En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

model çıkarmak

1) kumaş kesiminden önce kâğıt vb. malzeme üzerine parçanın örneğini hazırlamak; 2) mec. bir şeyi vurarak izini çıkarmak: 'Bir tuğla işçisi kerpiç kalıbını kapmış, karısının sırtında model çıkarmış, kadın ciyak ciyak.' -A. Gündüz.

37 görüntülenme

maruz bırakmak

bir olayın veya bir durumun etkisinde bırakmak: 'Türk Cumhuriyeti varlığını, istikbalini safsatalarla tehlikeye maruz bırakamaz.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

37 görüntülenme

ifade vermek

huk. bir olayla ilgili olarak gördüğünü, bildiğini yetkili veya ilgili kimseye söylemek.

37 görüntülenme

engel çıkarmak

bir işin yapılmasını zorlaştırmak: 'Aslında bütün mesele, düğün için engel çıkarmakta.' -N. Hikmet.

37 görüntülenme

araziye uymak

1) ortama, çevreye uymak; 2) görünmemeye çalışmak.

37 görüntülenme

maskesini düşürmek (kaldırmak)

gizli amaçlarını, gerçek kişiliğini ortaya çıkarmak.

37 görüntülenme

film oynatmak

bir filmi sinemada göstermek.

37 görüntülenme

kaldırımları arşınlamak

işsiz güçsüz dolaşmak: 'Kelli felli efendiden adamların hatta sarıklı ulemanın günden güne hırpanileşen kılıklarla, elleri boyunlarında, kaldırımları arşınladıklarını görüyorum.' -R. N. Güntekin.

37 görüntülenme

ayrı tutmak

farklı davranmak.

37 görüntülenme

çenesini bağlamak

1) ölen bir kimsenin çenesi altından geçirilen tülbendi başının üstünde düğümlemek; 2) mec. bir kimsenin ölümünü istemek.

37 görüntülenme

düğüm vurmak

1) düğümlemek; 2) parasını pintilik ederek saklamak, biriktirmek.

37 görüntülenme

kuyruğu kapana kısılmak (sıkışmak)

çok zor duruma düşmek.

37 görüntülenme

Osmanlı tokadı yemek

1) sert ve etkili bir biçimde tokat atılmak; 2) mec. sert ve etkili bir biçimde uyarılmak; 3) mec. bir kimsenin üstünlüğünü kabul etmek.

37 görüntülenme

kaleminden çıkmak

herhangi biri tarafından yazılmak: 'Kurtuluş Savaşı boyunca ciltler tutacak ölçüde telgraf yazışmaları hep kendi kaleminden çıkmıştır.' -N. Cumalı.

37 görüntülenme

kibarlık taslamak

kibar olmadığı hâlde kibar gibi görünmeye çalışmak.

37 görüntülenme

bir karış beberuhi

alay çok kısa boylu kimse.

37 görüntülenme

işine koyulmak

işini yapmayı sürdürmek.

37 görüntülenme

kayıp vermek

ulus, toplum, kuruluş vb. değerli bireylerini yitirmek: 'Bizim yokuş son iki yılda çok kayıp vermişti. Cemal Nadir bu kayıpların en büyüğüydü.' -Y. Z. Ortaç.

37 görüntülenme

küçük dağları ben yarattım demek

çok böbürlenmek, kibirlenmek: 'Aslarda o küçük dağları ben yarattım diyen heybet ... varken ... o güdük, o boynu bükük konçinalar onlara bir türlü el kaldıramıyorlar.' -H. Taner.

37 görüntülenme

fişek gibi

hızla.

37 görüntülenme

azap çekmek

1) eziyet çekmek, üzüntü içinde olmak; 2) ceza görmek.

37 görüntülenme

kendi içine çekilmek

başkasıyla ilişki kurmamak, yalnız başına kalmak, inzivaya çekilmek: 'Bizim gibi dış âlemle münasebetleri aksamış, kendi içine çekilip kendi yağıyla kavrulmak zorunda kalmıştı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

37 görüntülenme

azap vermek

acı çektirmek, üzmek: 'Bu düşünce ona epeyce azap verdi.' -A. Midhat.

37 görüntülenme

kerpiç dökmek

saman ve balçık karışımını kalıplara boşaltarak kerpiç yapmak.

37 görüntülenme

iştahı kapanmak (kesilmek)

yemek isteği yok olmak: 'Doktor muayenesine gitmek için aldığı her randevunun ardından korkudan iştahı kesiliyordu.' -S. Erez.

37 görüntülenme

maymun gözünü açtı

geçen bir olaydan ders alındığını anlatan bir söz.

37 görüntülenme

iştahı yerinde olmak

yemesi, içmesi ve yaşaması düzenli olmak.

37 görüntülenme

kin bağlamak

birine karşı öç alma duygusu duymak: 'İstanbul'dan ayrılmana o sebep oldu diye gizli gizli ona kızacak, kin bağlayacaktım.' -R. N. Güntekin.

37 görüntülenme

kül bağlamak

1) ateş sönmek; 2) mec. gücünü, etkisini yitirmek.

37 görüntülenme

can yakmak

1) zulmetmek, eziyet etmek: 'Yahu! Sen en az çirkin, en az can yakıcı bir usulle para çalan bir zavallıdan başka nesin?' -N. F. Kısakürek. 2) bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak; 3) üzmek, acı vermek: 'Ayrılık! Her vakit can yakar, ağlatır.' -A. Rasim.

37 görüntülenme