En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

az görmek

1) umduğundan eksik bulmak; 2) azımsamak.

103 görüntülenme

bir kıza dünür düşmek

bir kızı evlenmek üzere başkası için istemek.

103 görüntülenme

(bir şeyi) zihnine yerleştirmek

unutulmayacak biçimde aklında tutmak.

103 görüntülenme

can cana, baş başa

1) bir tehlike anında herkesin kendi canının, kendi başının kaygısına düştüğünü anlatan bir söz: 'Gecenin karanlığında bütün bir mahalle donanma fişekleri gibi ateş almış. Sokaklarda herkes can cana, baş başa... Tulumbacı naraları, çığlıklar, borular.' -R. N. Güntekin. 2) birbirini seven iki kişi bir arada yalnız olarak.

103 görüntülenme

azamet satmak

büyüklük taslamak, çalım satmak, böbürlenmek.

103 görüntülenme

dünya ahret kardeşim (bacım) (olsun)

bir kişiye kardeşlik duygusundan başka bir gözle bakılmadığını anlatan bir söz.

103 görüntülenme

azar işitmek

azarlanmak.

103 görüntülenme

(bir şeyin) izini düşürmek

iz düşümünü çıkarmak.

103 görüntülenme

azınlıkta kalmak

bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler, karşı düşünceye oy verenlerden daha az olmak.

103 görüntülenme

arkası yere gelmemek

sırtı yere gelmemek.

103 görüntülenme

Azrail'e bir can borcu olmak (kalmak)

1) nasıl olsa öleceğini kabul etmek; 2) hiç kimseye borcu kalmamak, bütün borçlarından kurtulmak.

103 görüntülenme

aldırış etmemek

1) ilgi göstermemek, ilgilenmemek, ilgisiz kalmak; 2) önem vermemek, aldırmamak, umursamamak: 'Kendi alanına dokunmayan bir şeye aldırış etmez.' -H. E. Adıvar.

103 görüntülenme

gözü değmek

uğursuzluk, kötülük getirdiğine inanılan kıskanç veya hayran bakışlar dolayısıyla kötü bir duruma düşürmek.

103 görüntülenme

bayram değil, seyran değil (eniştem beni niye öptü)

'gösterilen bu ilginin, bu yakınlığın bir sebebi olacak' anlamında kullanılan bir söz.

103 görüntülenme

hesabını görmek

1) alacağını verip ilişiğini kesmek; 2) cezalandırmak; 3) ücretini ödemek: 'Kemeraltı Caddesi'ne varınca arabadan inerek hesabını gördüm.' -H. Z. Uşaklıgil.

103 görüntülenme

arkasından atlı kovalamak

bir işi gereksiz bir telaşla yapmak.

103 görüntülenme

devreye alınmak

işin içine girmesi sağlanmak: Devlet Bakanı borçların eritileceğini, dış borçlanma için bankaların ve özel sektörün devreye alınacağını kaydetti.

103 görüntülenme

oyunu almak

oyunu kazanmak.

103 görüntülenme

yeri göğü tutmak

her tarafı ele geçirmek, denetim altında bulundurmak: 'Müttefikler yeri göğü ve bütün köşe başlarını tutmuştur.' -T. Buğra.

103 görüntülenme

kazı koz anlamak

söylenen şeyi çok yanlış anlamak.

103 görüntülenme

oyunun kurallarını bilmek

yapılan işlerin nasıl, kimler tarafından ve hangi ilişkilerle sonuçlandırıldığına ilişkin bilgisi olmak: 'Oyunun kurallarını baştan beri bilen biri olarak şimdiye kadar sömürülmemiştim.' -T. Uyar.

103 görüntülenme

gözleri kapanmak

1) ölmek; 2) çok uykusu gelmek.

103 görüntülenme

arkasından sürüklemek

arkasından gelmesini sağlamak.

103 görüntülenme

esrara dalmak

sırlara gömülmek: 'Sular büsbütün kararınca Boğaz'ın hayatı da büsbütün esrara dalar.' -A. Ş. Hisar.

103 görüntülenme

gözleri parlamak (parıldamak)

gözlerinde sevinç ve istek belirmek: 'İki kere gidip geldikten sonra gözleri parladı, evi bulmuştu.' -H. E. Adıvar. 'Yavaş yavaş başlarını kaldırıp yekdiğerinin yüzüne baktılar, ikisinin de gözleri parıldadı.' -A. H. Müftüoğlu.

103 görüntülenme

çırpıya getirmek

bir sıra veya çizgi üzerine getirmek.

103 görüntülenme

foyası meydana (ortaya) çıkmak

bir olay dolayısıyla bir kimsenin kötü niteliği ortaya çıkmak: 'Utanmazlık siyasetinin veya utanmaz siyasinin önünde sonunda foyası meydana çıkar.' -B. Felek.

103 görüntülenme

kazık gibi

dimdik ve sert: 'Kara, kuru, kibirli, kazık gibi bir kadın, komutan Muhsin Bey, bunun neresini beğenmiş?' -H. E. Adıvar.

103 görüntülenme

eşek kadar

hkr. büyük, iri, aşırı derecede gelişmiş.

103 görüntülenme

iki eli şakaklarında düşünmek

derin derin düşünmek.

103 görüntülenme