En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

barut fıçısı gibi

1) çok kızgın, sinirli (kimse): 'Sadi Nahit'i delice kıskanıyordu, içi bir barut fıçısı gibi hasetle doluydu.' -T. Buğra. 2) kavgaya yol açacak (durum).

105 görüntülenme

faça etmek

serenleri başa veya geriye doğru çevirerek yelkenleri sarmak.

105 görüntülenme

söylemediğini bırakmamak

bir kimse veya bir konu ile ilgili olarak söylenmemesi gereken şeyleri söylemek: 'Bir vakitler aralarında su sızmayan hatun kişiler şimdi birbirlerini çekemiyorlar, birbirlerinin arkasından söylemediklerini bırakmıyorlardı.' -H. Taner.

105 görüntülenme

çileye girmek

dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zorlu ve perhizli döneme girmek.

104 görüntülenme

basamak yapmak

bir kişiyi, bir durumu bulunduğu konumdan daha yükseğine erişmek için araç olarak kullanmak.

104 görüntülenme

bıyığı (bıyıkları) terlemek

bıyığı yeni yeni çıkmaya başlamak: 'Çocukları ve bıyıkları terlemeye yüz tutmuşları selamlıktan çağırdılar.' -R. H. Karay.

104 görüntülenme

inkıraza uğramak

batmak, dağılmak, çökmek, yok olmak.

104 görüntülenme

değer vermek

değerli saymak, önem vermek.

104 görüntülenme

ay gibi

ay parçası.

104 görüntülenme

cıva gibi

yerinde durmaz, ele avuca sığmaz, çok hareketli.

104 görüntülenme

ayağa kaldırmak

telaş ve heyecana düşürmek.

104 görüntülenme

(birine) rahat batmak

tkz. iyi bir durumdayken bu durumu olmayacak sebepler yüzünden bırakanlar için sitem yollu söylenen bir söz.

104 görüntülenme

boyun bükmek

boynunu bükmek.

104 görüntülenme

dengine getirmek

punduna getirmek.

104 görüntülenme

bir ayak üstünde bin yalan söylemek

çok kısa sürede pek çok yalan söylemek: 'Bir ayak üstünde kırk yalanın belini büktüğü hâlde para hesabına bir türlü akıl erdiremez, bakkala bozdurulan paranın gerisini daima eksik getirirdi.' -R. N. Güntekin.

104 görüntülenme

madalyonun ters tarafı (tersi, arka yüzü)

'olumlu bir iş, bir durum veya bir olayın düşünülmesi, hesaba katılması gereken olumsuz yönü' anlamında kullanılan bir söz.

104 görüntülenme

darasını düşmek

kabın ağırlığını hesaba katmamak.

104 görüntülenme

sermayeyi doğrultmak

ticaret için ortaya konan anaparayı batırmadan işletmek ve para kazanmak: 'Köyden kopup, yabancı işçi olup, beş altı yılda sermayeyi doğrultup, yurtta özel teşebbüsçü bir yarım yamalak kapitalist olma özlemi görülüyor çoğunda.' -H. Taner.

104 görüntülenme

su dökmek

hlk. küçük abdest bozmak.

104 görüntülenme

anasının nikâhını istemek

bir şeye değerinden çok para istemek.

104 görüntülenme

darbe vurmak (indirmek)

iyi olan bir durumu kötüye dönüştürmek: 'Abdülhamit, Midhat Paşa'nın katli ile fikir denilen kuvvete ağır bir darbe vurmuş.' -H. E. Adıvar.

104 görüntülenme

burnunu sürtmek

sıkıntı çektikten sonra daha önce beğenmediği bir durumu kabul etmek, gururundan vazgeçmek: 'Hadisat şimdi burnunu da sürtmüş olduğundan ilk karısına karşı iyi davranıyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

104 görüntülenme

açmaza getirmek (düşürmek)

düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak.

104 görüntülenme

akla sığar gibi

aklın kabul edebileceği bir biçimde, makul: Söyledikleriniz akla sığar gibi değil.

104 görüntülenme

kılıcı kınına koymak

savaşı bırakmak, savaştan vazgeçmek.

104 görüntülenme

anlam çıkarmak

1) bir cümleden veya metinden yeni ve değişik bir anlam yakalamak; 2) mec. yersiz ve gereksiz bir yargıya varmak, yanlış değerlendirmek; bir söze, söyleyenin aklından geçmeyen bir anlam vermek.

104 görüntülenme

bir dikiş kaldı

nerede ise, az kaldı.

104 görüntülenme

çağanoz gibi

eğri büğrü (kimse).

104 görüntülenme

başı tutmak

gürültüden veya üzüntüden başı ağrımak: '... poker oynanıyor. Yenilirse kızıyor. Başı tutuyor, komşu doktorun hizmetçisini çağırıp çenesini ovduruyor.' -M. Ş. Esendal.

104 görüntülenme

surat kalmamak

utanmaz duruma gelmek: 'İkimizde de birbirimize bakacak surat kalmamıştı.' -M. Ş. Esendal.

104 görüntülenme