En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

kapı almak (yapmak)

tavla oyununda bir haneye üst üste iki pul getirmek ve o hanenin karşı oyuncu tarafından kullanılmasını engellemek: 'Altı bir geldi mi köşeyi kapacaksın, kapıları almayı asla unutmayacaksın.' -T. Uyar.

38 görüntülenme

diliyle tutulmak (yakalanmak)

suçunu, kendi konuşması ile açığa vurmak.

38 görüntülenme

cefaya katlanmak

zulme tahammül etmek: 'Hediye istemezler, fazla kıskanmazlar, cefaya katlanırlar, can sıkmazlar.' -P. Safa.

38 görüntülenme

hortum sıkmak

yangına su sıkmak.

38 görüntülenme

kadife gibi

yumuşak, pürüzsüz ve parlak (ses, ten vb.).

38 görüntülenme

saya gezmek

köy çocukları ramazanda veya özel günlerde çeşitli tekerlemeler söyleyip kapı kapı dolaşarak ufak tefek yiyecek toplamak.

38 görüntülenme

lakırtısı mı olur?

konuşulan bir şeyin önemsizliğini veya yersizliğini anlatmak için söylenen bir söz.

38 görüntülenme

çifte yemek

hayvanın çiftesine maruz kalmak.

38 görüntülenme

imza toplamak

bir dilekçeyi veya öneriyi, destekleyenlere imzalatmak.

38 görüntülenme

kırılıp bükülmek

kırıtarak, kibarlığa özenerek konuşmak.

38 görüntülenme

sebilhane bardağı gibi

hoşa gitmeyen kalabalık (insan topluluğu).

37 görüntülenme

ter alıştırmak

terinin biraz kurumasını beklemek.

37 görüntülenme

paldımı aşmak

başaramayacağı bir işe girişmek.

37 görüntülenme

şeref vermek

onurlandırmak, şereflendirmek.

37 görüntülenme

peşinden yürümek

1) birinin arkasından yürümek, gitmek; 2) mec. bir kimseye her konuda uymak.

37 görüntülenme

(birine) meydanı dar etmek

birini çok sıkıntıya sokmak, her yönden sıkıştırmak.

37 görüntülenme

model çıkarmak

1) kumaş kesiminden önce kâğıt vb. malzeme üzerine parçanın örneğini hazırlamak; 2) mec. bir şeyi vurarak izini çıkarmak: 'Bir tuğla işçisi kerpiç kalıbını kapmış, karısının sırtında model çıkarmış, kadın ciyak ciyak.' -A. Gündüz.

37 görüntülenme

revnak vermek

hoşluk, güzellik, renklilik katmak: 'Sefiremizin tiyatrosever oluşu konuşmalara daha da revnak verdi.' -H. Taner.

37 görüntülenme

ruhu karartmak

sıkıntıya sokmak, bunaltmak: 'Korkunç geceler, çakalların ulumaları, köpeklerin haykırışları bu ruhu da karartan gecelerde sinirleri büsbütün gevşetiyor.' -E. İ. Benice.

37 görüntülenme

parmak kadar

çok küçük: 'Ne istersin çocuk, çocuktan? dedi. Daha parmak kadar, kemikleri kırılacak, öyle ince.' -O. Kemal.

37 görüntülenme

sırası gelmek

1) bir başkasından sonra sıra birinin veya bir şeyin olmak; 2) sırası düşmek: 'Hani bazen sırası geliyor da maziye merbutiyet, filan diyoruz.' -M. Ş. Esendal.

37 görüntülenme

maruz bırakmak

bir olayın veya bir durumun etkisinde bırakmak: 'Türk Cumhuriyeti varlığını, istikbalini safsatalarla tehlikeye maruz bırakamaz.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

37 görüntülenme

ifade vermek

huk. bir olayla ilgili olarak gördüğünü, bildiğini yetkili veya ilgili kimseye söylemek.

37 görüntülenme

taş düşürmek

böbrekte oluşan kum ve taşları vücuttan atmak.

37 görüntülenme

engel çıkarmak

bir işin yapılmasını zorlaştırmak: 'Aslında bütün mesele, düğün için engel çıkarmakta.' -N. Hikmet.

37 görüntülenme

taş kırdırmak

böbrek taşlarını çeşitli yollarla parçalara ayırarak vücuttan atmak.

37 görüntülenme

araziye uymak

1) ortama, çevreye uymak; 2) görünmemeye çalışmak.

37 görüntülenme

maskesini düşürmek (kaldırmak)

gizli amaçlarını, gerçek kişiliğini ortaya çıkarmak.

37 görüntülenme

film oynatmak

bir filmi sinemada göstermek.

37 görüntülenme

kaldırımları arşınlamak

işsiz güçsüz dolaşmak: 'Kelli felli efendiden adamların hatta sarıklı ulemanın günden güne hırpanileşen kılıklarla, elleri boyunlarında, kaldırımları arşınladıklarını görüyorum.' -R. N. Güntekin.

37 görüntülenme