En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

meyve vermek

1) ürün vermek; 2) mec. bir eser ortaya çıkarmak.

79 görüntülenme

aksi gibi

istenmediği hâlde, aksilik olarak: 'Oysa ki askerdeyken aksi gibi, bir kere bile hastalanmamıştı.' -N. Hikmet.

79 görüntülenme

saçılıp dökülmek

1) gereğinden veya kaldırabileceğinden çok harcamak; 2) mec. içindekini söylemek.

79 görüntülenme

minnet etmemek

boyun eğmemek.

79 görüntülenme

sırasını kaybetmek

çocuk veya bebek, hastalık veya başka bir sebep dolayısıyla uyku ve meme zamanını şaşırmak.

79 görüntülenme

pazar ola!

satıcılara 'satışın bol olsun' anlamında söylenen bir iyi dilek sözü.

79 görüntülenme

şahit tutmak

birini tanık olarak göstermek: 'Eniştemiz bizi şahit tuttukça babam da istihzalı bir tavır alır, kıs kıs gülerdi.' -A. Ş. Hisar.

79 görüntülenme

depara geçmek

koşuya veya yarışa hızla başlamak: 'Onu kaptırınca kıyıdaki öbür kayalara konmak için depara geçerler.' -H. Taner.

79 görüntülenme

(bir şey) su gibi gitmek

bol bol harcanmak.

79 görüntülenme

(bir yer) karınca yuvası gibi kaynamak

çok kalabalık ve hareketli olmak.

79 görüntülenme

hakir görmek

önemsememek, değer vermemek, küçümsemek, küçük görmek, hor görmek.

79 görüntülenme

kuş kanadıyla gitmek

çok hızlı gitmek.

79 görüntülenme

yüz kızdırmak

utanmayı göze almak.

79 görüntülenme

işi yolunda (tıkırında) gitmek (olmak)

iş düzenli ve istenilen biçimde yürümek.

79 görüntülenme

ortaya çıkmak

1) yokken var olmak, meydana çıkmak, türemek: 'Ama bizi, en azından Fahri'yle beni yadırgatan başka şeyler ortaya çıkmaya başladı.' -A. Ümit. 2) biri kendini göstermek: 'Lanet filozofum diyerek ortaya çıkıp Allah'a ve kullara karşı hezeyan eden tımarhanelik herifler!' -Ö. Seyfettin.

79 görüntülenme

el işi göz nuru

el emeği göz nuru.

79 görüntülenme

akşamı zor etmek

bir türlü akşam olmamak.

79 görüntülenme

cafcafından geçilmemek

her zaman ve her yerde gösteriş yapmak: Cafcafından geçilmiyor.

79 görüntülenme

hakkı olmak

1) payı, alacağı, hissesi olmak; 2) sözünde, düşüncesinde, iddiasında haklı olmak.

79 görüntülenme

göz yummak

1) görmezlikten gelmek, hoş görmek, bağışlamak: 'Kendi dillerine başka bir dilden en küçük bir şeyin karışmasına göz yumamazlar.' -N. Uygur. 2) umudunu kesmek, umutsuzluğa düşmek.

79 görüntülenme

nam kazanmak

ün sahibi olarak tanınmak: 'Karaman alayı, bizim harp tarihimizde büyük nam kazanmış bir alaydır.' -A. Gündüz.

79 görüntülenme

gözaydın etmek

güzel bir olay için kutlamak, iyi dileklerde bulunmak: 'Bir hafta evimize geldiler, gittiler. Köylerden bizleri tanıyanlar bile geldiler, gözaydın ettiler.' -M. Ş. Esendal.

79 görüntülenme

ete kemiğe dönüştürmek (büründürmek)

canlandırmak: 'Aşkımemnu'da Firdevs Hanım'ı inanılmaz bir başarıyla ete kemiğe dönüştürmüş.' -S. İleri.

79 görüntülenme

gözaydına gelmek

birine kavuştuğu sevindirici bir durum dolayısıyla kutlamaya, iyi dilekte bulunmaya gelmek: 'Eve dönünce orasını düğünevi gibi kalabalık buldum. Duyan kadınlar gözaydına gelmişler.' -M. Ş. Esendal.

79 görüntülenme

her kafadan bir ses çıkmak

bir konu üzerinde herkes rastgele konuşmak: 'Her kafadan bir ses çıkıyor, sen kazandın ben kazandım, şans mans deyip gülüşüyorlardı.' -N. Meriç.

79 görüntülenme

ne oluyor?

ne gereği var veya ne karışıyor?

79 görüntülenme

cama çıkmak

pencereden görünmek.

79 görüntülenme

çenesini açmak

1) çok konuşmasına sebep olmak: 'Fakat bu inat, Emine'nin çenesini açmış; kızın ne kadar kusuru varsa babasından geldiğini söylerken Tevfik'e ağzını açmış, gözünü yummuştu.' -H. E. Adıvar. 2) çok konuşmak, gevezelik etmek.

79 görüntülenme

iğfal etmek

1) esk. aldatmak, kandırmak, baştan çıkarmak: 'Bu takdirde hem kendilerini hem de milleti iğfal etmiş olurlar.' -Atatürk. 2) ırzına geçmek, tecavüz etmek: 'Bir genç kızı izdivaç vaadiyle iğfal etmiş bir adamın mesuliyetini, vicdan azabını ve nihayet hicabını duyuyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

79 görüntülenme

saflara ayırmak

belli kümeler içinde toplamak.

79 görüntülenme