En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(birinin) üstüne başına etmek

kaba ağır bir biçimde sövmek.

106 görüntülenme

maskesini atmak

amaçlarını gizlemesini bilen kimse, bu tutumunu bırakarak gerçek kişiliğini ve amaçlarını açığa vurmak.

106 görüntülenme

ağır çekmek

tartıda ağır gelmek.

106 görüntülenme

kızağa çekmek (almak)

1) gemiyi bakım, onarım için bir süre veya hiç kullanılmamak üzere kızak üzerine almak; 2) mec. bir görevliyi etkin bir görevden alıp çalışmayı gerektirmeyen pasif bir işe vermek.

106 görüntülenme

(birini) terkisine almak

üzerinde bulunduğu atın sağrısına bindirmek: 'Sonra atlarının terkisine aldılar, benimle beraber kaçtılar.' -H. Taner.

106 görüntülenme

cam gibi

1) arkası görünen, saydam, şeffaf; 2) donuk, cansız (göz).

106 görüntülenme

kızana gelmek

dişi kedi ve köpek erkek istemek.

106 görüntülenme

arı kovanı gibi işlemek

bir yerin gireni çıkanı çok olmak.

106 görüntülenme

(birinin veya bir şeyin) hasretini çekmek

1) çok özlemek: 'Ben dört sene onun hasretini çektim.' -A. Gündüz. 2) mec. gereksinim duyduğu şeyi elde edememenin üzüntüsü içinde bulunmak: Dünya, barışın hasretini çekiyor.

106 görüntülenme

ağırdan almak

1) bir işi gereken süre içinde bitirmemek, geciktirmek: 'Görüyorsunuz ki bu soyadı konusunda benim ağırdan alışım, bir tembellik değil.' -M. Ş. Esendal. 2) bir işi gönülsüz, isteksiz yapmak: 'Ama üstüme düşüldü mü bende bir gönül tokluğu, bir nazlanma, bir ağırdan alış.' -H. Taner.

106 görüntülenme

kuyruğunu kısmak

korkup sinmek.

106 görüntülenme

(birinin veya bir şeyin) posasını çıkarmak

1) bir kişi veya şeyi sonuna kadar sömürmek: 'Onlar öyledir, adamın posasını çıkarırlar, dedi.' -R. H. Karay. 2) birini çok dövmek.

106 görüntülenme

ağırlığını (ortaya) koymak

kimliğini ve kişiliğini kabul ettirmek.

106 görüntülenme

fit olmak

argo ödeşmek, razı olmak: 'Kilosunun fiyatına bir fakir ailenin bir hafta fit olduğu çilekler ne çirkin şeylerdir.' -S. F. Abasıyanık.

106 görüntülenme

otomatiğe geçmek

otomatik olarak çalışmaya başlamak.

106 görüntülenme

alakayı (alakasını) kesmek

ilgisi kalmamak, ayrılmak: Fabrikayla alakamı kestim.

106 görüntülenme

baştan aşmak

pek çok olmak, pek çoğalmak.

106 görüntülenme

(birinin) yüreğine oturmak

çok üzmek: 'İşte, yine başındaki bu dert de gelip yüreğine oturmuştu.' -S. F. Abasıyanık.

106 görüntülenme

baygın düşmek

çok yorulmak.

106 görüntülenme

(birinin) yüzü kâğıt gibi olmak

kanı çekilip benzi solmak: 'Babuş da uyanmış ve yatağın içine oturmuş. Korkudan onun da yüzü kâğıt gibi.' -P. Safa.

106 görüntülenme

azizlik etmek

muziplik etmek.

106 görüntülenme

arkasına (bile) bakmadan gitmek (kaçmak)

arkada kalanlarla ilgilenmeden bir yerden hızlıca ayrılmak: 'O kadar korktular, o kadar pıstılar ki arkalarına bile bakmadan kaçmaya başladılar.' -İ. O. Anar.

106 görüntülenme

(bir yeri) komşu kapısına çevirmek

yakın olmadığı ve sık sık uğranılması gerekmediği hâlde bir yere çok sık gitmek.

106 görüntülenme

(bir yeri) pislik götürmek

o yer, çok pis olmak.

106 görüntülenme

arkasından teneke çalmak

tenekeye sopa vb. ile vurarak giden bir kişiye hakaret etmek.

106 görüntülenme

gözleri yaşarmak

1) gözleri sulanmak: 'Öyle halk türküleri vardır ki gözleriniz yaşarmadan okuyamaz veya dinleyemezsiniz.' -M. Kaplan. 2) mec. duygulanmak: 'Bütün başarılarda gözlerim yaşarır, bütün ayrılışlarda aynı şey.' -B. Necatigil.

106 görüntülenme

bacakları tutmaz olmak

yürüyemeyecek duruma gelmek.

106 görüntülenme

kocaya gitmek

evlenmek: 'Harfleri okuyup yazamadan on üçümde kocaya gidecektim.' -A. Kulin.

106 görüntülenme

ağzı dolu dolu konuşmak

heyecanlı söz söylemek: 'Birkaç kişiyle, garip bir lisanla ağzı dolu dolu konuşmaya başladı.' -S. F. Abasıyanık.

106 görüntülenme

alıp vermek

1) kalp çarpıntısı geçirmek; 2) herhangi bir konu üzerinde yoğun olarak düşünmek.

106 görüntülenme