En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

hesap çıkarmak

alacakla vereceği kâğıt üzerinde karşılaştırmak.

99 görüntülenme

bayram koçu gibi

gösterişli görünmek amacıyla aşırı biçimde süslenmiş olan.

99 görüntülenme

(birinin) ağzından

1) birisinden dinleyerek: Bu şiiri Âşık Veysel'in ağzından yazdım. 2) adına.

99 görüntülenme

nazarı değmek

gözü değmek.

99 görüntülenme

siniri tutmak

birdenbire sinirlenmek veya davranışlarını denetleyememek: '... moda deyince çıldırmaz, çok gülerse siniri tutup sonra yarım saat ağlamaz.' -M. Ş. Esendal.

99 görüntülenme

fiskos etmek

başkalarının bulunduğu yerde birkaç kişi gizlice, alçak sesle konuşmak: 'Düşüncelerimizi açık seçik ortaya koymak yerine fiskos etmeyi yeğleriz.' -T. Uyar.

99 görüntülenme

aleyhinde (aleyhine) söylemek (bulunmak)

çekiştirmek, yermek.

99 görüntülenme

babasının hayrına

hiçbir çıkar gözetmeksizin: Herkes babasının hayrına çalışmıyor ya!

99 görüntülenme

şarkı tutturmak

bir şarkının sözlerini veya sadece bestesini seslendirmek: 'Eğlenmek için derin bir heves doğdu, ıslıkla bir şarkı tutturdu.' -P. Safa.

99 görüntülenme

itibar görmek

1) sayılmak, kendisine değer verilmek: 'Bütün satıcılar onu tanıdık bir yüzle karşılıyorlardı ve her yerde aşırı bir itibar görüyorduk.' -K. Bilbaşar. 2) aranmak, istenmek.

99 görüntülenme

bacakları kopmak

çok yorulmak.

99 görüntülenme

bel kırmak

kırıtmak, salınmak.

99 görüntülenme

badem gibi

taze ve gevrek (salatalık).

99 görüntülenme

gaflet uykusuna dalmak (yatmak)

1) dalgınlıktan ileri gelen uyuşukluk içinde olmak; 2) idraksizlik, bilgisizlik, aymazlık içinde olmak.

99 görüntülenme

höt demek

gözdağı vermek, korkutmak.

99 görüntülenme

çocukluk etmek

1) çocukça davranışlarda bulunmak; 2) gereği gibi düşünmeden deneyimsizce davranmak: 'Çocukluk etme, Halis, âlemin kulağına gider. Sonra büyük dedikodu olur.' -H. R. Gürpınar.

99 görüntülenme

beleşe konmak

bir şeyi emek harcamadan, para vermeden elde etmek.

99 görüntülenme

doyurucu gelmek

yeterli olmak: 'Verdiğim yanıt doyurucu gelmemişti madama ama kibarlığını da bozmamıştı.' -A. Ümit.

99 görüntülenme

plan kurmak

1) bir amacı gerçekleştirecek şeyleri düşünmek, tasarlamak: 'Yukarıdaki hizmetçisini karşısına almış, plan kuruyordu.' -E. E. Talu. 2) mec. bir düzen hazırlamak.

99 görüntülenme

ağzına burnuna bulaştırmak

bir işi beceremeyip berbat etmek, bozmak.

99 görüntülenme

bağrını ezmek

üzülmek, dertlenmek: 'Kışlanın uğrunda bir ufak mezar / Anama söylemen bağrını ezer' -Halk türküsü.

99 görüntülenme

(birinin) ayağının türabı olmak

bir kimse başka bir kimseye kul gibi bağlanıp onun her emrini yerine getirmek: 'Ayağınızın türabıyım, çakeriniz efendimizi dünyada bırakmam.' -M. Ş. Esendal.

99 görüntülenme

garaz bağlamak

birine karşı kin beslemek: 'Bana garaz bağladığını seziyorum.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

99 görüntülenme

asıda olmak (kalmak)

bir işe son verilmeyip öylece bırakılmış olmak: Bu iş bundan fazla asıda kalamaz.

99 görüntülenme

görücülüğe gitmek

evlenmek isteyen erkek için kız görmeye gitmek.

99 görüntülenme

(birinin) başına gaile açmak

sıkıntı yaratmak, üzüntü vermek: 'Devletin başına sayısız gaileler açmak yolunda hiçbir fırsatı kaçırmadı.' -S. Ayverdi.

99 görüntülenme

benzi kül gibi olmak

yüzünden kan çekilmek, yüzü sararmak.

99 görüntülenme

çocuk olmak

çocuklaşmak.

99 görüntülenme

aslı faslı olmamak

gerçekliği, doğruluğu bulunmamak: 'Birtakım aslı faslı olmayan ağrılar yaratan sıtma mikrobu gibi sinsi bir yorgunluk vardı.' -S. F. Abasıyanık.

99 görüntülenme

bakış atmak

kısa bir süre bakıp geçmek: 'İki yanından bağrışanlara anlamadığı bir dilden konuşuyorlarmış gibi birer bakış attı.' -N. Cumalı.

99 görüntülenme