En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

boynunu uzatmak

her şeye, her cezaya razı olmak.

103 görüntülenme

bronz gibi

tunca benzeyen, tunç renginde olan.

103 görüntülenme

okumayı sökmek

okula yeni başlayan öğrenci, verilen eğitim sonrası okumaya başlamak, okuma becerisini kazanmak.

103 görüntülenme

akla fenalık vermek

çok şaşırtmak, çıldırtmak, zıvanadan çıkarmak: 'Aman ya Rabbi, akla fenalık verecek hadiseler bundan sonra başladı.' -R. H. Karay.

103 görüntülenme

bucak bucak aramak

her yerde aramak: 'Sizi bucak bucak arayan ölüm, nihayet izinizi bulup karşınıza dikildi mi?' -A. N. Asya.

103 görüntülenme

çaba göstermek

bir işi başarmak için çalışmak, uğraşmak, gayret göstermek: 'Onu kurtarabilmek için olmayacak şeylere saldırmak derecesinde bir çaba gösteriyorsunuz.' -H. R. Gürpınar.

103 görüntülenme

bel vermek

1) duvar gibi dik şeyler dışarıya veya tavan gibi yatay şeyler aşağıya doğru kamburlaşmak: 'İsli tavan bel vermiş, duvarları içeri kamburlaşmıştı.' -O. Kemal. 2) mec. herhangi bir konuda destek olmak.

103 görüntülenme

çağı yakalamak

çağın gerektirdiği gelişmişlik düzeyine ulaşmak.

103 görüntülenme

(birinin) konuğu olmak

birine konuk olarak gidip kalmak: 'Onun köyüne gittim, onun konuğu oldum orada on beş gün.' -Y. Kemal.

103 görüntülenme

belini vermek

dayanmak, yaslanmak: 'Avlunun en uzak köşesine, duvara belini verir otururdu.' -Y. K. Beyatlı.

103 görüntülenme

(bir şeyin) divanesi olmak

bir şeye çok düşkün olmak.

103 görüntülenme

bereket versin

1) para alan kimsenin söylediği iyi dilek sözü; 2) bir kimsenin bir durumdan hoşnutluğunu anlatan söz: 'Bereket versin, gece bu kır yolu tenha idi.' -H. R. Gürpınar.

103 görüntülenme

besmele çekmek

bir işe başlarken 'bismillahirrahmanirrahim' sözünü söylemek: 'Üç dört kişi birden besmele çekmişlerdi ve hepsi birden okumaya başlamışlardı.' -M. Ş. Esendal.

103 görüntülenme

ayak çekmek

kandırmaya çalışmak, avutmak.

103 görüntülenme

dedikodu sermayesi olmak

konuşma, sohbet konusu durumuna gelmek: 'Munise'nin süsü günlerce Zeyniler köyüne dedikodu sermayesi olmuş.' -R. N. Güntekin.

103 görüntülenme

aklına sığdırmak

bir şeyin olabileceğine inanmak, aklı almak.

103 görüntülenme

doludizgin gitmek

1) son hızla koşmak; 2) mec. kendini kaptırıp sürüklenmek: 'Kendimi yalnız sanıyor ve talihin arabasında doludizgin gidiyordum.' -A. H. Tanpınar.

103 görüntülenme

adı kötüye çıkmak

ünü kötü olarak yayılmak.

103 görüntülenme

başına vurmak

1) içki, gaz veya sıcak baş ağrısı yapmak; 2) dayanamaz olmak: Bekârlık başına vurdu. 3) ne yapacağını bilemez hâle gelmek: 'Bu harp başına vurdu galiba, sapıtmışsın sen.' -R. Erduran.

103 görüntülenme

bir işaretine bakmak

bir işi yapmak için hazır beklemek.

103 görüntülenme

duble etmek

astar geçirmek.

103 görüntülenme

aklını şaşırmak

yerinde olmayan bir iş yapmak, yersiz düşünmek: 'Bu kadar genç bir kızla evlenmek için Şakir amca aklını şaşırdı herhâlde.' -P. Safa.

103 görüntülenme

başını boş bırakmak

yalnız veya serbest bırakmak.

103 görüntülenme

(birinin) sinirleri altüst olmak

sinirleri bozulmak, sinirlenip ne yapacağını şaşırmak.

103 görüntülenme

ayna gibi

1) dümdüz ve parlak; 2) kımıltısız, durgun (deniz).

103 görüntülenme

saçını süpürge etmek

kadın özveri ile çalışıp hizmet etmek: 'Ah gençliğim, ah sana saçımı süpürge ettiğim gençliğim de diyecek değilim.' -A. Ağaoğlu.

103 görüntülenme

içine kuşku çökmek

içten içe şüphesi yoğunlaşmak.

103 görüntülenme

akşamdan kavur, sabaha savur

1) kazandığını günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanılan bir söz; 2) söylediği sözü tutmayan kişiler için kullanılan bir söz.

103 görüntülenme

(bir yer) karınca yuvası gibi kaynamak

çok kalabalık ve hareketli olmak.

103 görüntülenme

derde (derdine) derman olmak

soruna çözüm bulmak, sıkıntıyı geçirmeye çare göstermek: 'Hurşit Bey seni ağırlar, derdine derman olur.' -Y. Kemal.

103 görüntülenme