En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

türbülansa girmek

çalkantılı hava içerisinde güçlükle yol almak.

24 görüntülenme

öfkesini yenmek

iradesini kullanarak öfkesini gidermek.

24 görüntülenme

mihnet çekmek

sıkıntılı bir duruma katlanmak, sıkıntı çekmek.

24 görüntülenme

minder çürütmek

1) işsiz, güçsüz oturmak; 2) bir yerde uzun süre oturmak; 3) otururken yapılan işlerle uzun yıllar uğraşmak.

24 görüntülenme

bela çıkarmak

kavga çıkarmak.

24 görüntülenme

tedarikte bulunmak

hazırlık yapmak.

24 görüntülenme

izahatta bulunmak

izahat vermek.

24 görüntülenme

askıya çıkmak

1) ipek böceği koza sarmak üzere dallara çıkmak; 2) evlenecek kimselerin durumu nüfus kayıtlarının bulunduğu yerde askı yoluyla ilan edilmek.

24 görüntülenme

boğazı açılmak

iştahı artmak.

24 görüntülenme

sözü çevirmek

konuşmanın sakıncalı bir biçim aldığını anlaşıldığında başka bir konuya yönelmek, lafı veya konuyu değiştirmek: 'Yüzüm biraz değişmiş olmalı ki Hayri sözünü çevirdi.' -M. Ş. Esendal.

24 görüntülenme

zapturapt altına almak

düzeni ve disiplini sağlamak.

24 görüntülenme

sarhoşluğa vurmak

kendini sarhoş gibi göstermek, sarhoş olmuşçasına davranmak: 'Hatta sarhoşluğa vurup orada kaldığım geceler de oldu.' -M. Ş. Esendal.

24 görüntülenme

pabucuna taş kaçmak

ortaya çıkan durum karşısında tedirgin olmak.

24 görüntülenme

söz yetiştirmek

1) laf yetiştirmek: 'Kadın, kocasına söz yetiştirmeyi bıraktı, konuk kadına baktı.' -B. Günel. 2) birinin söylediğini başkasına götürmek.

24 görüntülenme

şurada burada

birçok yerde, rastgele yerde.

24 görüntülenme

savaşım vermek

bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek için uğraşmak, çaba göstermek, mücadele etmek: 'Sen ancak iyi savlar için savaşım vermekte rahat ederdin.' -H. Taner.

24 görüntülenme

meydana atmak

ortaya çıkarmak.

24 görüntülenme

imtihana çekmek

1) bilgisini ölçmek; 2) denemek, sınamak.

24 görüntülenme

can başına sıçramak

çok korkmak.

23 görüntülenme

sakalına ak (kır) düşmek

sakalı ağarmaya başlamak, yaşlanmak: 'Düşük siyah bıyıklarına, sakalına pek az kır düşmüş olan Selim Paşa, karısından çok genç görünüyordu.' -H. E. Adıvar.

23 görüntülenme

posta yapmak

bir yere gidip gelmek, sefer yapmak: Araba şehre günde üç posta yapar.

23 görüntülenme

sonuç vermek

bir durumun sağlanmasına imkân sağlamak: Çalışmaları sonuç vermedi.

23 görüntülenme

sararıp solmak

1) giderek daha çok solmak: 'Sokakları dolduran sayılmaz şapkaların zalimce, kurnaz ve namussuz gölgelerinde sararmış solmuş.' -Ö. Seyfettin. 2) mec. sağlığı bozulmak: 'Karısı anlaşılmayan bir illetle sararıp soldu, birkaç ay içinde ölüp gitti.' -Halikarnas Balıkçısı.

23 görüntülenme

tepki çekmek

olumsuz, sert bir eleştiriyle karşı karşıya kalmak.

23 görüntülenme

kendini beğenmek

başkalarını küçümseyerek kendini üstün görmek.

23 görüntülenme

kameti artırmak

1) yüksek sesle konuşmak; 2) ortalığı velveleye vermek.

22 görüntülenme

sofra donatmak

sofraya bol ve türlü yiyecekler koymak.

22 görüntülenme

sansürden geçirmek

her türlü yayını, sinema ve tiyatro eserini denetlemek.

22 görüntülenme

tırtıl çekmek

henüz yumuşak olan bir parçayı metal bir tırtılla süslemek.

22 görüntülenme

satışa çıkarmak

satmak için ortaya koymak: 'Bir şeye ad koymak, satışa çıkarılan malın üzerine yafta asmaya benzetilebilir.' -N. Uygur.

22 görüntülenme