En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

gözü (gözleri) okşamak

göze hoş görünmek: 'Kadıköy'den Fenerbahçe'ye kadar olan saha, gözleri okşayan bağlarla örtülüdür.' -B. Akyavaş.

38 görüntülenme

göz (gözünün) önüne serilmek

görülmek, bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmak: 'İstanbul'a bu yükseklikten bakılınca birden gözlerimizin önüne serilir.' -A. Ş. Hisar.

38 görüntülenme

ne var ne yok

1) ne haberler var, işler nasıl? 2) olanların bütünü: 'İş, hemen ne var ne yok yüklenip yola çıkmaya kalıyordu.' -S. F. Abasıyanık.

38 görüntülenme

yakınlık kurmak

sıkı ilişki içinde bulunmak, ilgi ve destek vermek: 'Ben merhumla yakınlık kurmuş bahtiyarlardan değilim.' -B. Felek.

38 görüntülenme

dili bir karış dışarı çıkmak (sarkmak)

koşmaktan, yürümekten ve yorulmaktan çok susamak: 'Koştu koştu da dili bir karış sarktı.' -S. F. Abasıyanık.

38 görüntülenme

uslu durmak (oturmak)

yaramazlık etmemek: 'Sizin gitmeyeceğinizi bildiği için uslu oturacaktır.' -A. Gündüz.

38 görüntülenme

projektör ışığında olmak

göz önünde bulunmak, ortada olmak: 'Devlet adamları her ülkede projektör ışığında kişiler olarak davranışlarına, sözlerine, görünümlerine dikkat etmek zorundadırlar.' -H. Taner.

38 görüntülenme

işten (bile) değil

çok kolay: '... gürültüler ve rezaletler çıkarmak onun için işten bile değildi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

38 görüntülenme

ağzından inci saçmak

birbirinden güzel sözler söylemek.

38 görüntülenme

gözünün önünü görmemek

sisten, pustan dolayı etrafını görememek.

38 görüntülenme

(bir şeyden) kâm almak

umduğunu ve istediğini elde etmek, dilediği biçimde zevk almak, keyfini çıkarmak.

38 görüntülenme

hora geçmek

hlk. beğenilmek, hoşa gitmek, makbule geçmek, kendisine verilen kimsenin çok işine yaramak.

38 görüntülenme

şunun şurası

küçümseme, azımsama anlatan bir söz: 'Bir incir çekirdeğini doldurmayan sebeplerle şunun şurasında ne var ki ağzımızın tadını kaçırıyorsunuz.' -O. C. Kaygılı.

38 görüntülenme

(birine) ceza kesmek

görevli, para cezası yazmak.

38 görüntülenme

borca batmak

çok borçlu olmak: 'Şevket ölesiye çalışmak pahasına acaba bu korkunç masrafı karşılayacak kadar para kazanıyor mu idi yoksa çocukcağız borca mı batıyordu?' -R. N. Güntekin.

38 görüntülenme

temizlik yapmak

1) temizlemek; 2) mec. öldürmek: 'Ovadaki İslam köylerinde nasıl temizlik yapılacağını müzakereye koyuldular.' -Ö. Seyfettin. 3) mec. zararlı şeyleri yok etmek.

38 görüntülenme

meydana dökmek

hepsini sergilemek, ortaya dökmek.

37 görüntülenme

voli çevirmek

1) voli ile balık avlamak; 2) argo tuzağa düşürmek: 'Öyle bir voli çevir ki hem senin hem de bizim işimize yarasın.' -H. R. Gürpınar.

37 görüntülenme

kapıda kalmak

içeri girememek: 'Anahtar bendedir. Onlar sonra kapıda kalırlar.' -M. Ş. Esendal.

37 görüntülenme

nişanı (nişanını) atmak (bozmak)

kadın veya erkek nişandan vazgeçmek: 'Eğer nişanını bozduysa yazıklar olsun.' -M. Ş. Esendal.

37 görüntülenme

uzun oturmak

hlk. 1) uzanarak oturmak, yarı yatmış durumda oturmak; 2) şaka yatmak.

37 görüntülenme

boş durmak

işsiz kalmak, çalışmamak: 'Mustafa Kemal'in hiç boş durduğu yoktu.' -F. R. Atay.

37 görüntülenme

güç mevkide kalmak

içinden çıkılması zor bir durumda bulunmak: 'Hemen kararını vermekten âciz olan Hasan ne kadar güç bir mevkide kalmıştı?' -O. C. Kaygılı.

37 görüntülenme

kendini kaptırmak

1) bir şeyin etkisinden kurtulamayacak duruma düşmek: 'Kendini genç yaşında rakıya kaptırdı, çok sürmedi, sonunda perişan oldu.' -O. C. Kaygılı. 2) uğraşmaya başladığı bir işten kendini kurtaramamak.

37 görüntülenme

diş açmak

madenî boruları birbirine birleştirebilmek amacıyla özel aletle sarmal yiv ve set oluşturmak.

37 görüntülenme

çöle dönmek

harap olmak, bozulmak.

37 görüntülenme

yol çizmek

bir konuda plan yapmak: 'Bütün günlerimiz için kendimize bir yol çizer, sonra her gün bunun aksine hareket ederiz.' -A. Ş. Hisar.

37 görüntülenme

dalgayı başa almak

gemi veya sandalın başını dalgaların geldiği yöne çevirmek.

37 görüntülenme

abliyi kaçırmak (bırakmak, koyuvermek)

1) soğukkanlılığını yitirip davranışlarını denetleyememek; 2) şaşırıp ne yapacağını bilememek.

37 görüntülenme

kapıyı göstermek

kovmak, uzaklaştırmak.

37 görüntülenme