En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

pekmezi küpten, kadını kökten al

yiyeceği en uygun ortamından almak gerektiği gibi eş olacak kadının da temiz ve soylu olanını almak gerekir.

18 görüntülenme

insan (adam) kıymetini insan (adam) bilir

bir kimsenin, bir şeyin değerini ancak o konuda uzmanlığı olanlar bilir.

18 görüntülenme

utanma pazar, dostluğu bozar

taraflar birbirine ne denli yakın da olsalar bir alışverişte açıkça konuşup anlaşmaları gerekir, 'ayıp olur' kaygısıyla başta değinilmeyen konular yüzünden sonradan araya soğukluk, kırgınlık girer.

18 görüntülenme

bayramda borç ödeyene ramazan ağır (kısa) gelir

vadesi yaklaşan bir borcu ödemek zorunda olan kimseye günler çok çabuk geçer.

18 görüntülenme

dert, çekene göredir

bir derdin ağırlığı, hafifliği ona uğrayan kimsenin etkilenme derecesiyle ölçülür.

18 görüntülenme

altın adı pul oldu, kız adı dul oldu

uygunsuz davranışları yüzünden temiz tanınan kişiliği lekelendi.

18 görüntülenme

uyku durak yok

dinlenme imkânı yok.

18 görüntülenme

insan çeşit çeşit, yer damar damar

toprağın her kesimi ayrı ayrı nitelikler taşıdığı gibi insanlar da birbirlerinden farklı özelliklere sahiptirler.

18 görüntülenme

üç göç, bir yangın yerini tutar

bir yerden başka bir yere taşınırken bazı eşya kırılır, dökülür, kaybolur, birçok kez taşınma sonunda bu eşya yangın artığına döner.

18 görüntülenme

insan gönlünün artığını söyler

insanlar şaka yaparken içlerinden geçeni yansıtırlar.

18 görüntülenme

köpek sahibini ısırmaz

kişi ne kadar aşağılık olursa olsun, kendini benimseyip koruyana kötülük etmez.

18 görüntülenme

değirmen taşının altından diri çıkar

en ağır şartlarda bütün güçlükleri yener.

18 görüntülenme

köpek suya düşmeyince yüzmeyi öğrenmez

kişi, bir tehlike karşısında her yerden umudu kesilip kendine güvenmekten başka çare kalmadığını anlamadıkça kurtuluş yolunu bulamaz.

18 görüntülenme

gün geçer, kin geçmez

aradan uzun zaman geçse de bir kimsenin başkasına karşı beslediği kin sönmez.

18 görüntülenme

benim oğlum bina okur, döner döner yine okur

çok çalışmasına karşın belli bir düzeyden öteye gidemiyor.

18 görüntülenme

altını saklamak değil, kuruşu saklamak hünerdir

tutumluluk değersiz görünen şeyleri değerlendirmekle olur.

18 görüntülenme

rüzgâra (karşı) tüküren, kendi yüzüne tükürür

bilgi, beceri, fizikî güç gibi yönlerden kendisinden üstün olanlarla mücadeleye giren bir kimse bu mücadelede yenik düşer, birtakım kayıplara uğrar.

18 görüntülenme

insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur

kişinin çocukluğundaki huyları, özellikleri yaşlılığında da değişmez.

18 görüntülenme

insan yükü (eti) ağırdır

1) hiç kimse başka bir kimseye yük olmamalıdır; 2) yatalak insanı kaldırmak, yatırmak güçtür.

18 görüntülenme

değirmenin suyu nereden geliyor?

bu işin masrafını karşılayacak para nasıl kazanılıyor.

18 görüntülenme

var varlatır, yok söyletir

varlık, kişiye yüksekten atma ve varlığını artırma gücü verir; yokluk ise ancak sızlanmaya, yakınmaya yol açar.

18 görüntülenme

insanoğlu çiğ süt emmiş

insanlardan tam bir doğruluk beklenmez.

18 görüntülenme

sabır acıdır, meyvesi tatlıdır

sabır zor bir iştir ancak güzel sonuçları vardır.

18 görüntülenme

ana gibi yâr olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz

insanlar içinde bize anne kadar candan bağlı dost yoktur.

18 görüntülenme

ip kırıldığı (koptuğu) yerden ulanır (bağlanır)

1) iki kişi arasındaki kırgınlığın giderilmesi için kırgınlık sebebinin giderilmesi gerekir; 2) bozulan bir iş nerede kalmışsa düzeltilmesine oradan başlanır.

18 görüntülenme

sabrın sonu selamettir

karşılaştığı güçlükleri sabırla yenmeye çalışan kimse, sonunda başarıya ulaşır.

18 görüntülenme

anamın (babamın) öleceğini bilseydim kulağı dolu darıya satardım

insan en değerli malının karşılıksız olarak elinden gideceğini bilse onu yok denecek kadar az bir paraya satar.

18 görüntülenme

istemem diyenden korkmalı

bir şeyi istemem diyen, fırsat bulduğunda o şeyi elde etmek için aşırı hırs gösterir.

18 görüntülenme

veren el, alandan üstündür

yardımını esirgemeyen, eli açık olan kimseye herkes saygı gösterir.

18 görüntülenme

demiri tavında dövmeli

her iş zamanında ve uygun durumda yapılır.

18 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

hulus (huluslar) çakmak

dalkavukluk etmek, yaranmaya çalışmak: 'Bunlar aşiret reislerine hulus çakmışlar, hep alttan almışlar belki rüşvetlerini de yemişler ve onları şımartmışlardı.' -N. F. Kısakürek.

85 görüntülenme

meydana gelmek

1) olmak, oluşmak: 'Kum tanelerinden meydana gelen yazıları okumaya çalışan Bünyamin bir hayli zorlandı.' -İ. O. Anar. 2) ortaya çıkmak: 'Müspet ve realist ilmî araştırmaların meydana gelebilmesi için istatistik bir zarurettir.' -N. Hikmet.

85 görüntülenme

boş atıp dolu tutmak (vurmak)

umutsuz olarak girişilen bir iş, iyi sonuç vermek.

85 görüntülenme

abazan kalmak

1) uzun süre cinsel ilişkide bulunmamak; 2) aç kalmak.

85 görüntülenme

hız vermek

1) hızını artırmak, hızlandırmak: 'Müdür bey yeni yeni fark etmeye başladığı şartların itişiyle kendine biraz hız verdi.' -K. Korcan. 2) mec. isteklendirmek.

85 görüntülenme

fakir tavuğu tek tek yumurtlar

'destekçisi olmayan, dayanağı olmayan kimsenin işleri yavaş yürür' anlamında kullanılan bir söz.

85 görüntülenme

çivi kesmek

tkz. çok üşümek: 'Ayağının çivi kestiğini ancak o zaman fark etti.' -H. Taner.

85 görüntülenme

ahbap çıkmak

önceden tanışmış olmak: 'Gümrükten itibaren her rast geldiği adamla ahbap çıktı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

85 görüntülenme

kafa (kafasını) karıştırmak

önceki düşüncelerini altüst etmek.

85 görüntülenme

basireti bağlanmak

iyi düşünemez, gerçeği göremez bir duruma düşmek: 'Bazen en mahir canilerin bile böyle mühim nisyanlarda bulunacak kadar basiretleri bağlanır.' -H. R. Gürpınar.

85 görüntülenme

bırak ki

varsay ki: 'Filan hekim, dediler, geldi baktı, anlamadı / Bırak ki anlasalar var mı çare hiç, ne gezer' -M. A. Ersoy.

85 görüntülenme

kapıp koyuvermek

1) kendini bırakmak: 'Nihayet yorgunluktan sızıp kalıncıya kadar kendimi bu buhrana kapıp koyuverdim.' -E. İ. Benice. 2) bırakmak, vazgeçmek.

85 görüntülenme

kökünden halletmek

herhangi bir konuyu veya sorunu temelden çözümlemek: 'Bu işi kökünden halletmek için kızını derhâl evlendirmeye karar vermişti.' -A. H. Tanpınar.

85 görüntülenme

ince eleyip (eğirip) sık dokumak

bir şeyi en küçük ayrıntılarına kadar araştırmak, gözden veya elden geçirmek: 'Annesinin bu meseleyi nasıl ince eleyip sık dokuyacağını biliyordu.' -O. Kemal.

85 görüntülenme

lamba açmak

kapı, pencere kenarlarında genellikle dik açılı girinti açmak.

85 görüntülenme

çok şey!

şaşma anlatan bir söz.

85 görüntülenme

bıyığını balta kesmez olmak

kimseden korkusu olmamak.

85 görüntülenme

zevkine ermek (varmak)

zevkini çıkarmak: 'Hem kitap okumak hem de ağabeyimle birlikte bulmaca çözmek zevkine erdim.' -A. Erhat.

85 görüntülenme

cereyanda kalmak

1) kapalı bir yerde, karşılıklı açık pencere veya kapı arasında meydana gelen hava akıntısında kalmak; 2) buna bağlı olarak üşütmek.

85 görüntülenme

yolu (yolunu) şaşırmak

yanlış yola sapmak: 'Yollar ıssızdı, el ayak çekilmişti, sokaklarda yolu şaşırdım.' -Halikarnas Balıkçısı.

85 görüntülenme

bıyık burmak (bükmek)

çalım yapmak amacıyla bıyıklarını kıvırmak: 'Bıyık buran, göğüs geren erleriz.' -E. B. Koryürek.

85 görüntülenme

el tazelemek

bir işte yorulan kimse yerine başka birini getirmek.

85 görüntülenme

kömürcü çırağına dönmek

yüzü, üstü başı siyah lekeler içinde kalmak, eli yüzü kapkara olmak.

85 görüntülenme

yuh çekmek

beğenilmeyen, tasvip edilmeyen birine veya bir duruma karşı haykırmak: 'Bu yeni kişilik artık Beşiktaş tribününden hakeme yuh çekemez.' -H. Taner.

85 görüntülenme

süsleyip püslemek

özenle, özen göstererek süslemek, göze çarpacak kadar süslemek, telleyip pullamak.

85 görüntülenme

geri saymak

geriye doğru saymak.

85 görüntülenme

rap diye

ansızın: 'Delikanlı, yokuşa saptı, arabayı rap diye cakalı bir tavırla durdurdu.' -H. Taner.

85 görüntülenme

yoluna girmek

istenilen, gerekli olan biçimde gelişmeye başlamak: 'Göreceksin, bu konaktan çıkar çıkmaz her şey öyle bir yoluna girecek ki! Bütün uğursuzluklar bu evden geliyor.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

85 görüntülenme

yürüyüşe geçmek

1) bir yerden başka bir yere gitmek için yürümeye başlamak: Askerler yürüyüşe geçti. 2) bir yeri almak için o yöne doğru ilerlemek.

85 görüntülenme

gülleri yarılmak

çok keyiflenmek: 'Kahpe karının neredeyse gülleri yarılacaktı.' -O. Kemal.

85 görüntülenme