En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

temel tutmak

1) temelin kazılacağı zemin sağlam olmak; 2) sürüp gidecek bir duruma gelmek, kökleşmek, yerleşmek.

81 görüntülenme

(bir şeye) can dayanmamak

bir şey karşısında insanın dayanıklılığı elden gitmek: 'Bir lacivert petunya vardır ki renginin hoşluğuna canlar dayanmaz.' -A. Boysan.

81 görüntülenme

pabucuna kum dolmak

pabucuna taş kaçmak.

81 görüntülenme

ağzını tutmak

1) boşboğazlık etmemek; 2) kötü söz söylememek; 3) bir konuda arzu edilmeyen düşüncelerin açığa çıkmasını susarak önlemek.

81 görüntülenme

el almak

1) esk. tarikatlarda bir mürit, mürşidinden, başkalarına yol gösterme iznini almak; 2) bir sanatı yapmak için ustanın iznini almak; 3) kâğıt oyunlarında karşı tarafın oynadığı kâğıdın daha önemlisini oynayarak üstünlük sağlamak.

81 görüntülenme

borca almak

veresiye almak.

81 görüntülenme

dakikası dakikasına uymamak

her an başka bir ruh durumu göstermek.

81 görüntülenme

yanağına kan gelmek

yüzü daha canlı ve renkli olmak, iyi beslenmekten dolayı gürbüz görünmek.

81 görüntülenme

çift görmek

sarhoş olmak.

81 görüntülenme

güven vermek

güven duygusu uyandırmak, itimat telkin etmek.

81 görüntülenme

rahat yüzü görmemek

hiç rahat etmemek: 'Derler ki bugünden itibaren Zeliha'nın kalbi rahat yüzü görmedi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

81 görüntülenme

barış görüş olmak

hlk. her türlü dargınlığı unutarak barışmak.

81 görüntülenme

zemzem suyu ile yıkanmak

hiçbir suçu veya günahı olmamak: 'Konferansı düzenleyenlerin hepsi, zemzem suyuyla mı yıkanmışlar sanki?' -T. Halman.

81 görüntülenme

kündeye getirilmek

aldatılmak, tuzağa düşürülmek: 'Akıllı bir evlat olan Ali Harun Bey, annesinin böyle bir kündeye getirilmesini hazmedemez.' -H. R. Gürpınar.

81 görüntülenme

ağzının tadını bilmek

1) güzel yemeklerden anlamak; 2) her şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak: 'Demek sen artık ağzının tadını bilmiyorsun! Demek senin hiçbir zevkin kalmamış!' -A. Ş. Hisar.

81 görüntülenme

lakırtıya boğmak

gereksiz ve boş sözlerle konuşmayı uzatmak.

80 görüntülenme

dinine yandığım

argo öfke, kızgınlık vb. duyguları belirtmek için kullanılan bir ilenme sözü.

80 görüntülenme

zevahiri kurtarmak

görünüşü kurtarmak: 'Öyle yapmakla beraber zevahiri kurtarıyor, konuşuyor, gülüşüyordum.' -R. H. Karay.

80 görüntülenme

yangını körüklemek

gerginliği, anlaşmazlığı artırmak.

80 görüntülenme

kibrine yedirememek

gururuna dokunmak: 'Sütninenin üstüne düşmeyi kibrine yediremediği için merak etmiyormuş.' -R. N. Güntekin.

80 görüntülenme

zeval vermemek

yok etmemek, sona erdirmemek.

80 görüntülenme

çileye girmek

dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zorlu ve perhizli döneme girmek.

80 görüntülenme

sufle etmek

1) tiy. oyunculara, izleyicilere duyurmadan söyleyecekleri sözü veya cümleyi fısıldamak; 2) birine unuttuğu bir sözü veya cümleyi kimseye duyurmadan hatırlatmak.

80 görüntülenme

dalalete düşmek

doğru yoldan ayrılmak, sapkınlık etmek.

80 görüntülenme

zevale ermek

zeval bulmak.

80 görüntülenme

nohut oda, bakla sofa

bir evin küçüklüğünü ve darlığını anlatmak için söylenen bir söz: 'Nohut oda, bakla sofa, bizim de evimiz olacak diye mırıldandı.' -H. Taner.

80 görüntülenme

taban yapmak

ekon. fiyat, en aşağı duruma düşmek.

80 görüntülenme

hissini vermek

gibi gelmek, ... izlenimini uyandırmak: 'Ağlıyor, yırtınıyor, dövünüyor fakat adamakıllı yuvarlanmaya başladığım hissini veren bu hâlden silkinemiyorum.' -N. F. Kısakürek.

80 görüntülenme

abdest tazelemek

abdesti bozulmadığı hâlde yeniden abdest almak.

80 görüntülenme

inanılır gibi (şey) değil

çok şaşırılan, hayret edilen veya hayranlık duyulan bir olayla karşılaşıldığında söylenen bir söz: 'O şaşırtıcı yükselişten sonra düştüğü bu durum inanılır şey değil.' -C. Külebi.

80 görüntülenme