En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

tamah olmasa, müflis acından ölmez

elinde avucunda bir şey bulunmamakla birlikte küçük kazançları beğenmeyen kişi büyük kazanç hayaliyle geçinir.

21 görüntülenme

akan su yosun tutmaz

tembel tembel oturan kimse hantallaşır, iş yapma yeteneğini yitirir, çalışan kimse gittikçe açılır, daha yararlı işler yapar.

21 görüntülenme

ayı gördüm, yıldıza itibarım (minnetim) yok

bir şeyin en iyisine alıştıktan sonra ondan aşağı olanlar beni ilgilendirmez.

21 görüntülenme

akarsu çukurunu kendi kazır

bir şeyi yapma isteği ve gücü bulunan kimse, uygun bir çalışma yönü ve alanı bulur.

21 görüntülenme

zeyrek kuş iki ayağından tutulur

işini hile ile yürüten kimse sonunda yakayı ele verir.

21 görüntülenme

akı karası geçitte belli olur

bir iddiadaki doğruluk ancak deney veya sınav sonucunda belli olur.

21 görüntülenme

ağzına kilit takmak (vurmak)

1) susmak; 2) susturmak.

21 görüntülenme

az kaz, uz kaz, boyunca kaz

sana yapılmasını istemediğin bir kötülüğün daha ağırını başkasına yapma.

21 görüntülenme

oğlanınki oğul balı, kızınki bahçe gülü

torun oğlandan olursa 'oğul balı', kızdan olursa 'bahçe gülü' diye sevilir.

21 görüntülenme

ağzına tıkmak

susturmak, konuşmasına engel olmak: 'Aleyhinde kim ne söylerse hemen ağızlarına tıkarlardı.' -O. C. Kaygılı.

21 görüntülenme

akıl olmayınca ne yapsın sakal?

kişi yaşlandığında olgunlaşmayıp akılsız kalmışsa çocukça işler yapar.

21 görüntülenme

az söyle çok dinle

kişinin gereksiz konuşmaktansa az konuşması ve konuşulanları dinlemesi daha iyidir.

21 görüntülenme

akıl para ile satılmaz

delice iş yapan zenginler bulunduğu gibi akıllıca iş yapan fakirler de vardır.

21 görüntülenme

eldeki yara, yarasıza duvar deliği

bir kimsenin acı ve sıkıntısı başkasına dert gibi görünmez.

21 görüntülenme

züğürt olup düşmektense uyuz olup kaşınmak yeğdir

uyuz olup kaşınmak insanı çok rahatsız eder ama züğürtlükten dolayı ne yapacağını düşünmek daha çok rahatsız eder.

21 görüntülenme

ağzına yüzüne bulaştırmak

bir işi kötü yapmak, becerememek: 'Yapılacak şey ehemmiyetsizce bir pansuman ama ağızlarına yüzlerine bulaştırmalarından korkuyorum.' -R. N. Güntekin.

21 görüntülenme

akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış

insan kendi aklını, düşüncesini başkasınınkinden üstün görür.

21 görüntülenme

aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz

büyük şeyleri elde edebilmek için önce küçük şeylerle yetinmek gerekir.

21 görüntülenme

çengi ölüsü çalgı (daire, tef) ile kalkar

zevk ve sefa içinde ömür sürmüş bir kimse, en sıkıntılı günlerinde bile bu alışkanlığını bırakamaz.

21 görüntülenme

akıllı oğlan neyler ata malını, akılsız oğlan neyler ata malını

çocuk akıllı ise babasından mal kalsın diye beklemez, malı kendisi kazanır; akılsızsa babası ne kadar çok mal bırakırsa bıraksın, değerini bilmez ve onu kısa zamanda bitirir.

21 görüntülenme

çerçi başındakini satar

satıcı elinde neyi varsa satar.

21 görüntülenme

bir görüş bir kör biliş

bir kez görmekle bir şey iyice anlaşılmaz, öğrenilmez.

21 görüntülenme

azıksız yola çıkanın gözü el torbasında kalır

ileride gereksinim duyacağı şeyleri zamanında hazırlamayan kişi, hazırlık yapan diğer insanlardan yardım bekler.

21 görüntülenme

elma da alma da demesini biliriz

şartlara göre uygun davranırız.

21 görüntülenme

ağzından çıkmak

bir sözü istemeden, farkına varmadan söylemek, söylemiş bulunmak: Bir kez ağzımdan çıktı, o fiyata vereceğim.

21 görüntülenme

akın (beyazın) adı (var), karanın (esmerin) tadı (var)

beyaz tenli olanlar güzel sayılsa da gerçek güzellik ve şirinlik esmerlerdedir.

21 görüntülenme

tavuk kaza bakmış da kıçını yırtmış

başkalarından geri kalmamak için gücünü aşan işlere girişenler büyük zararlara uğrarlar.

21 görüntülenme

biz bize benzeriz

aramızda fark yok, özelliklerimiz veya tutum ve davranışlarımız aynıdır.

21 görüntülenme

akil isen açma sırrın dostuna, çünkü dostun dostu vardır, o da söyler dostuna

bir sır en yakın dosta bile söylenmemelidir.

21 görüntülenme

çıngıraklı deve kaybolmaz

nerede olsa varlığını gösteren kimse unutulmaz.

21 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

göz atmak

kısa bir süre, fazla dikkat etmeden bakıvermek: 'Bir ara karşıdaki salaş birahanenin penceresine göz atıyorum.' -A. Ümit.

88 görüntülenme

veda etmek

1) vedalaşmak, esenleşmek: 'Onu daima öper ve sefere çıkacakları zaman en sonra ona veda ederlerdi.' -N. F. Kısakürek. 2) mec. sevilen bir şeyle olan ilgisini kesmek: 'Dünyaya veda ettik, atıldık doludizgin / En son koşumuzdur bu, asırlarca bilinsin' -Y. K. Beyatlı.

88 görüntülenme

elden gel!

argo 1) ver! Elden gel bakalım iki papeli. 2) tkz. kutlamak amacıyla söylenen bir söz.

88 görüntülenme

kıtıra almak

argo alay etmek.

88 görüntülenme

işi gücü bırakmak

yaptığı işten uzaklaşmak: 'Su bulmak için işi gücü bırakarak bütün gün su peşine düşmemiz lazım gelecekti.' -B. R. Eyuboğlu.

88 görüntülenme

durum almak

1) belli bir duruş biçimine geçmek; 2) bir olay karşısında belli bir tavır almak.

88 görüntülenme

işi iş olmak

işi yolunda olmak.

88 görüntülenme

el birliği etmek

birlikte davranmak, dayanışmak.

88 görüntülenme

kalbini eritmek

acımasını sağlamak, yumuşatmak: 'Edebiyat hocamız Ali Bey'in kalbini eritecek bir konu seçmeli, acıklı bir tarzda yazmalı.' -H. E. Adıvar.

88 görüntülenme

emir komuta zinciri içinde olmak

herhangi bir işlem en alt rütbe veya makamdan en üst rütbe veya makama doğru gerçekleşmek.

88 görüntülenme

(bir şey için) birebir gelmek

etkisini hemen ve kesin olarak göstermek: 'Şeftali suyu ile yapılacak gargaranın sonradan olma kekemeliğe birebir geleceğini söyler.' -S. Birsel.

88 görüntülenme

eline eteğine doğru

her türlü kötülükten uzak olan, dürüst.

88 görüntülenme

helallik dilemek

birinden hakkını helal etmesini istemek: 'Şimdi büyüklerinin ellerini öp de helallik dile.' -R. N. Güntekin.

88 görüntülenme

arayı açmak

1) aradaki uzaklık artmak; 2) mec. görüşmemek.

88 görüntülenme

akşama kalmak

iş gecikmek, bitmemek.

88 görüntülenme

naçar kalmak

çare, çıkar yol bulamamak: 'Bu eski kafanın nasihatlerinden yıldığı için pek naçar kaldığı anlarda bu kapıyı çalar.' -H. R. Gürpınar.

88 görüntülenme

(bir işin, şeyin) başına oturmak

bir işi yapmaya başlamak, işe koyulmak: 'Kendine güvenini tam bulduğu, oyununu yazabileceğine inandığı gün oturacaktı masanın başına.' -N. Cumalı.

88 görüntülenme

nalıncı keseri gibi kendine yontmak

yaptığı işlerde hep kendi çıkarını düşünmek.

88 görüntülenme

içini dökmek

1) derdini anlatmak, iç dünyasındaki duygu ve düşüncelerini bir bir anlatmak: 'Rakım güldü, bu manastır kaçkını eski gâvura içini dökmekten lezzet alıyordu.' -H. E. Adıvar. 2) ferahlamak, rahatlamak: 'Bu yazıyı niçin yazıyorum? Biraz içimi dökmek, bir parçacık olsun ferahlamak istiyorum.' -O. V. Kanık.

88 görüntülenme

volta atmak

argo bir aşağı bir yukarı dolaşmak: 'Çaylarını içtikten sonra Şifa ile Moda arasında üç aşağı beş yukarı volta atmak üzere davranırlar.' -S. Birsel.

88 görüntülenme

her derde deva olmak

birçok şeye çare olmak.

88 görüntülenme

dermanı kesilmek (dermandan kesilmek)

yorgunluktan güçsüzleşmek: 'Çok uzak yerlerden geldim, ayaklarımın dermanı kesildi.' -A. Gündüz.

88 görüntülenme

işin içinden çıkmak (sıyrılmak)

1) bir şeyi anlamak, bir sorunu çözümlemek: 'Ne yaparsanız yapın, yeter ki akıllıca olsun, demiş, çıkmış işin içinden!' -B. R. Eyuboğlu. 2) güç bir sorunu çözemeyince kestirip atmak; 3) bir konudan veya işten uzak durmak, kaçmak: 'O, ne emrederse ben razıyım, deyip kurnazlıkla işin içinden sıyrıldım.' -R. N. Güntekin.

88 görüntülenme

al gülüm ver gülüm

1) çıkar ilişkilerinde bazı sıkıntıları karşılıklı olarak görmezden gelme; 2) bir kimseye yapılan hizmetin hemen karşılığını bekleme durumu: 'Yooo, dedi, al gülüm ver gülüm. On para için ben senin canını alırım, on para için sen benim canımı al.' -R. N. Güntekin.

88 görüntülenme

(bir şeye) sünger çekmek

bir şeyi hiç olmamış saymak, silmek, silip atmak, unutmak: 'Bir türlü doyamadığım hürriyetimin üstüne sünger çekmek lazım geliyordu.' -O. Kemal.

88 görüntülenme

ezbere iş görmek

incelemeden gelişigüzel yapmak.

88 görüntülenme

(birini veya bir şeyi) gözü tutmak

güvenmek, beğenmek: 'Bu genç çocukla bu üstü başı oldukça eski ihtiyar adamı gözü tutmamıştı.' -N. Hikmet.

88 görüntülenme

yüz yüze getirmek

karşı karşıya getirmek: 'Her fırsatta yavrucakları ölümle yüz yüze getiriyor.' -R. N. Güntekin.

88 görüntülenme

fiyat biçmek

bir değer için ödenecek para karşılığını belirlemek: Bu yazmaya ne fiyat biçersiniz?

88 görüntülenme

eşiğine yüz sürmek

bir dilekte bulunmak için bir kişiye yalvarmaya gitmek.

88 görüntülenme