En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

altın kesmek

çok para kazanır olmak.

104 görüntülenme

(bir şeye) ... gözüyle bakmak

yerine koymak: Kardeş gözüyle bakmak.

104 görüntülenme

çiğ düşmek

hoş karşılanmamak, kaba ve yersiz bulunmak: 'Onların da belki merhume ve öksüzler hakkında söylenilecek bir fikirleri olurdu. Fakat şimdilik ne deseler çiğ düşecekti.' -R. N. Güntekin.

104 görüntülenme

çizmeleri çekmek

bir işe girişmek: 'Yaptığım işe hâlâ şaşmaktan ve inanamamaktan vazgeçemediğim hâlde çizmeleri çekmiştim.' -R. N. Güntekin.

103 görüntülenme

boş konuşmamak

gerçekleri söylemek, bilgisine dayanarak anlatmak: 'Amiralin sözlerine inanmak lazım, boş konuşmaz.' -F. F. Tülbentçi.

103 görüntülenme

kendini tartmak

ne durumda olduğunu öğrenmek için kendini yoklamak.

103 görüntülenme

dalları basmak

ağaçta dalları eğecek kadar çok meyve olmak.

103 görüntülenme

dizgin vurmak

dizgin takmak.

103 görüntülenme

bilgi tazelemek

önceden sahip olduğu bilgiyi yenilemek, güncelleştirmek: Matematikle ilgili bilgilerimi tazeledim.

103 görüntülenme

düğümünü çözmek

anlaşılmaz bir şeyi anlaşılır duruma getirmek.

103 görüntülenme

selam söylemek

1) selamını birine götürmesini söylemek; 2) birinin gönderdiği selamı başkasına iletmek.

103 görüntülenme

boynunu uzatmak

her şeye, her cezaya razı olmak.

103 görüntülenme

bronz gibi

tunca benzeyen, tunç renginde olan.

103 görüntülenme

okumayı sökmek

okula yeni başlayan öğrenci, verilen eğitim sonrası okumaya başlamak, okuma becerisini kazanmak.

103 görüntülenme

akla fenalık vermek

çok şaşırtmak, çıldırtmak, zıvanadan çıkarmak: 'Aman ya Rabbi, akla fenalık verecek hadiseler bundan sonra başladı.' -R. H. Karay.

103 görüntülenme

bucak bucak aramak

her yerde aramak: 'Sizi bucak bucak arayan ölüm, nihayet izinizi bulup karşınıza dikildi mi?' -A. N. Asya.

103 görüntülenme

bel vermek

1) duvar gibi dik şeyler dışarıya veya tavan gibi yatay şeyler aşağıya doğru kamburlaşmak: 'İsli tavan bel vermiş, duvarları içeri kamburlaşmıştı.' -O. Kemal. 2) mec. herhangi bir konuda destek olmak.

103 görüntülenme

rövanşı almak

1) ikinci karşılaşmayı kazanmak; 2) mec. kensine yapılan haksızlığın karşılığını vermek.

103 görüntülenme

çağı yakalamak

çağın gerektirdiği gelişmişlik düzeyine ulaşmak.

103 görüntülenme

(birinin) konuğu olmak

birine konuk olarak gidip kalmak: 'Onun köyüne gittim, onun konuğu oldum orada on beş gün.' -Y. Kemal.

103 görüntülenme

elinde tutmak

1) kendi tekelinde bulundurmak, başkalarına kaptırmamak; 2) bir malı satmayıp bekletmek.

103 görüntülenme

belini vermek

dayanmak, yaslanmak: 'Avlunun en uzak köşesine, duvara belini verir otururdu.' -Y. K. Beyatlı.

103 görüntülenme

buldumcuk olmak

bir şeye sonradan ulaşınca şımarmak.

103 görüntülenme

temerrüde düşmek

huk. ödenmesi hâlâ mümkün olan borcu ödememekte direnmek.

103 görüntülenme

istavroz çıkarmak

haç çıkarmak: 'Lanet kelimesini her anışında istavroz çıkarıyordum.' -N. Meriç.

103 görüntülenme

(bir şeyin) divanesi olmak

bir şeye çok düşkün olmak.

103 görüntülenme

karizmayı çizdirmek

argo var olan etkileyiciliğini kaybetmek.

103 görüntülenme

bereket versin

1) para alan kimsenin söylediği iyi dilek sözü; 2) bir kimsenin bir durumdan hoşnutluğunu anlatan söz: 'Bereket versin, gece bu kır yolu tenha idi.' -H. R. Gürpınar.

103 görüntülenme

kafayı üşütmek

delirmek, çılgınlaşmak.

103 görüntülenme

kulak (kulağını) tırmalamak

kulağı rahatsız etmek: 'Evde kimse yoktu sözü kulağını tırmaladı.' -M. Ş. Esendal.

103 görüntülenme