En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

söz ağızdan çıkar

mert olan kişi, sözünde durur; verdiği sözü yerine getirir.

22 görüntülenme

boş eşek yorga gider

üzerinde bir görev bulunmayan kaygısız kişi, rahat rahat, istediği gibi yaşar.

22 görüntülenme

boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir

çalışmak insanı tembellikten kurtarır.

22 görüntülenme

halayıktan kadın olmaz, gül ağacından odun

her şey, kendisinden beklenen görevi yapabilecek niteliklere sahip olmalıdır.

22 görüntülenme

boynuz kulaktan sonra çıkar, ama kulağı geçer

bir konu üzerinde sonradan yetiştikleri hâlde kendilerinden önce yetişmiş olanları geçenler vardır.

22 görüntülenme

dünyada tasasız baş bostan korkuluğunda bulunur

bu dünyada tasasız olan insan yoktur.

22 görüntülenme

su aktığı yere (yine) akar

daha önce bize yararı dokunmuş olan güzel bir durum, bugün bulunmasa bile yarın yine ortaya çıkar.

22 görüntülenme

dünyayı sel bassa ördeğe vız gelir

birçok kimse için felakete yol açan bir olay, bazı insanları ilgilendirmez.

22 görüntülenme

karpuz kesmekle hararet sönmez

size kötülük yapmış olan bir kimseden başkasına zarar vermekle o kimseden öç almış olmazsınız.

22 görüntülenme

atın dorusu, yiğidin delisi

atın doru renkli olanı, kişinin ise gözünü budaktan esirgemeyeni makbuldür.

22 görüntülenme

bugün bana ise yarın sana

bugün birinin başına gelen kötü bir durum, daha sonra başka birinin de başına gelebilir.

22 görüntülenme

kasap, yağı bol bulunca gerisini yağlar

elinde kendisine gerekli olandan fazla şey bulunan kimse, bunu gereksiz yere savurup telef eder.

22 görüntülenme

atlar tepişir, arada eşekler ezilir

büyüklerin çatışmasından küçükler zarar görür.

22 görüntülenme

katranı kaynatsan olur mu şeker?

kişi, kendi özünü veya asıl özelliklerini değiştirmiş gibi görünse de asla değişmez.

22 görüntülenme

attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek

soylu kimse yüzünden başımıza gelen felaketi çabuk atlatırız, soysuz kimse yüzünden başımıza gelen felaketi kolay kolay atlatamayız.

22 görüntülenme

bülbülün çektiği dili belası

ilerisi düşünülmeden söylenen söz insanın başına dert açabilir.

22 görüntülenme

yumuşak huylu atın çiftesi pek olur

yumuşak huylu kimseler öfkelendiklerinde aşırı davranışlarda bulunurlar.

22 görüntülenme

eğri oturup doğru konuşalım

birisine karşı tutumumuz ne olursa olsun doğruyu söylemeliyiz.

22 görüntülenme

ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz

kuşlar avlanmaktan kurtulamazlar, insanlar da hatıra, hayale gelmeyen çeşit çeşit felaketle karşılaşabilirler.

22 görüntülenme

haydan gelen huya gider

kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar.

22 görüntülenme

cahilin dostluğundan arifin düşmanlığı yeğdir

akılsız kimse iyi niyetli olsa dahi yaptığı işin ne gibi kötü sonuçlar doğuracağını hesap edemediğinden dostuna bilmeyerek fenalık edebilir, akıllı düşmanın yapacağı kötülükse akıl yoluyla sezilir ve gereken tedbir alınabilir.

22 görüntülenme

ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur

verimin bol olması, kullanılan malzemenin bol olmasına bağlıdır.

22 görüntülenme

cambaz ipte balık dipte gerek

kişi, sadece uzman olduğu alanda çalışmalıdır.

22 görüntülenme

yük altında (yüklü) eşek anırmaz

ağır bir iş altında bunalmış olan kişi bu durumdan kurtulmadan rahatlayamaz, keyifli bir duruma gelemez.

22 görüntülenme

hayvan yularından, insan ikrarından (sözünden) tutulur

yularından tutulan hayvan başka yöne sapamadığı gibi insan da söylediği sözün dışına çıkamaz.

22 görüntülenme

ne dilersen eşine o gelir başına

sen başkaları için iyi şeyler dile ve yap ki başkaları da senin için iyi şeyler dilesin, yapsın.

22 görüntülenme

ağzı eğri, gözü şaşı ensesinden belli olur

bir kişinin tutum ve davranışları, o kişide birtakım eksiklikler bulunduğunu gösterir.

22 görüntülenme

şeyh uçmaz, müridi uçurur

bir kişiye inanlar, onu olduğundan çok üstün görürler ve onda olağanüstü özellikler bulunduğuna herkesi inandırmak isterler.

22 görüntülenme

ağzı kilitlenmek

konuşamaz duruma gelmek: 'Fakat yalnız kaldıkları vakit ağzı kilitlendi ve tek gözü de Gülizar'ı görmez oldu.' -N. Hikmet.

22 görüntülenme

can bostanda bitmez

insan, canının değerini bilmeli, onu yıpratmamalıdır.

22 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

alçacık dağları ben yarattım demek

çok kurumlu olmak, kendini çok beğenmek.

89 görüntülenme

dünya varmış

sıkıntılı bir durumdan kurtulan kimsenin söylediği söz: İçerisi zindan gibiydi, oh burada dünya varmış!

89 görüntülenme

yüzüne vurmak (çarpmak)

ayıplayarak kusurunu yüzüne söylemek: 'Bir büyük kabahatim varmış da yüzüme vuracaklarmış gibi açıp okumaktan çekiniyorum.' -A. Gündüz.

89 görüntülenme

yüzüne yazmak

hlk. gelinin yüzünü süslemek.

89 görüntülenme

pis pis bakmak

karşısındakini rahatsız edici ve sinirli bir biçimde bakmak.

89 görüntülenme

yerinde saymak

1) yürür gibi yaparak hep aynı yerde, sürekli olarak ayağın birini kaldırıp birini basmak; 2) mec. ilerleyememek, gelişememek, değişememek: 'Bu yerinde sayan kafamıza ne ad takmalı?' -F. R. Atay.

89 görüntülenme

(bir şey birinin) boyunu aşmak

kişinin gücünün, yeteneğinin, yetkisinin üstünde olmak.

89 görüntülenme

renkten renge girmek

korkudan veya utançtan yüzünün rengi değişmek, sıkılmak: 'Genç kız, renkten renge giriyor, verecek cevap bulamıyordu.' -R. N. Güntekin.

89 görüntülenme

kolları sıvamak

bir iş yapmaya güçlü bir biçimde, istekle hazırlanmak: 'Selami de kolları paçaları sıvayıp Ali Naci'nin yardımına koşmuştu.' -Y. Z. Ortaç.

89 görüntülenme

etle tırnak gibi

birbirlerine candan bağlı, sıkı ilişkili.

89 görüntülenme

yılan gibi

1) hain, sevimsiz ve soğuk (kimse): 'Yılan gibisin, insanları sokmaktan zevk alırsın.' -N. Hikmet. 2) kıvrım kıvrım: 'Geminin arkasına gittim, dümen suyunun bir yılan gibi uzayıp gittiğini gördüm.' -Halikarnas Balıkçısı.

89 görüntülenme

canına tükürdüğümün (üfürdüğümün)

argo kızgınlık ve öfke belirten bir söz.

89 görüntülenme

zapt etmek

1) zorla almak: 'Bizans'ta Sırp memleketlerini zapt ettilerse de bir müddet sonra bazı kısımlara geniş otonomiler verdiler.' -F. R. Atay. 2) tutmak: 'Neveser bir sevinç çığlığını zor zapt etmişti.' -A. İlhan. 3) bir şeyi güç kullanarak önlemek: 'El ele vermiş polisler kaldırımlardan taşan halk kitlesini zor zapt ediyorlardı.' -H. Taner. 4) yazıya geçirmek: İfadesini zapt edenlere sessizce baktı. 5) hatırında tutmak: Söylediklerinizin birçoğunu zapt ettim. 6) anlamak, kavramak, bütünüyle öğrenmek: 'Bütün ayrıntılarıyla bu âlemi zapt etmiş belleği başlıca dayanağı idi.' -H. Taner.

89 görüntülenme

kemer (kemerini) sıkmak

sıkı para politikası anlayışıyla daha az tüketmek.

89 görüntülenme

(birinin) başının etini yemek

karşısındakini bezdirinceye, bıktırıncaya kadar sürekli konuşmak veya söylemek: 'Köyde patladığını telefonlarla, telgraflarla bana bildirerek başımın etini yiyen sen değil misin?' -N. F. Kısakürek.

89 görüntülenme

kendine dert etmek

bir şeyi üzüntü konusu yapmak.

89 görüntülenme

ev ev dolaşmak (gezmek)

her eve uğrayarak dolaşmak.

89 görüntülenme

eve çıkmak

1) aileden ayrılıp ayrı bir evde oturmak; 2) öğrenci yurttan ayrılıp ev kiralayarak yaşamak: 'Öğrencilerin bir bölümü, ilk yılı yurtta geçirse bile ikinci yıldan başlayarak eve çıkmayı yeğler.' -A. Cemal.

89 görüntülenme

aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık

iki karşıt ve aynı derecede sakıncalı durum karşısında karar verme zorluğunu anlatan bir söz.

89 görüntülenme

(birinden) terbiye almak (görmek)

belli bir eğitimle yetişmek: 'Allah rahmet eyleye, ben terbiyemi anamdan aldım.' -B. Felek.

89 görüntülenme

balık kavağa çıkınca

alay hiçbir zaman.

89 görüntülenme

sarıp sarmalamak

sıkıca sarmak: 'Bak o zaman nasıl yakınlaşacaksınız. Güven nasıl sarıp sarmalayacak ikinizi.' -A. Ağaoğlu.

89 görüntülenme

gün yüzü görmemek

1) güneş ışığından uzakta kalmak, ışık görmemek; 2) mec. hiç kullanılmamak, yeni kalmak.

89 görüntülenme

kordon altına almak

bir yere giriş çıkışı önlemek için o yeri görevlilerce korumak.

89 görüntülenme

yan gelmek

bir işe karışmayarak rahatına bakmak, keyfince yaşamak: 'Köşke kurulalım; rahatımıza, keyfimize bakıp yan gelelim.' -S. M. Alus.

89 görüntülenme

hastaneye kaldırmak (yatırmak)

tedavi amacıyla hastaneye götürmek.

89 görüntülenme

sözünü kesmek

biri konuşurken söze karışıp onun konuşmasına fırsat vermemek: 'Birkaç söz daha söyleyip esasa geçmek istedi ise de arkada oturanlardan biri onun sözünü kesti.' -M. Ş. Esendal.

89 görüntülenme

(birine) çelme atmak (takmak veya vurmak)

1) çelme ile yıkmaya çalışmak: 'Ders aralarında ittikleri, çelme taktıkları da olurdu.' -Y. Atılgan. 2) mec. bir işi veya bir kimseyi baltalamak, gelişmesini engellemek: 'Bana kanun ve hukuk yolundan çelme atılabilir mi?' -N. F. Kısakürek.

89 görüntülenme

kapı gibi

1) iri vücutlu (kimse); 2) dayanak noktası güçlü, sağlam olan: 'İçlerinden biri atından inerek celladın burnuna kapı gibi bir fermanı dayadı.' -İ. O. Anar.

89 görüntülenme

dal sürmek

yayılmak, kaplamak: 'Yüreğinde onmaz bir karıncalanma vardı; onmaz bir kıpırtı dal sürüyordu, durmadan filizleniyordu.' -B. Günel.

88 görüntülenme