En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(birini) paravan yapmak

kendini belli etmeyerek başkasının adından, yetkisinden, gücünden yararlanmak.

32 görüntülenme

hakkı geçmek

1) birinin payından başkası almış olmak; 2) birinde veya bir şeyde emeği olmak: 'Hemen hanım teyzemin elini öpmeye gideyim, dedim. Az hakkı mı geçmiştir bana?' -H. R. Gürpınar.

32 görüntülenme

kıyıda köşede kalmak

göze çarpmayan bir yerde unutulmuş olmak.

32 görüntülenme

film oynamak

bir film, sinemada gösterilmekte olmak.

32 görüntülenme

iftira çalmak

iftira etmek: 'On parmağınızda on kara, iftira üstüne iftira çalıyorsunuz.' -T. Buğra.

32 görüntülenme

kale gibi

1) çok büyük, sağlam (yapı); 2) mec. kendisine güvenilen güçlü (kimse).

32 görüntülenme

gerdeğe girmek

gelinle damat düğün gecesi bir araya gelmek.

32 görüntülenme

ağır ol!

1) 'ciddi, ağırbaşlı, soğukkanlı, sabırlı ol!' anlamında kullanılan bir söz; 2) 'acele etme, yavaş ol!' anlamında kullanılan bir söz.

32 görüntülenme

kavis çizmek

yay biçiminde yol izlemek.

32 görüntülenme

namaza durmak

namaza başlamak: 'Arabalar uzaktan görününce köyüne, adamına göre kâh derviş, kâh sofu olur, hemen namaza dururdu.' -M. Ş. Esendal.

32 görüntülenme

kavlükarar etmek

1) karar vermek: 'Çeşmeler yaptırdım sular içmeye / Kavlükarar ettim alıp kaçmaya' -Halk türküsü. 2) birlikte söz vermek.

32 görüntülenme

vur aşağı tut yukarı

uzun uzun çekişerek, sıkı pazarlık ederek.

32 görüntülenme

eli gitmek

bir şeyi kavramak, tutmak istemek.

32 görüntülenme

ayvayı yemek

argo kötü duruma düşmek, işi bozulmak: 'Ortak bir kaderimiz var biz kadınların, sonunda ayvayı yiyen biz oluyoruz.' -A. Kulin.

32 görüntülenme

kuyruk olmak

arka arkaya dizilmek, sıralanmak.

32 görüntülenme

dert yanmak

derdini sızlanarak anlatmak: 'Müşteriler ay başında borç ödeyeceklerine Tevfik'e dert yanıyorlar.' -H. E. Adıvar.

32 görüntülenme

perte çıkmak

taşıt hurdaya çıkmak.

32 görüntülenme

kalemine dolamak

1) herhangi bir konuyu sürekli olarak yazmak; 2) bir kimseyi sürekli olarak yazılarıyla kötülemek.

32 görüntülenme

iş çevirmek

gizli, dolambaçlı bir iş yapmak: 'Öbürleri şüpheleniyorlar, bir iş çevirdi ama nasıl anlasak diye düşünüyorlardı.' -R. H. Karay.

32 görüntülenme

ağırlık olmak

1) sıkıntı vermek: 'Kimseye ağırlık olmaz, kimseyi sıkıştırmaz, iyilikten başka bir şey yapmaz.' -Ö. Seyfettin. 2) birine yük olmak, kendi masrafını başkasına çektirmek.

32 görüntülenme

matem tutmak

yas tutmak.

32 görüntülenme

(herhangi bir şeyi) sokakta bulmamak

herhangi bir şeyi değerli ve önemli bulmak: 'Ben böyle şeye gelemem efendim... Ben canımı sokakta bulmadım efendim.' -R. N. Güntekin.

32 görüntülenme

fil gibi

1) çok yemek yiyen (kimse); 2) çok şişman (kimse).

32 görüntülenme

can borcunu ödemek

ölmek: 'Sırası gelince kendi paylarına düşen can borcunu da ödediler.' -M. Ş. Esendal.

32 görüntülenme

yıldırım gibi

büyük bir hızla: 'Taarruz bir yıldırım gibi inecekti.' -F. R. Atay.

32 görüntülenme

neyse ne

bir yere, bir dereceye kadar: 'Erkekler neyse ne ama kadınlar...' -S. F. Abasıyanık.

32 görüntülenme

vücut yapmak

kas geliştirici hareket ve sporlarda bedeni güçlü duruma getirmek: 'Erkek sporları tarihe karışıyor, halter kaldıran, vücut yapan kadın atletler gündelik manzaralar arasında...' -A. İlhan.

32 görüntülenme

baştan kara gitmek

sonunu düşünmeyerek hesapsız, batarcasına yaşamak.

32 görüntülenme

bayağı kaçmak

söz, davranış, giyiniş yakışmamak, uygunsuz olmak.

32 görüntülenme

bir köşeye oturmak

gelin olmak, evlenmek.

32 görüntülenme