En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

iş görmek

1) iş yapmak: 'Baş üstünde bir ana işlerinizi görür veya çocuklarımızı doğurur, besler ve büyütür.' -F. R. Atay. 2) iş yapmaya uygun olmak.

38 görüntülenme

oldu bilmek (saymak)

sorunu çözülmüş bilmek.

38 görüntülenme

başına çalsın!

birine verilmek istenilen bir şeyin öfke ve nefretle geri çevrildiğini anlatmak için kullanılan bir söz.

38 görüntülenme

oralarda olmamak

işi sezmemiş gibi davranmak, anlamazlıktan gelmek: 'Fakat o hiç oralarda değildi.' -R. N. Güntekin.

38 görüntülenme

ortadan söylemek

herkesin içinde, belli bir kimseyi amaçlamadan konuşmak.

38 görüntülenme

patırtıya pabuç bırakmamak

tkz. önemli bir tehlike yaratmayacağını bildiği kışkırtmalara, yıldırmalara aldırmayıp bildiğini yapmak.

38 görüntülenme

şaheser yaratmak

üstün, kalıcı niteliği olan bir eser ortaya koymak, çok önemli bir şey yapmak: 'Şu millî savaş içinde köy kadını başlı başına bir tarih, bir şaheser yaratıyor.' -A. Gündüz.

38 görüntülenme

tun tun kaçmak

gizlice kaybolmak: 'Duyarlığı hastalık derecesinde yüksek, gerçekle bağlantısı zayıf, ürkek bir çocuktu İhsan, kavgadan gürültüden tun tun kaçıyordu.' -A. İlhan.

38 görüntülenme

emel beslemek

isteği, arzuyu sürekli düşünmek veya güçlendirmek: 'Size karşı güzel bir emel besleyenler için kazanmak lazım, değil mi?' -P. Safa.

38 görüntülenme

ağı gibi

1) acı veren, çok etkileyen; 2) çok sert, keskin.

38 görüntülenme

(birini) paravan yapmak

kendini belli etmeyerek başkasının adından, yetkisinden, gücünden yararlanmak.

38 görüntülenme

hakkı geçmek

1) birinin payından başkası almış olmak; 2) birinde veya bir şeyde emeği olmak: 'Hemen hanım teyzemin elini öpmeye gideyim, dedim. Az hakkı mı geçmiştir bana?' -H. R. Gürpınar.

38 görüntülenme

kaldı ki

bundan başka, bununla birlikte.

38 görüntülenme

iftira çalmak

iftira etmek: 'On parmağınızda on kara, iftira üstüne iftira çalıyorsunuz.' -T. Buğra.

38 görüntülenme

işin içinden çıkamamak

başaramamak, sorunu çözümleyememek.

38 görüntülenme

kale gibi

1) çok büyük, sağlam (yapı); 2) mec. kendisine güvenilen güçlü (kimse).

38 görüntülenme

ağır ol!

1) 'ciddi, ağırbaşlı, soğukkanlı, sabırlı ol!' anlamında kullanılan bir söz; 2) 'acele etme, yavaş ol!' anlamında kullanılan bir söz.

38 görüntülenme

kavil kesmek

sözleşmek: 'Dostumla da kavil kestim / Yalan çıktı ona küstüm' -Halk türküsü.

38 görüntülenme

fiske fiske kabarmak (olmak)

kabarcıklar oluşmak: Yumurta yiyince çocuğun derisi fiske fiske kabardı.

38 görüntülenme

işin kurdu olmak

belirli bir konuyla ilgili her şeyi bilmek, uzmanlaşmak: 'Şimdi yaşlandık, bu işlerin kurdu olduk.' -N. Meriç.

38 görüntülenme

taşı toprağı altın olmak

1) arazisi çok değerli olmak; 2) her türlü zenginliğe, olanağa, fırsata sahip olmak.

38 görüntülenme

eli gitmek

bir şeyi kavramak, tutmak istemek.

38 görüntülenme

dert yanmak

derdini sızlanarak anlatmak: 'Müşteriler ay başında borç ödeyeceklerine Tevfik'e dert yanıyorlar.' -H. E. Adıvar.

38 görüntülenme

kayık yanaştırmak

bir konuya veya soruna yavaş yavaş girmek.

38 görüntülenme

(birini veya bir şeyi) kurşun tutmak

kurşuna hedef olmak, kurşun değecek gibi olmak: 'Çatın arkadaşlar da atları çatın / Kurşun bizi tutuyor sipere yatın' -Halk türküsü.

38 görüntülenme

otorite sağlamak (temin etmek)

yetki kurmak veya yetki sahibi olmak: 'Reisleri de tam bir otorite temin etmiş olduğunu her vesile ile belli ediyordu.' -E. İ. Benice.

38 görüntülenme

fil gibi

1) çok yemek yiyen (kimse); 2) çok şişman (kimse).

38 görüntülenme

arka kapıdan çıkmak

okuldan başarısızlık nedeniyle ayrılmak.

38 görüntülenme

az kaldı (kalsın)

1) bir işin gerçekleşmesi söz konusuyken gerçekleşmemesi durumunda kullanılan bir söz: 'Zavallıyı az kalsın gırtlağından yakalayıp boğacaktı.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) bir işin gerçekleşmemesi söz konusuyken gerçekleşmesi durumunda kullanılan bir söz: 'Az kalsın açmadan onu da buruşturup atacaktı.' -O. Aysu.

38 görüntülenme

nane yemek

yakışıksız bir davranışta bulunmak, uygunsuz bir iş yapmak.

38 görüntülenme