En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

takıp takıştırmak

özenerek süslenmek: 'Kız, kalk giyin, tak takıştır, diyor.' -H. E. Adıvar.

80 görüntülenme

başı çatlamak

başı çok ağrımak.

80 görüntülenme

doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı

içinden çıkılmayan güç bir durum karşısında söylenen bir söz.

80 görüntülenme

kafasını kaldırmamak

1) yoğun olarak çalışmak, meşgul olmak; 2) yoğun bir biçimde düşünmek veya çalışmak; 3) karşı gelmemek.

80 görüntülenme

burnunu sürtmek

sıkıntı çektikten sonra daha önce beğenmediği bir durumu kabul etmek, gururundan vazgeçmek: 'Hadisat şimdi burnunu da sürtmüş olduğundan ilk karısına karşı iyi davranıyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

80 görüntülenme

angaryaya koşmak

birini zorunlu olmadığı hâlde bir işte çalışmaya zorlamak.

80 görüntülenme

akla sığar gibi

aklın kabul edebileceği bir biçimde, makul: Söyledikleriniz akla sığar gibi değil.

80 görüntülenme

şıp diye

1) 'şıp' sesi çıkararak; 2) ansızın; 3) hemen: 'Öyle bir suratla karşılayacak ki seninki hiç istenmediğini şıp diye anlayıp defolacak.' -A. İlhan.

80 görüntülenme

umurumun teki

bir işe ilgi gösterilmediğini anlatan bir söz.

80 görüntülenme

ayağını (ayaklarını) öpeyim

hlk. 'yalvarırım' anlamında kullanılan bir söz.

80 görüntülenme

üzerine alınmak

üstüne alınmak.

80 görüntülenme

yasa bürünmek (boğulmak, gömülmek)

çok üzülmek: 'Bütün ev halkı yasa bürünmüştü, o gece hiçbirinin gözüne uyku girmedi.' -H. Topuz.

80 görüntülenme

suikastta parmağı olmak

düzenlenen suikast olayında rol oynamak.

80 görüntülenme

yükünü almak

1) taşıyabileceği en ağır yükü yüklenmiş olmak; 2) yeterli sayıda bulundurmak, dolmak: 'Lokanta da her akşamki yükünü almaya başlamıştı.' -T. Buğra. 3) yükünü tutmak.

80 görüntülenme

başı sıkılmak (sıkışmak)

herhangi bir güçlük karşısında kalmak, bunalmak: 'Baba dostu bir adam, başı sıkıldıkça Edip Münir ona koşar.' -H. R. Gürpınar.

80 görüntülenme

gönlü kırılmak

üzülmek, incinmek, yerinmek: 'Bunları duymakla gönlüm kırıldı.' -A. Ş. Hisar.

80 görüntülenme

mukabele okumak

topluluk karşısında dinleyicilerin takip edebileceği biçimde Kur'an'ı okumak.

80 görüntülenme

uykusu gelmek

uyuma isteği duymak.

80 görüntülenme

mukarrer bulunmak

kararlaşmak.

80 görüntülenme

sevda çekmek

birine tutkun olmak, aşk tutkusu içinde olmak.

80 görüntülenme

ismini cismini almak

adını, kimliğini belirleyip kaydetmek: 'Fabrika sahibinin ismini cismini aldı.' -S. F. Abasıyanık.

80 görüntülenme

kılıktan kılığa girmek

1) giysi değiştirmek; 2) sık sık düşünce değiştirmek.

80 görüntülenme

talihin kucağına atılmak

kendi kaderine boyun eğmek: 'Bir gelinden ziyade, zalim bir nezri yerine getirmek için talihin kucağına atılmış bir kurbana benziyordu.' -A. H. Tanpınar.

80 görüntülenme

yüreği bozulmak

bunalmak, sıkılmak: 'Yüreği bozulanların gözleri karanlık koridorlara, kapılara, pencerelere kaydı.' -L. Tekin.

80 görüntülenme

karış karış bilmek

en ince ayrıntısına kadar biliyor olmak: 'Buraların girdisini çıktısını, deliğini kovuğunu karış karış bilir.' -H. R. Gürpınar.

80 görüntülenme

yaşı ne, başı ne?

konuşulan iş için genç bir kimsenin yaşının ve deneyiminin elverişli olmadığını anlatan bir söz.

80 görüntülenme

aklı dağılmak

düşünceyi belli bir konu, sorun üzerinde toplayamamak.

80 görüntülenme

davet etmek

1) çağırmak: 'Bir bakanmışım gibi beni kürsüye davet etti.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) birinin bir şeye uymasını istemek: 'Kimin kimi istifaya davet edeceğini pek yakında gösterecekti.' -R. N. Güntekin. 3) mec. yol açmak: Hastalığı davet ediyor.

80 görüntülenme

yüreği cız etmek (cızlamak)

çok acımak, içi sızlamak: 'Aklımıza eski günler gelince / Yüreğimiz cız eder' -B. Necatigil.

80 görüntülenme

ayağının tozu ile

yoldan gelir gelmez, henüz dinlenmeden: 'Halep'ten İstanbul'a döndüğü gün ayağının tozu ile devrin padişahını görmeye gitmişti.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

80 görüntülenme