayılmaları gerekir' anlamında kullanılan bir söz.

81 görüntülenme

lafı ağzına tıkamak

birinin rahatça konuşmasını engelleyip susturmak, söylemesine imkân tanımamak.

81 görüntülenme

sola kaymak

siyasette ve ekonomide sol eğilimli olmak.

81 görüntülenme

tekere çomak sokmak

birinin yolunda giden işini aksatan, engelleyen davranışta bulunmak: 'Neden ikide bir tekere çomak sokarlar? Neden kalkınma hamlesine bir tuğla da onlar koymazlar?' -H. Taner.

81 görüntülenme

ses vermek

1) herhangi bir sesi çıkarmak: 'Üç defa ses veren bir küçük çanın altından bahçeye girdiler.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) bir çağrıya karşılık vermek: 'Her biri bir türlü feryada başlar / Güller seda verir, bağlar ses verir' -Âşık Veysel.

81 görüntülenme

aşağı almak

devirmek, yıkmak.

81 görüntülenme

sap çekmek

biçilmiş ekini tarladan harmana kaldırmak.

81 görüntülenme

efkârı dağılmak

sıkıntı ve üzüntüden kurtulmak, rahatlamak, huzur bulmak: 'Ona ne zaman rastlarsanız, konuşsanız içiniz açılır, efkârınız dağılır.' -H. Taner.

81 görüntülenme

kendine yedirememek

1) başkasının kendisine yaptığı işi, onur kırıcı sayarak tepki ile karşılamak; 2) kendisinin başkasına yapması söz konusu olan işi, kişiliği için onur kırıcı saydığından yapmamak.

81 görüntülenme

tel takınmak

alay teller takmak.

81 görüntülenme

neci oluyor!

niçin karışıyor, ona ne? Sen neci oluyorsun, kendi işine bak!

81 görüntülenme

ağzından dökülmek

açıkça söylemekten çekindiği şey, konuşmasından belli olmak.

81 görüntülenme

hiddetten kudurmak

çok öfkelenmek, aşırı derecede kızmak: 'Hele sokakta yüksek sesle gülenler olursa kendisiyle eğleniyorlar sanarak hiddetten kuduruyordu.' -R. N. Güntekin.

81 görüntülenme

kâbına varamamak

değerce birinden pek aşağı olmak.

81 görüntülenme

lafı dolandırmak

sözü uzatmak: 'Üç beş sorum var kalıplaşmış, onları soruyorum, lafı dolandırarak.' -N. Meriç.

81 görüntülenme

puan toplamak

1) sp. puan kazanmak; 2) mec. saygınlık sağlamak.

81 görüntülenme

yalancı çıkmak

1) bilmeyerek yalan söylemiş bulunmak; 2) sözünü yerine getirememek; 3) yalan söylediği anlaşılmak.

81 görüntülenme

gözüne çarpmak

görünür olmak, dikkati çekmek: 'İlk gözüme çarpan köşe minderi ve üstündeki eski nakışlarla işlenmiş yastıklar.' -H. E. Adıvar.

81 görüntülenme

(birinden) tarafa olmak (çıkmak)

birinin görüş ve düşüncesini benimsemek, desteklemek.

81 görüntülenme

lafı geçmek

1) sözü etkili olmak, sözü dinlenmek; 2) bahsedilmek: 'Kocasının erkek kardeşinin süt kardeşi imişsiniz, ben sizi hiç görmedimdi fakat bu evde lafınız geçerdi.' -P. Safa.

81 görüntülenme

telaşa düşmek

telaşlanmak: 'Vapur işlemeyecek zamanlarda bile bir gün işinden kalmadığını bilen Hayriye Hanım telaşa düştü.' -R. N. Güntekin.

81 görüntülenme

beşer şaşar

'insan her zaman yanılabilir' anlamında kullanılan bir söz.

81 görüntülenme