En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

sıcak basmak

hava çok ısınmak.

79 görüntülenme

top gibi patlamak

birden gelen şaşırtıcı ve ürkütücü haber duyulmak.

79 görüntülenme

uhdesinden gelmek

becermek, başarmak: 'Bu işi tek bir kişiye verseniz yine uhdesinden gelir çünkü yapacağı bellidir.' -Y. K. Beyatlı.

79 görüntülenme

umudu sönmek

umudu kalmamak.

79 görüntülenme

hayır beklememek

iyilik ummamak, yararlı olacağını sanmamak.

79 görüntülenme

isyanları oynamak

isyan etmek.

79 görüntülenme

umudu (umudunu) üzmek

umudu kesmek: 'Millet köyden umudu üzmüş bir kere. Hele gençler bir an önce çekip gitmek istiyor.' -M. Kutlu.

79 görüntülenme

malı götürmek

herkesin göz diktiği bir çıkarı elde etmek.

79 görüntülenme

sıçana dönmek

üstü başı çok ıslanmak.

79 görüntülenme

haber patlatmak

çok önemli bir haberi ilk kez açıklamak: 'Bu haberi patlatacak olan gazete en az bir hafta gündemi belirlemiş olacak.' -A. Ümit.

79 görüntülenme

hayır dua almak

kendisi için iyi dilekte bulunulmak.

79 görüntülenme

tandem oynamak

sp. kalecinin önünde savunmak amacıyla duran iki oyuncu paslaşarak oynamak.

79 görüntülenme

müdana etmemek

1) kendini borçlu hissedecek duruma düşürmemek, kendi ayakları üstünde durmak, kimseye açıklama yapma gereği hissetmemek; 2) yaranmaya, iyi görünmeye çalışmamak.

79 görüntülenme

konuk gelmek

bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelmek.

79 görüntülenme

hayırdır inşallah

1) anlatılan bir rüyayı iyiye yormak için kullanılan bir söz; 2) şaşma ve merak veren olgular karşısında söylenen bir söz: 'Hayırdır inşallah, rüya mı gördün böyle birdenbire?' -Ö. Seyfettin.

79 görüntülenme

toprağa düşmek

ölüp gömülmek: 'Bu sabah hesap ettim, küçüğüm toprağa düşeli tam yetmiş üç gece olmuş.' -R. N. Güntekin.

79 görüntülenme

var yok

belli bir ölçüye ya ulaşır ya ulaşmaz, herhangi bir ölçüye, miktara yakın, olduğu bile kuşkulu: 'Ünlü Haçik'in oğlu Nubar, kırk yaşlarında var yok, göbekli ve dazlak.' -A. İlhan.

79 görüntülenme

ayakkabı vurmak

ayakkabı ayağı zedelemek, ayağı rahatsız etmek.

79 görüntülenme

üstüne düşmek

bir kimseyle veya bir şeyle çok ilgilenmek: 'Biz de hani üstüne düşüp düzeltecek yerde, Atatürk'ün Osmanlıcayı Türkçeleştirmek hususundaki güzel arzusunu bugünkü uydurma dilcilik gayretine alet etmişiz.' -B. Felek.

79 görüntülenme

adı kaldırılmak

anılmaz olmak, silinip gitmek: 'Saatlerce adı dünya yüzünden kaldırılmaya çalışılan Türklüğün talihini düşünürdüm.' -Ö. Seyfettin.

79 görüntülenme

başına iş çıkmak

hoşa gitmeyen ve beklenmedik bir iş veya olayla karşılaşmak.

79 görüntülenme

dekolte konuşmak

tkz. açık saçık konuşmak.

79 görüntülenme

kasavet çekmek

üzülmek, tasalanmak: 'Dövüşen yiğitler de boyanır kana / Kasavet mi çeker seni doğuran ana' -Halk türküsü.

79 görüntülenme

orası senin, burası benim dolaşmak (gezmek)

durmadan gezip dolaşmak.

79 görüntülenme

dost edinmek

dost kazanmak: 'Yolda iki dost edinip on gün birisinin, on gün ötekinin erzak torbasından karnını doyurdu.' -F. R. Atay.

79 görüntülenme

yüreğine dert olmak

başkasının herhangi bir davranışı, sonradan kendisi için sürekli bir üzüntü kaynağı olmak: 'Zavallı adam, son nefesinde bir ekmek kadayıfı istediydi; alıp yediremedim. O, yüreğime dert oluyor.' -R. N. Güntekin.

79 görüntülenme

bir biçimine getirmek

1) çözüm yolu bulmak: 'Ne olur bir biçimine getir/ yak şu linyiti çıtır çıtır' -B. R. Eyuboğlu. 2) sırasını, fırsatını bulmak, punduna getirmek, en uygun durumunu yakalamak: 'Bir biçimine getirip benimle Samim'e de veriştiriyormuş.' -S. Birsel.

79 görüntülenme

aklından geçirmek

bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak: 'Aklından geçirdiği gerçekmiş gibi telaşlanmıştı.' -N. Cumalı.

79 görüntülenme

çaresiz kalmak

çözüm yolu, çıkar yolu bulamamak: 'Köyde kim çaresiz kalırsa, kimin işi bozulursa İstanbul yolunu tutar.' -Ö. Seyfettin.

79 görüntülenme

münasebeti düşmek

sırası gelmek: Bir münasebeti düşerse söylerim.

79 görüntülenme