En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(bir şeyde) tuzu olmak

katkısı olmak.

79 görüntülenme

canını yakmak

1) acı verecek bir biçimde cezalandırmak: 'Eskiden uzun seneler askerî rüştiyelerde hocalık etmiş olan bu adam, kim bilir ne kadar çocuğun canını yakmıştı.' -R. N. Güntekin. 2) bir kimseyi, çok sıkıntı ve zarara sokmak: 'Ne derse desin, gözü bunun canını yakmakta.' -M. Ş. Esendal.

79 görüntülenme

telef olmak

1) hayvan, ölmek; 2) mec. mahvolmak.

79 görüntülenme

allahı çok, insanı az bir yer

pek ıssız ve kuytu bir yer.

79 görüntülenme

aşırı gitmek

ölçüyü kaçırmak, usandırmak.

79 görüntülenme

(birinin) dediğine gelmek

birinin düşüncesini önce kabul etmezken sonradan doğru bulup kabul etmek.

79 görüntülenme

ağzından (söz, lakırtı) dirhemle çıkmak

çok az veya zorla konuşmak.

79 görüntülenme

çuvalla para kazanmak

aşırı kazanç sağlamak.

79 görüntülenme

pundunu bulmak

punduna getirmek.

79 görüntülenme

gözüyle görmek

bir olaya tanık olmak.

79 görüntülenme

harp açmak

1) savaş açmak; 2) mec. bir konuda güçlü biçimde mücadele etmek, bir konuyu şiddetle savunmak: 'Gençler, kendi cinslerinden riyakârlara karşı harp açmalıdırlar.' -F. R. Atay.

79 görüntülenme

temize çekmek

bir yazının karalamasını temiz olarak yazmak: 'Bizim yazarımız temize çektikten sonra romanı elinde dolaşır dururdu kapı kapı.' -N. Cumalı.

79 görüntülenme

kabuksuz yumurtlatmak

bir işi ivedilikle yaptırıp eksik kalmasına yol açmak.

79 görüntülenme

nerede akşam, orada sabah

bir kimsenin gece kalacak belli bir yeri olmadığını, rastgele bir yerde kalabileceğini anlatan bir söz.

79 görüntülenme

geçmişini kurcalamak

geçmişini araştırarak kötü amaçlı kullanmak için birisiyle ilgili bilgi edinmek.

79 görüntülenme

hissine (hislerine) kapılmak

duygusal davranmak: 'Ona mantık ve kıyaslarını yaparken, hissine ve taassubuna kapılmamasını tavsiye edecektim.' -Ö. Seyfettin.

79 görüntülenme

lafını etmek

birinden veya bir konudan söz etmek, onunla ilgili olarak konuşmak.

79 görüntülenme

yoktan var etmek

yaratmak, ortaya çıkarmak: 'Ama bu düşmanları kendisi âdeta çalışarak hazırlar, yoktan var ederdi.' -Y. Z. Ortaç.

79 görüntülenme

meşk almak

ders almak.

79 görüntülenme

yol açmak

1) yol yapmak; 2) kapanmış olan yolu geçilir duruma getirmek; 3) kalabalık bir yerde genellikle saygıdeğer bir kişinin geçmesi için insanları kenara çekip yol vermek; 4) mec. bir olayın sebebi olmak: 'Seniha'nın bu hareketi türlü türlü tefsirlere yol açtı.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 5) mec. davranışlarıyla başkalarına örnek olmak: 'Bize yol aç, erkân göster; yollar aç bize de, biz de adam sırasına girelim.' -K. Korcan.

79 görüntülenme

eyvallah demek

1) hoş görerek kabul etmek veya edilmek: 'Mersi denir. Sonra teşekkür edilir. Eyvallah denir, çok mersi denir.' -S. F. Abasıyanık. 2) hoşça kalın, sağlıcakla kalın demek.

79 görüntülenme

hasıraltı etmek

bir işi isteyerek, bilerek ve haksız olarak yürütmemek, örtbas etmek.

79 görüntülenme

öyle veya böyle

ne olursa olsun, her hâlde, bu durumda: 'Öyle veya böyle, bir amatör, bir heveskâr işte.' -T. Buğra.

79 görüntülenme

güme götürmek

anlaşılmasını engellemek: 'Demagog, kelime oyunu içinde hakikati güme götüren bir hokkabazdır.' -N. F. Kısakürek.

79 görüntülenme

bok etmek (bokunu çıkarmak)

kaba bir işi, bir şeyi bozmak, berbat etmek.

79 görüntülenme

hasret çekmek

özlem duymak: 'Geçmiş günlere hasret çekmiyorum. Çocukluğumu göresim gelmedi.' -N. Hikmet.

79 görüntülenme

kendi köşesinde yaşamak

yalnız başına yaşamak: 'Bu şiirlerin okuyucuya tanıttığı kişi, kitapları, üç beş sevdiği dostu ile kendi köşesinde yaşamayı seven bir kimse olarak görünür.' -N. Cumalı.

79 görüntülenme

metanet göstermek

kötü bir duruma katlanmak, dayanmak.

79 görüntülenme

at nalı kadar

alay pek büyük (nişan, madalya, elmas, plaka vb. şeyler).

79 görüntülenme

sopa atmak (çekmek)

dövmek: 'Şu budalaya bir sopa çekin de bir daha para kazanmadan gurbette kalmayı öğrensin.' -Ö. Seyfettin.

79 görüntülenme