En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(birinden veya bir şeyden) cesaret almak (bulmak)

herhangi bir durumdan, davranıştan güç almak: 'Biraz da bu tanışıklıktan cesaret alarak konuşmak istiyordum kızla.' -A. Ümit.

33 görüntülenme

son yolculuğa uğurlamak

birinin cenaze törenine katılmak.

33 görüntülenme

(birine) açık bono vermek

sınırsız yetki tanımak.

33 görüntülenme

ağzını bırakıp kıçıyla (bir tarafıyla) gülmek

alay ederek karşısındakine gülmek.

33 görüntülenme

(birinin) canını acıtmak

birine acı vermek: 'Korku, canını acıtacak, elle tutulur gözle görülür bir madde oldu.' -N. Hikmet.

33 görüntülenme

sarılıp kundaklanmak

yoğun etki altında kalmak: 'Çünkü bir bakmışım ki hep başkalarının fikirleriyle sarılıp kundaklanmışım.' -E. Işınsu.

33 görüntülenme

lafını şaşırmak

ne diyeceğini bilememek, şaşırarak başka şeyler söylemek.

33 görüntülenme

(birinin) elinden (bir şey) düşmemek

bir şeyle sürekli ilgilenmek: 'Hiç keser, çapa elinden düşmüyordu, yeri kazıyor kazıyordu.' -M. İzgü.

33 görüntülenme

dağa çıkmak

1) eşkıyalık etmek; 2) hükûmete karşı gelmek için dağlara çekilmek.

33 görüntülenme

sarmaş dolaş olmak

1) birbirine sarılıp kucaklaşmak: 'Batan bir gemide birbirini arayıp bulduktan sonra sarmaş dolaş olmuş felaketzedelere benziyorlar.' -N. F. Kısakürek. 2) iç içe girmek, karman çorman olmak.

33 görüntülenme

(birinin) eline su dökemez

'değerce ondan çok geride' anlamında kullanılan bir söz.

33 görüntülenme

yan bakmak

1) beğenmeyerek veya düşmanca bakmak; 2) kötü niyet beslemek: 'Kim ona yan bakarsa kemiklerini kırar, anasını ağlatırım.' -H. E. Adıvar.

33 görüntülenme

hasta düşmek

hastalanmak.

33 görüntülenme

gözünü karartmak

bir işe atılırken hiçbir şeyden çekinmemek.

33 görüntülenme

kapana düşmek (girmek veya kısılmak veya koymak veya tutulmak veya yakalanmak)

içinden çıkılmaz bir duruma düşmek, ele geçmek: 'Onlar beni kapana koyacaklarını sanadursunlar.' -R. H. Karay.

33 görüntülenme

laga luga etmek (veya yapmak)

boş konuşmak.

33 görüntülenme

söz vermek

bir işi yapacağını kesinlikle bildirmek: 'Vaktim yok, bana para bul, şu borcu ödeyeyim, söz verdim.' -P. Safa.

33 görüntülenme

(birinin) çukurunu kazmak

birinin felaketine yol açacak bir düzen kurmak.

33 görüntülenme

ateş almak

1) yanmak, tutuşmak; 2) ateşli silah patlamak; 3) mec. coşmak: 'Bir sözden, bir asker geçişinden, bir düşünceden yüreği parlar, gönlü ateş alır.' -M. Ş. Esendal. 4) mec. telaşlanmak, heyecanlanmak; 5) mec. öfkelenmek; 6) mec. acele davranmak, acele etmek.

33 görüntülenme

(birinin) damarını bulmak

hoşlanabileceği biçimde davranıp uysallığını sağlamak.

33 görüntülenme

çıkıntılık etmek

1) itiraz etmek; 2) yolunda giden işi bozmak.

33 görüntülenme

ezbere yapmak

1) ezberden yapmak; 2) model veya doğa karşısında durmayarak fikirden tasavvur ve tahayyül suretiyle resim yapmak.

33 görüntülenme

temiz tutmak

bir şeyi kirletmeden, bozmadan kullanma, temiz olmasına özen göstermek.

33 görüntülenme

haşadı çıkmak

1) bozulmak, işe yaramaz duruma gelmek; 2) çok yorulmak, bitkinleşmek.

33 görüntülenme

yola gitmek

yolculuğa çıkmak.

33 görüntülenme

haşır neşir olmak

kaynaşmak, bir arada bulunup uğraşmak: 'Her ikisi de vahşi hayvanlarla haşır neşir olur.' -A. Erhat.

33 görüntülenme

faaliyete geçmek

1) çalışmaya başlamak, çalışır duruma geçmek, işlemeye başlamak; 2) işler duruma gelmek, etkin duruma gelmek: 'Bir siyasi grup, başka cinsten bir faaliyete geçmiş görünüyordu.' -R. N. Güntekin.

33 görüntülenme

meydan vermemek

kötü bir durumun gerçekleşmesi için imkân veya zaman bırakmamak: 'Sonra sultanın cevabına meydan vermeden döndü.' -Ö. Seyfettin.

33 görüntülenme

rahatına bakmak

hiçbir şeye aldırış etmeyerek rahatını sağlamaya çalışmak.

32 görüntülenme

kıymete binmek

çok değerli duruma gelmek: 'Düşündüm ki başka bir yerde çalışmaya başlarsam belki kıymete binerim.' -A. Kulin.

32 görüntülenme