En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

kanı ısınmak

birine karşı yakınlık duymak: 'Kanları çabuk ısındı birbirine.' -N. Cumalı.

76 görüntülenme

(bir şeyde) gönlü olmak

sevip istemek.

76 görüntülenme

nefes aldırmamak

dinlenmesine fırsat vermemek, aralık vermemek.

76 görüntülenme

yalana şerbetli olmak

çekinmeden yalan söyleyebilmek.

76 görüntülenme

ilham etmek (vermek)

içe doğmasına sebep olmak, esindirmek: 'Osmanlı müverrihleri, acı tecrübelerin ilham ettiği bu insafsız hükümlere elbette ki itibar etmeyeceklerdi.' -C. Meriç.

76 görüntülenme

yiyim yeri etmek (yapmak)

bir yeri kendi çıkarına kullanmak: 'Şimdi de mahalle bakkallığını mı yiyim yeri yaptın?' -Ö. Seyfettin. 'Bir sürü halayık ve hizmetçiden başka takım takım fakir akrabalar, paşayı yiyim yeri etmiş.' -R. N. Güntekin.

76 görüntülenme

zar kesmek

zarını bozmak.

76 görüntülenme

kendini düşünmek

daima kendi çıkarını kollamak, bencil davranmak: 'Ne diye herkes bu kadar rahatını sever, kendini düşünür?' -N. Cumalı.

76 görüntülenme

Allah'ın kulu

insan, kimse, kişi: Burada yol gösterecek bir Allah'ın kulu yok mu?

76 görüntülenme

(birinin) bir sözünü (dediğini) iki etmemek

birinin her istediğini hemen yerine getirmek: 'Maliye müfettişi sizin beyin mektep arkadaşıymış. Sözünden çıkmaz, bir dediğini iki etmezmiş. O isterse arkasından söyler, kocamı kurtarır.' -R. N. Güntekin.

76 görüntülenme

Allah'ından bulsun

'ben kendisine bir şey yapmayacağım, yaptığı kötülüğün cezasını Tanrı versin' anlamında kullanılan bir söz.

76 görüntülenme

canını vermek

1) kendini feda etmek: 'En küçük sevgi sözüne canımızı verecek hâle geliriz.' -S. F. Abasıyanık. 2) hiçbir şey esirgememek; 3) bir şeye çok düşkün olmak, çok sevmek: O, kitap için canını verir.

76 görüntülenme

yalayıp geçmek

rüzgâr, dalga vb. sıyırarak, dokunarak hızla geçmek: 'Sarı gri gölge bu sefer duvarın üstüne düşmüş, orayı yalayıp geçiyor, yalayıp geçiyor.' -A. Ağaoğlu.

76 görüntülenme

Allah'tan

1) iyi ki: 'Allah'tan sessizdi sarhoşluğu.' -C. Uçuk. 2) yaradılıştan: Gözleri Allah'tan sürmeli.

76 görüntülenme

zarar görmek

kötü sonuca uğramak: 'Usulleri, kaideleri bozanların zarar görecekleri muhakkaktı.' -Ö. Seyfettin.

76 görüntülenme

harman etmek (yapmak)

birçok çeşitten birer parça alıp yeni bir birleşim oluşturmak.

76 görüntülenme

lafı mı olur?

1) 'şimdi onun sırası değil, daha önemli konular var' anlamında kullanılan bir söz; 2) bir iş yapmak için 'seve seve zahmete girerim' anlamında kullanılan bir söz.

76 görüntülenme

uvertür yapmak

tkz. bir şeye giriş niteliğinde söz söylemek veya davranışta bulunmak.

76 görüntülenme

tek geçmek

sadece onunla ilgilenmek, sadece ona önem vermek.

76 görüntülenme

keseden yemek

herhangi bir üretim yapmadan, kâr elde etmeden, hazırda bulunan veya el altında olan varlığı harcamak.

76 görüntülenme

kırılıp dökülmek

1) kibar görünmeye çalışmak; 2) çok eskimek; 3) kırıklık duymak.

76 görüntülenme

kendi havasında gitmek (olmak)

yalnız başına, istediği gibi davranmak.

76 görüntülenme

şöhret bulmak (kazanmak)

ün sahibi olmak, üne kavuşmak, ünlenmek: 'Fakat Nedim'den hoşlanan kızlarla kadınların çoğu onu, yeni şöhret bulan bir sinema aktörüne benzetmektedir.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 'Her mahallede hatta satıcılar arasında şöhret kazanmış olan güzel sesliler bulunurdu.' -A. Ş. Hisar.

76 görüntülenme

yoksun kalmak

sahip olunan bir şeyi kaybetmek, kullanamamak: 'Ben de kendimi, köklerinden yoksun kalmış herkesin düştüğü o sefahat âleminin gergin tekdüzeliğine bırakmıştım.' -R. Mağden.

76 görüntülenme

bohçasını koltuğuna almak

kendi isteğiyle ayrılmak: 'Günün birinde bohçasını koltuğuna alıp kıyı mahallelerden birinde oturan ablası Fitnat Hanım'ın evine gitti.' -M. Ş. Esendal.

76 görüntülenme

eylem koymak

eylemde bulunmak.

76 görüntülenme

teller takmak

alay sevincini aşırı davranışlarla gösterenler için kullanılan bir söz.

76 görüntülenme

kedi ne, budu ne?

eti ne budu ne.

76 görüntülenme

soluğunu kesmek

bir şey çok heyecan veya korku vermek: 'Adımı Türk Yurdu dergisinin kalın, kırmızı kapağında gördüğüm zaman sevinç soluğumu kesmişti.' -Y. Z. Ortaç.

76 görüntülenme

pusudan çıkmak

1) kurulan pusudan kurtulmak; 2) kuracağı pusudan vazgemek: 'Müdürün derviş tabiatlı olduğunu öğrenince teker teker pusudan çıkmaya başladılar.' -K. Korcan.

76 görüntülenme