En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

çıkıntılık etmek

1) itiraz etmek; 2) yolunda giden işi bozmak.

40 görüntülenme

gözüyle (gözleriyle) tartmak

kim ve ne olduğunu anlamak için dikkatle bakmak: 'Beni gözleriyle tartarak önümden geçti, sonra geri döndü geldi, oturmakta olduğun tahta sıranın ucuna ilişti.' -O. Kemal.

40 görüntülenme

(birinin) leşini sermek

öldürmek: 'Evin içini allak bullak edip leşini gözünün önüne sereyim mi?' -S. M. Alus.

40 görüntülenme

altın gibi

1) altına benzeyen; 2) mec. değerli, kıymetli; 3) mec. saf.

40 görüntülenme

meydan vermemek

kötü bir durumun gerçekleşmesi için imkân veya zaman bırakmamak: 'Sonra sultanın cevabına meydan vermeden döndü.' -Ö. Seyfettin.

40 görüntülenme

altın top gibi

güzel ve tombul (çocuk).

40 görüntülenme

ateş saçmak

çok kızmak, çok öfkelenmek.

40 görüntülenme

hüsnü kabul göstermek

iyi karşılamak, güler yüz göstermek.

39 görüntülenme

mideye oturmak

yenilen şey sindirilmeyip mideye rahatsızlık vermek.

39 görüntülenme

ilgi görmek

ilgi çekmek.

39 görüntülenme

ayağına üşenmemek

hamarat olmak, ayak işlerini bıkmadan, yorulmadan yapmak.

39 görüntülenme

ismini bağışlamak

adını bağışlamak.

39 görüntülenme

muvafık bulmak

uygun görmek kabul etmek: 'Bu, saadet, hürriyet vadeden düşman kumandanının karşısında inat etmeyi muvafık bulmadı.' -Ö. Seyfettin.

39 görüntülenme

aradan çıkarmak

birçok işten birini yapıp bitirivermek.

39 görüntülenme

münakaşa götürmemek

tartışmaya yer vermeyecek biçimde kesin olmak.

39 görüntülenme

kumda oynamak

bir fırsat kaçırarak umulanı elde edememek.

39 görüntülenme

münasebete girmek

1) tanışma yolu açmak, ilişki kurmak: 'Onunla temas ve münasebete girmektense hiçbir şey yapmamayı ve hazır paradan yemeyi tercih ediyorum.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) cinsel yaklaşımda bulunmak.

39 görüntülenme

işe karışmak

1) herhangi bir konuda katkıda bulunmak, görev almak: 'Her işe karışır, fikrini söyler, uzun uzun nasihatler eder.' -M. Ş. Esendal. 2) herhangi bir konuda olumsuz yönde müdahale etmek.

39 görüntülenme

meyil vermek

1) eğiklik sağlamak; 2) mec. ilgi göstermek, gönül vermek: 'Her dilbere meyil verme / Ya sevilir ya sevilmez' -Erzurumlu Emrah.

39 görüntülenme

aynı potada erimek

benzer konuları ve sorunları birlikte düşünmek veya değerlendirmek.

39 görüntülenme

erkekliğine yedirememek

mertliğe, yiğitliğe yakıştıramamak: 'Bir kimsesizlik acısı, sevilme, şefkat ihtiyacı içinde ağlıyor; ağlamayı erkekliğine yediremiyordu.' -N. Meriç.

39 görüntülenme

kıyıda köşede kalmak

göze çarpmayan bir yerde unutulmuş olmak.

39 görüntülenme

(birinin) üstüne gül koklamamak

sevdiği birinden başkasını sevmemek.

39 görüntülenme

işin içinde iş var

'bir işin içyüzü başka' anlamında kullanılan bir söz.

39 görüntülenme

eti budu yerinde (etine dolgun)

şişmanca, tombul.

39 görüntülenme

kavis çizmek

yay biçiminde yol izlemek.

39 görüntülenme

kaya gibi

çok sağlam: 'Uçan kâğıt rüzgârın hızını belli eder, kaya onu durdurur. Kaya gibi olunuz!' -N. F. Kısakürek.

39 görüntülenme

kuyruğunu tava sapına çevirmek

haddini bildirmek, gereken dersi vermek: 'Sonra benim kuyruğumu tava sapına çevirirler efendim diye bağırıyor, masa başındaki erkândan tekrar yardım istiyor.' -R. N. Güntekin.

39 görüntülenme

kuyruk olmak

arka arkaya dizilmek, sıralanmak.

39 görüntülenme

çengel takmak

uğraşmak veya kötülük etmek için el atmak.

39 görüntülenme