En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(bir şeyin) kaymağını almak (yemek)

bir şeyin en büyük payını, kârını ele geçirmek.

39 görüntülenme

mal olmak

1) bir şeye bir değer karşılığında sahip olmak: Bu kitap bana yirmi liraya mal oldu. 2) bir iş, bir davranış sonucu zarara uğramak: 'Babamın hayatta iken en çok sevdiği yemek, bütün bir senenin tasarrufuna mal olsa da o gece mutlaka pişerdi.' -K. Bilbaşar. 3) bir yeri, bir şeyi benimsenmek: 'Gerçi Meclisimebusandaki bağımsızlarla hizipçiler henüz tamamıyla bu partiye mal olmamışlardı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

39 görüntülenme

güçsüz düşmek

gücü yetmemek: 'Silahlarından birini elinden bırakmış, güçsüz düşmüştür.' -N. Cumalı.

39 görüntülenme

hem suçlu hem güçlü

'gerçek suçlu kendi olduğu hâlde başkalarını suçlayan' anlamında kullanılan bir söz.

39 görüntülenme

heyheyler geçirmek

büyük heyecanlar geçirmek.

39 görüntülenme

gönül rızası ile

isteyerek.

39 görüntülenme

kırkı çıkmak

doğumdan veya ölümden sonra kırk gün geçmek.

39 görüntülenme

aklına sığmamak

1) anlayamamak, kavrayamamak; 2) olabileceğine inanmamak.

39 görüntülenme

hu çekmek (demek)

tekkelerde, dervişler ayin sırasında sürekli olarak hu demek.

39 görüntülenme

kısmet (kısmeti) çıkmak

evlenme teklifi almak: 'Zavallı kızın kısmeti çıkmış, kendine sormadan, danışmadan hemen vermişler.' -Ö. Seyfettin.

39 görüntülenme

(birinin) parmağını aramak

ilgisini, bağlantısını aramak, kurulan düzeni araştırmak: 'Bu polemik kampanyasında bazı gizli teşekküllerin parmağını aramak gerektiği fikrinde idi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

39 görüntülenme

adını ağzına almamak

dargınlık, kırgınlık, kızgınlık vb. sebeple bir kimseden söz etmemek: 'Seniha'nın adını asla ağzıma almıyordum.' -R. N. Güntekin.

39 görüntülenme

göz açıp kapayıncaya kadar

çok kısa bir sürede: 'Göz açıp kapayana kadar Zafer büyüdü.' -A. Kutlu.

39 görüntülenme

ayı yavrusu ile oynuyor

alay iri ve yetişkin birinin ufak tefek birine, bir çocuğa el şakası yapması veya gücünü onda denemesi karşısında söylenen bir söz.

39 görüntülenme

saç saça baş başa

kadınlar, birbirlerini kıyasıya hırpalayacak biçimde.

39 görüntülenme

içini sıkmak

sıkıntı vermek: 'Fakat bu lakırtı Rabia'nın içini sıkar.' -H. E. Adıvar.

39 görüntülenme

dün bir, bugün iki

'herhangi bir şeye başladığından beri çok az zaman geçtiği hâlde' anlamında kullanılan bir söz.

39 görüntülenme

kalbini açmak

yüreğini açmak: 'Bir gün kalbini İclâl'e açtı.' -Ö. Seyfettin.

39 görüntülenme

katana gibi

iri yarı (kadın).

39 görüntülenme

eli boş gelmek

1) armağansız gelmek; 2) umulan şeyi getirmeden gelmek.

39 görüntülenme

eğitim vermek

belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetiştirmek.

39 görüntülenme

hak (hakkını) yemek

başkalarının hakkını vermemek: 'Hem benden haber bekleyen okuyucularımın hakkını yiyor, öteki genç okuyucularımın kalbini kırıyorum.' -O. V. Kanık.

39 görüntülenme

kıyak kaçmak

argo çok uygun düşmek, yakışık almak.

39 görüntülenme

ekmeğini yemek

1) birisinin işinde çalışarak kendi geçimini sağlamak: 'Bedavadan ekmeğini yediği gazeteyi tekmeledikten sonra, aynı gazete geriye döneni tekrar bağrına nasıl basar?' -N. F. Kısakürek. 2) geçim yönünden birisinin yardımından yararlanmak: Oğlunun ekmeğini yiyemeden öldü.

39 görüntülenme

(bir işte) eli olmak

karışmış olmak, gizli bir ilgisi bulunmak: 'Şu hâlde Sırrı Beyi Ahmet Samim'in ölümünde de eli olanlardan saymak lazım geliyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

39 görüntülenme

(bir işte) tulum çıkmak

amacını eksiksiz elde etmek.

39 görüntülenme

iğne deliğinden Hindistan'ı seyretmek

küçük bir olaydan büyük anlamlar çıkarmak.

39 görüntülenme

ders olmak

kötü bir olay bir daha yapmamak üzere örnek olmak, ibret olmak: 'Bu seneki tecrübe aynı zamanda bir de ders oldu.' -H. C. Yalçın.

39 görüntülenme

fitil olmak

1) çok kızmak; 2) argo sarhoş olmak.

39 görüntülenme

(bir yere) ayağı alışmak

bir yere sürekli gitmek: 'Ayağı buraya alışmasın, sonra yabancı misafirler varken de gelir, beni rezil eder.' -P. Safa.

39 görüntülenme