En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak

söylenen söze önem vermemek: 'Fakat bütün bu sözler benim bir kulağımdan girip öbür kulağımdan çıkıyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

39 görüntülenme

dünya yüzü görmemek

kapalı bir yerde sürekli kalmak.

39 görüntülenme

ağzı açık kalmak

şaşırmak: 'Dillere destan İstanbul nezaketini o evde gördüm, ağzım açık kaldı.' -A. Kutlu.

39 görüntülenme

birbirini yemek

iki veya daha çok kimse birbiriyle uğraşmak, birbirine kötülük etmek: 'Birbirimizi yiyecek zaman değil çocuklar.' -R. N. Güntekin.

39 görüntülenme

galeyana getirmek

coşturmak: 'Nağmeler ve hanende sesleri, uslu ve evcimen halkı heyecana ve galeyana getiriyordu.' -A. Ş. Hisar.

39 görüntülenme

Allah ne verdiyse

'yiyecek olarak evde ne varsa' anlamında kullanılan bir söz.

39 görüntülenme

öneride bulunmak

önermek, teklif etmek.

39 görüntülenme

gözü uyku tutmamak

uyuyamamak: 'O gece Aşağı Sazan'ın gözünü uyku tutmamıştır, birçok pencerede ışık vardır.' -R. N. Güntekin.

39 görüntülenme

göz önüne getirmek

zihinde canlandırmak, tasarlamak.

39 görüntülenme

(birinden, bir şeyden) ağzı yanmak

bir şeyden veya kişiden büyük zarar görmek: 'Ağzım yanmıştı bir kez şişman kadından, biz etine buduna aldanmıştık.' -M. İzgü.

39 görüntülenme

benzine kan gelmek

sağlıklı duruma gelmek, canlanmak: 'Yirmi dört saat evvel Allah'tan ziyade Abdülhamit'ten korkan kâtiplerin henüz benizlerine kan gelmemişti.' -Ö. Seyfettin.

39 görüntülenme

hindi gibi kabarmak

gururlanmak, kurumlanmak, büyüklük taslamak.

39 görüntülenme

at izi it izine karışmak

iyiyi kötüden ayıramayacak kadar bir karışıklık ortaya çıkmak.

39 görüntülenme

at oynatmak

1) atla hüner göstermek; 2) mec. yarışmak: Ben onunla at oynatamam. 3) mec. bildiği ve istediği gibi davranmak: 'Bizde ilk kurulan parlamento da Avrupa'daki benzerleri gibi, özel menfaatlerin gizlice at oynattığı bir alan olmakta gecikmemiş.' -H. Taner.

39 görüntülenme

ezbere almak

dikkat etmeden satın almak.

39 görüntülenme

(birine) çamur atmak (sıçratmak)

birini kötü bir işe karışmış göstermek, kara çalmak, iftira etmek: 'Onlarla başa çıkmak kolay değildi, çünkü her an bir çamur atabilirlerdi kızdıklarında.' -A. Kulin.

39 görüntülenme

(birinin) dümen suyunda gitmek

birine bağımlı olmak, her şeyde ona uyarak davranmak.

39 görüntülenme

(birinin) elinde ... var

yapar, bilir, bulundurur: Elinde güzel bir mesleği var.

38 görüntülenme

barut kesilmek (olmak)

çok öfkelenmek.

38 görüntülenme

yedirip içirmek

beslemek.

38 görüntülenme

hurdası çıkmak

eşya, kullanılmayacak duruma gelmek, eskimek.

38 görüntülenme

kendini dirhem dirhem satmak

1) çok nazlı davranmak, ağırdan almak: 'Hâl böyleyken yine de bilmeyenlere karşı kendini dirhem dirhem satar.' -H. Taner. 2) özelliklerini azar azar ortaya koymak.

38 görüntülenme

fakir düşmek

yoksullaşmak.

38 görüntülenme

taban tepmek (patlatmak)

uzun yol yürümek: 'Her akşam gazete başına kırk para kazanmak için şehrin dört bir köşesinden buraya kadar taban tepmek...' -R. N. Güntekin.

38 görüntülenme

gerekli kılmak

icap ettirmek.

38 görüntülenme

lala paşa eğlendirmek

işini gücünü bırakıp karşısındakinin hoş vakit geçirmesini sağlamak.

38 görüntülenme

dalga saymak

1) boş ve aylak durmak; 2) yersiz ve gereksiz şeylerle uğraşmak.

38 görüntülenme

geri almak

1) verdiğini almak; 2) geriye doğru götürmek: Koltuğu biraz geri al. 3) düşmandan kurtarmak; 4) arabayı geri geri götürmek için vites kolunu geri durumuna getirmek.

38 görüntülenme

yolu almak

yolun sonuna varmak.

38 görüntülenme

ateşle oynamak

pek tehlikeli bir işle uğraşmak.

38 görüntülenme