En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

boca etmek

1) geminin başını rüzgâr almayan tarafa çevirmek: 'Ne var ki Ateşoğlu dümendeydi. Yükseldi, yine boca etti.' -Halikarnas Balıkçısı. 2) mec. birden çevirip boşaltmak, dökmek: 'Şarap koyuyorum diye sirke şişesini boca etmişsin.' -H. R. Gürpınar.

78 görüntülenme

gözü dumanlanmak

öfkeden gözü hiçbir şey görmez duruma gelmek.

78 görüntülenme

şeytan azapta gerek

'sevilmeyen bir kimse zorluk içinde kaldığında bunu hak etmiştir' anlamında kullanılan bir söz.

78 görüntülenme

uğurlu kademli olsun

mutlu bir olay dolayısıyla söylenen bir iyi dilek sözü.

78 görüntülenme

soğuk almak

üşüyerek hastalanmak, üşütmek: 'İliklerine kadar da ıslanmış ve soğuk almış.' -N. F. Kısakürek.

78 görüntülenme

bodur kalmak

1) boyu uzamamak: 'Boyu bosu kötü toprağa düşmüş İdris ağacı gibi bodur kalmış.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) mec. gelişmemek.

78 görüntülenme

tefekküre dalmak

derin düşünmek, düşünceye dalmak.

78 görüntülenme

dikkati calip olmak

dikkati çeken kimse veya şey olmak.

78 görüntülenme

soğuk çıkmak

hava soğumak.

78 görüntülenme

(birine) koltuk vermek

1) yüzüne karşı övmek, pohpohlamak; 2) mec. koltuklamak.

78 görüntülenme

(bir şey) dişe dokunur (olmak)

işe yarar, belirtilmeye değer, önemli (olmak): 'Bu türlü yazıları okumaktan -içlerinde dişe dokunur bir şey olmadığı için midir, nedir- pek hoşlanmıyorum.' -O. V. Kanık.

78 görüntülenme

düşünceye dalmak

derin derin düşünmek: 'Rıhtımda bir aşağı bir yukarı dolaşanları seyre müsait bir iskemlede düşünceye daldım.' -S. F. Abasıyanık.

78 görüntülenme

gözü (gözleri) kararmak

1) başı dönmek, hafif baygınlık geçirmek: 'Duvar tarafına doğru bir adım atarak evet cevabını veren Orhan'ın gözleri gene kararıyordu.' -P. Safa. 2) mec. umutsuzluğun veya aşırı bir isteğin etkisi altında ne yaptığını bilmez duruma gelmek: 'İnsan sevgisi ne kadar yoğunsa gözü karardığında cesareti de o denli delice idi.' -A. Kulin.

78 görüntülenme

kan revan içinde

her yanı kana bulanmış: 'Öteki arkadaşların kan revan içinde sağa sola fırlatıldıklarını müşahede ettim.' -A. İlhan.

78 görüntülenme

umuda düşmek

gerçekleşeceğine inanmak.

78 görüntülenme

kelimenin tam anlamıyla

bir durumu anlatmak için kullanılan sözün kapsadığı anlamın tamamıyla: Kelimenin tam anlamıyla bu işin bütün çilesini çekti.

78 görüntülenme

izlenim (izlemini) bırakmak (vermek)

etki bırakmak: 'Görevlilerin edalı ve dıbır dıbır yürüyüşleri bir geçit töreni izlenimini verir.' -S. Birsel.

78 görüntülenme

ilik gibi

1) çok lezzetli, iyi pişmiş (et); 2) argo çok güzel, istek uyandıran (kadın veya kız).

78 görüntülenme

ağzına takılmak

bir sözü konuşması sırasında bilinçsiz bir biçimde sürekli söylemek.

78 görüntülenme

merdiven dayamak

ileri bir yaşa yaklaşmak: 'Elliye merdiven dayadık, ötesine de geçtik.' -N. Araz.

78 görüntülenme

ne olursa olsun

'her durumda, olumlu veya olumsuz bütün şartlarda' anlamında kullanılan bir söz: 'Ne olursa olsun tahtı ele geçirmek amacını gütmüyorum ben.' -T. Oflazoğlu.

78 görüntülenme

koltuk değneği olmak

birine, yaptığı uygunsuz işlerde destek sağlamak.

78 görüntülenme

ne pahasına olursa olsun

1) 'ne büyük özveri isterse istesin' anlamında kullanılan bir söz; 2) 'her türlü sıkıntı ve tehlikeyi göze alarak' anlamında kullanılan bir söz: 'Emin olduğu tek şey, gerçekten ne pahasına olursa olsun, artık bir daha geri dönmeyeceğiydi.' -M. Mungan.

78 görüntülenme

ağzına tıkmak

susturmak, konuşmasına engel olmak: 'Aleyhinde kim ne söylerse hemen ağızlarına tıkarlardı.' -O. C. Kaygılı.

78 görüntülenme

dili açılmak

herhangi bir sebeple konuşmayan kimse konuşmaya başlamak.

78 görüntülenme

gayret dayıya düştü

'iş, onu başarabilecek olana kaldı' anlamında kullanılan bir söz: Gayret dayıya düştü, bu işe sen el atmazsan olmayacak.

78 görüntülenme

harap düşmek

kötü bir durumla karşı karşıya kalmak: 'Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.' -Atatürk.

78 görüntülenme

kelleyi koltuğun altına almak

kellesini koltuğuna almak.

78 görüntülenme

ettiğini bulmak (çekmek)

yaptığı kötü davranışın karşılığını görmek.

78 görüntülenme

kabahati (birinde) bulmak (aramak)

bir kusur, suç aramak: 'O, atı kızdırıyor, çileden çıkarıyor diye, bütün kabahati seyisinde buluyordu.' -A. Ş. Hisar.

78 görüntülenme