En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

dedikodu sermayesi olmak

konuşma, sohbet konusu durumuna gelmek: 'Munise'nin süsü günlerce Zeyniler köyüne dedikodu sermayesi olmuş.' -R. N. Güntekin.

103 görüntülenme

aklına sığdırmak

bir şeyin olabileceğine inanmak, aklı almak.

103 görüntülenme

doludizgin gitmek

1) son hızla koşmak; 2) mec. kendini kaptırıp sürüklenmek: 'Kendimi yalnız sanıyor ve talihin arabasında doludizgin gidiyordum.' -A. H. Tanpınar.

103 görüntülenme

adı kötüye çıkmak

ünü kötü olarak yayılmak.

103 görüntülenme

başına vurmak

1) içki, gaz veya sıcak baş ağrısı yapmak; 2) dayanamaz olmak: Bekârlık başına vurdu. 3) ne yapacağını bilemez hâle gelmek: 'Bu harp başına vurdu galiba, sapıtmışsın sen.' -R. Erduran.

103 görüntülenme

bir işaretine bakmak

bir işi yapmak için hazır beklemek.

103 görüntülenme

kaşık atmak (çalmak)

iştahla veya çabuk yemek.

103 görüntülenme

duble etmek

astar geçirmek.

103 görüntülenme

aklını şaşırmak

yerinde olmayan bir iş yapmak, yersiz düşünmek: 'Bu kadar genç bir kızla evlenmek için Şakir amca aklını şaşırdı herhâlde.' -P. Safa.

103 görüntülenme

başını boş bırakmak

yalnız veya serbest bırakmak.

103 görüntülenme

(birinin) sinirleri altüst olmak

sinirleri bozulmak, sinirlenip ne yapacağını şaşırmak.

103 görüntülenme

ayna gibi

1) dümdüz ve parlak; 2) kımıltısız, durgun (deniz).

103 görüntülenme

saçını süpürge etmek

kadın özveri ile çalışıp hizmet etmek: 'Ah gençliğim, ah sana saçımı süpürge ettiğim gençliğim de diyecek değilim.' -A. Ağaoğlu.

103 görüntülenme

içine kuşku çökmek

içten içe şüphesi yoğunlaşmak.

103 görüntülenme

akşamdan kavur, sabaha savur

1) kazandığını günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanılan bir söz; 2) söylediği sözü tutmayan kişiler için kullanılan bir söz.

103 görüntülenme

(bir yer) karınca yuvası gibi kaynamak

çok kalabalık ve hareketli olmak.

103 görüntülenme

derde (derdine) derman olmak

soruna çözüm bulmak, sıkıntıyı geçirmeye çare göstermek: 'Hurşit Bey seni ağırlar, derdine derman olur.' -Y. Kemal.

103 görüntülenme

cafcafından geçilmemek

her zaman ve her yerde gösteriş yapmak: Cafcafından geçilmiyor.

103 görüntülenme

ağır kaçmak

1) gücendirici olmak, uygun düşmemek: Bu şaka biraz ağır kaçtı. 2) beklenenden fazla olmak: Hakem tarafından verilen kırmızı kart ağır kaçtı.

103 görüntülenme

ayrı seçi yapmak

birkaç şey arasında fark gözetmek.

103 görüntülenme

(bir yerde) gözünü açmak

o yerde olduğunun farkına varmak.

103 görüntülenme

eli ermek

1) yapabilmek, ulaşabilmek: 'Zaman zaman, şiirin ne olduğunu elimin erdiği, gücümün yettiği kadar anlatmaya çalıştım.' -O. V. Kanık. 2) bir işi yapmak için zaman bulabilmek.

103 görüntülenme

cama çıkmak

pencereden görünmek.

103 görüntülenme

düğüm atmak

düğümlemek: 'Bir ağıtla mendillerinin, yazmalarının ucuna düğüm attılar.' -L. Tekin.

103 görüntülenme

başlama!

'hoş olmayan bir söz veya davranışı tekrarlama!' anlamında kullanılan bir söz.

103 görüntülenme

iğne yutmuş ite (maymuna) dönmek

argo zayıf ve bitkin duruma gelmek: 'Birbirimizle kavga etmekten, bekârlıktan, biraz açlıktan, iğne yutmuş ite dönmüştük.' -M. Ş. Esendal.

103 görüntülenme

(bir şeyi, kendini) siper etmek

1) kendini veya bir şeyi korumak amacıyla bir başka şeyi siper olarak kullanmak: 'Tuğla harmanındaki ameleler durup ellerini gözlerine siper ederek etrafı aradılar.' -S. F. Abasıyanık. 2) bir şey veya bir kimse için kendini tehlikeye atmak: 'Siper ederek etrafı aradılar.' -S. F. Abasıyanık.

103 görüntülenme

az görmek

1) umduğundan eksik bulmak; 2) azımsamak.

103 görüntülenme

bir kıza dünür düşmek

bir kızı evlenmek üzere başkası için istemek.

103 görüntülenme

kalıbı değiştirmek (dinlendirmek)

argo ölmek: 'Hekimler epeyce çalıştılar, ilaç verdiler ise de fayda etmedi. Bir hafta sonra kalıbı dinlendirdi.' -M. Ş. Esendal.

103 görüntülenme