En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

bağ babadan, zeytin dededen kalmalı

bağ, bir kuşak geçecek kadar yaşlandıktan sonra bol ürün verir, zeytinin bol ürün verebilmesi için en azından iki kuşaklık bir zaman geçmelidir.

20 görüntülenme

çobanın yağı çok olursa çarığına sürer

varlıklı ama akılsız ve hesapsız kişi malını gereksiz yerlere harcar, telef eder.

20 görüntülenme

ağzını bozmak

kaba sözler söylemek, küfretmek: 'Bütün yapma inceliğine karşın kabaydı karısına karşı. Dövdüğü de oluyordu, ağzını bozduğu da.' -O. Rifat.

20 görüntülenme

bağın taşlısı, karının saçlısı

kadının saçlı olanı ile tarlanın taşlı olanı makbuldür.

20 görüntülenme

hırsızlık bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten

hırsızlığın büyüğü küçüğü olmaz, nitekim kadının namusunu satmış sayılması için bir öpücük vermiş olması yeter.

20 görüntülenme

bahşiş (beleş) atın dişine (yaşına) bakılmaz

para verilmeden sağlanan bir şeyin ufak tefek kusurları hoş görülmelidir.

20 görüntülenme

ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver

verilecek ücret ne kadar çok olursa olsun, her iş uzmanına yaptırılmalıdır.

20 görüntülenme

kısmetten fazlası olmaz

kişi ne kadar çabalarsa çabalasın alın yazısındaki şeye ulaşır.

20 görüntülenme

ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz

değerli bir şeyden her zaman istenilen verim alınmaz.

20 görüntülenme

hile ile iş gören mihnet ile can verir

işlerine hile karıştırıp başkalarını aldatan kişi son nefesini azap içinde verir.

20 görüntülenme

horoz ölür, gözü çöplükte kalır

yaşanılmış, alışılmış, erişilmiş bir durum veya makam yitirildikten sonra, göz o durum veya makamda kalır.

20 görüntülenme

testi kırılsa da kulpu elde kalır

zarar da etse varlıklı bir kimse büsbütün yoksul kalmaz.

20 görüntülenme

huy canın altındadır

insanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.

20 görüntülenme

ağzının mührü ile

oruçlu olarak.

20 görüntülenme

iki dinle bir söyle

çok konuşmak doğru değildir.

20 görüntülenme

alışmış kursak bulamacını ister

kişi, yararlanmaya alıştığı şeyden yoksun kalmak istemez.

20 görüntülenme

eşeğe altın semer vursalar yine eşektir

insanlık değerinden yoksun kişi, kılık kıyafetle, makam ve mevkiyle değer kazanmaz.

20 görüntülenme

eşeği düğüne çağırmışlar, 'ya odun eksik ya su demiş'

bir işi yapmamak için bahane bulmayı anlatan bir söz.

20 görüntülenme

baskısız tahtayı yel alır, yel almazsa sel alır

kontrol altında bulundurulmayan veya gereği gibi korunmayan gençler kötü yollara sürüklenebilirler.

20 görüntülenme

iki at bir kazığa bağlanmaz

ayrı ayrı düşünceleri ve kişilikleri bulunan iki kişi bir arada yaşayamaz, bir işi birlikte yapamazlar.

20 görüntülenme

adamın kötüsü olmaz, meğer züğürt ola

toplum içinde herkesin bir değeri vardır ancak züğürtlere değer verilmez.

20 görüntülenme

ahkâm çıkarmak

kendi düşüncelerine dayanarak birtakım yargılara varmak.

20 görüntülenme

parası (akçesi) ucuz olanın kendisi kıymetli olur

parasını esirgemeyen, cömert kimseyi herkes el üstünde tutar.

20 görüntülenme

ulu sözü dinlemeyen, uluyakalır

büyüklerin verdiği her öğüt yaşadıkları veya tanık oldukları bir olaya dayanır, bir büyüğün kulak ardı ettiğimiz sözünün önemini, başımız derde girip sızlanmaya başladığımız zaman anlarız.

20 görüntülenme

parayı araya değil, paraya vermeli

parayı gerekli yere harcamalı.

20 görüntülenme

ahmak gelin yengeyi halayığı sanır

ahmak kimse kendisini koruyup gözeten kişiye hizmetine verilmiş biri gözüyle bakar ve saygısız davranışlarıyla onun gönlünü kırarak hizmetinden yoksun kalır.

20 görüntülenme

civcivde gözün, et yemeye yüzün olsun

kişi, karşılık beklediği işten istediğini alabilmek için gereken harcamaları yapmalıdır.

20 görüntülenme

başın sağlığı, dünyanın varlığı

dünyanın en büyük zenginliği, beden sağlığından başka bir şey değildir.

20 görüntülenme

etme bulma dünyası

kötülük eden kötülük bulur.

20 görüntülenme

dille düğümlenen, dişle çözülmez

verdiği sözü yerine getirmeyen kişi, sebebi sorulduğu zaman kendini savunmakta zorlanır.

20 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

fırsatı kaçırmak

elverişli durumdan yararlanmamak: 'Fırsatı kaçırmadım, hakkında malumat topladım.' -R. H. Karay.

87 görüntülenme

yeise kapılmak

çok üzülmek: 'Şimdi bu ümidin boşa çıktığını anlayınca birden yeise kapıldı.' -R. H. Karay.

87 görüntülenme

idrak etmek

1) akıl erdirmek, anlamak, kavramak. 2) erişmek, ulaşmak: Cumhuriyetin yetmiş beşinci yılını idrak ettik. 3) ruh b. algılamak.

87 görüntülenme

tuğra çekmek

Osmanlı Devleti'nde ferman, berat ve resmî belgelere tuğra koymak.

87 görüntülenme

aynı ağzı kullanmak

aynı şeyi söylemek, aynı düşünceyi ileri sürmek.

87 görüntülenme

yelken basmak

yola çıkmak, hareket etmek.

87 görüntülenme

(birinin) tırnağı olamamak

birinden değerce çok aşağı olmak.

87 görüntülenme

(bir yer, işte) yabancılık çekmek

bir iş veya çevrede yabancı olmaktan doğan güçlüklere uğramak.

87 görüntülenme

vikaye etmek

korumak.

87 görüntülenme

aynı telden çalmak

aynı şeyi söylemek.

87 görüntülenme

çene çalmak

gevezelik etmek: 'Komşu kadınlar akşam yemeğinden sonra onun etrafında toplanırlar, geç vakitlere kadar çene çalarlardı.' -R. N. Güntekin.

87 görüntülenme

yüreği tükenmek

bir şeyi anlatmak için çok yorulmak.

87 görüntülenme

(bir şeyden) ileri gelmek

1) oluşmak, meydana gelmek: 'O kadar üşümesi trende saatlerce hareketsiz kalmasından ileri geliyordu.' -S. F. Abasıyanık. 2) neden olmak; 3) bağlı bulunmak.

87 görüntülenme

ardından atlı kovalamak

arkasından atlı kovalamak.

87 görüntülenme

ergen olmak

evlenecek çağa girmek.

87 görüntülenme

vurdumduymazlıktan gelmek

aldırış etmemek, umursamamak, önem vermemek: 'Şimdi böyle bir iftira karşısında bizim için vurdumduymazlıktan gelmeye imkân kalır mıydı?' -Y. K. Karaosmanoğlu.

87 görüntülenme

halay çekmek (tepmek)

halay oyunu oynamak: 'Erkekler dışarıda halay çekip tabanca atarken kadınlar Zekiye'yi getirip ortaya oturttular.' -L. Tekin.

87 görüntülenme

ihdas etmek

1) ortaya çıkarmak, meydana getirmek; 2) kurmak; 3) mec. bir şeyin olmasına, ortaya çıkmasına sebep olmak.

87 görüntülenme

ağız (ağzını) açmak

1) konuşmaya başlamak; 2) kesici aletleri keskin duruma getirmek; 3) ağır sözler söylemeye başlamak; 4) azarlamak, paylamak: 'Aman efendim, bendenize bir ağız açtılar, donakalmışım.' -M. Ş. Esendal. 5) alık alık bakmak.

87 görüntülenme

maval okumak

yalan söylemek, yalan söyleyerek oyalamak, masal okumak.

87 görüntülenme

yüzü gülmek

1) sevinci yüzünden belli olmak: 'Otele gidip lavabolu odayı görünce yüzüm güldü.' -F. Otyam. 2) feraha kavuşmak: Şehirlilerle köylüler arasındaki alışveriş şartları düzenlendikten sonra hepsinin yüzü gülmeye başladı. 3) temiz, tertipli duruma gelmek.

87 görüntülenme

göze diken olmak

göze batmak.

87 görüntülenme

yüzünden düşen bin parça olmak

öfke veya küskünlükten ileri gelen can sıkıntısıyla suratı asık olmak: 'Ama iktisadi bunalım ayyuka çıktı maşallah, yurttaşın yüzünden düşen bin parça olacak.' -H. Taner.

87 görüntülenme

ağız yapmak

birini kandırmak, yanıltmak amacıyla duygularını, düşüncelerini olduğundan başka türlü gösterecek biçimde konuşmak: 'Kaçacağım, tövbeler olsun, bir fırsatını bulayım diye ağız yaptı.' -M. Ş. Esendal.

87 görüntülenme

eski köye yeni âdet getirmek

alışılmamış, yadırganan bir yeniliği yapmaya kalkışmak.

87 görüntülenme

alev almak

1) tutuşmak, yanmaya başlamak: 'Sobada çıralar hemen alev almış, odunları da tutuşturmuştu.' -T. Buğra. 2) mec. coşmak, heyecanlanmak, heyecana gelmek; 3) mec. öfkelenmek, kızmak; 4) mec. telaşlanmak.

87 görüntülenme

(birinin) ağzına bir parmak bal çalmak

birini tatlı sözlerle veya çeşitli hediyelerle bir süre için kandırmak, oyalamak: 'Hürriyet, müsavat diye herkesin ağzına bir parmak bal çaldılar.' -H. R. Gürpınar.

87 görüntülenme

hesap etmek

1) bir işin kazancıyla giderini karşılaştırarak bir sonuca varmak; 2) düşünmek, tasarlamak.

87 görüntülenme

iki eli (birinin) yakasında olmak

kıyamette ondan davacı olmak: 'Babanın kanını yerde korsan öteki dünyada iki elim yakanda diye kışkırtmıştı.' -O. Kemal.

87 görüntülenme

iki eli böğründe kalmak

çaresiz kalıp ne yapacağını bilememek.

87 görüntülenme